17 Ağustos 2018 Cuma Saat:
12:10
23-09-2016
  

Müslim b. Akil'e Yapılan İhanet

İbn Ziyad, Müslim'i ihbar edecek kişiye ödül vaat etmişti. Daha şafak sökmemişti ki...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İbn Ziyad, Müslim b. Akil'in şahsında Emevî rejimine karşı beliren siyasal hareketi bitirmek için en alçakça yöntemler dâhil olmak üzere her yola başvurdu. İmam Hüseyin'in (a.s) Kûfe'ye ulaşmasından önce Müslim b. Akil'i ve ona destek verenlerin tümünü yok etmek üzere çok seri bir harekât başlattı. Amacı, kıyamı başarısızlığa uğratmaktı. Müslim'in hareketlerinin, barındığı yerin ve taraftarlarının tespit edilmesi için yoğun bir ihbar furyası başlattı. Bu sayede saklandığı yeri ve karargâhını tespit etti.(1) Bu, insanların zulme karşı direnmelerinin kırılma noktasıydı.

 

Yeni vali Ubeydullah b. Ziyad bir hile ile Hüseyin'in (a.s) elçisini barındıran, onu en güzel şekilde ağırlayan, görüş ve plânlarına katkıda bulunan Hâni b. Urve'yi yakaladı. Onu yakaladıktan sonra aralarında uzun bir konuşma geçti. Ardından Hâni'yi öldürdü. Cansız bedenini, sarayın çatısından, etrafta toplanan kalabalığın üzerine attı. Halkı bir korku sardı. Herkes evine çekildi. Hiçbir şey kendilerini ilgilendirmiyormuş gibi.(2)

 

Müslim, Hâni'nin başına gelenleri, kalabalık sayısına ve yeterli donanımına rağmen aşiretinin (Müzhicoğulları) onu yalnız bırakmasını duyunca, arkadaşlarıyla birlikte ortaya çıktı ve halkı valilik sarayını kuşatmaya çağırdı. Ziyad'ın etrafındaki çemberi iyice daralttı ve onu zor durumda bıraktı. Ancak İbn Ziyad, dehası, hilesi sayesinde bu sıkıntıyı da atlatmayı başardı ve halkın Müslim'in etrafından dağılmalarını sağladı.(3)

 

İbn Ziyad, adamlarını halkın arasına yolladı. Bunlar; halkın moralini bozuyor, halkı güvenlik ve istikrarı korumaya, kan akıtmamaya çağırıyor, zaman kazanmaya ve isyancıları dağıtmaya yönelik olarak Şam'dan yardım amacıyla büyük bir ordunun yola çıktığını söyleyerek halkı korkutuyorlardı. Bu propagandalar yavaş yavaş etkili olmaya başladı ve insanlar Müslim b. Akil'in etrafından dağıldılar.

 

Akşam olunca Müslim, yanında kalan kişilerle beraber mescitte namaz kıldı. Sonra tek başına mescitten çıktı. Yanında kendisine yardım edecek, kendisine destek olacak ve kendisine yol gösterecek bir tek kişi yoktu. İnsanlar kapılarını yüzüne kapatmışlardı. Gecesini geçirecek bir ev aradı. Gecenin karanlığında yürürken bir kadının, evinin kapısında bir şey bekliyormuş gibi durduğunu gördü. Ona kendisini tanıttı ve evinde sabaha kadar kalması için izin vermesini istedi. Kadın onu iyi karşıladı ve evine aldı. Akşam yemeğini getirdi. Ama Müslim, bir şey yemedi. Kadının oğlu Müslim'in yerini öğrenmiş oldu.

 

İbn Ziyad, Müslim'i ihbar edecek kişiye ödül vaat etmişti. Daha şafak sökmemişti ki, kadının oğlu saraya koştu ve Muhammed b. Eş'as'a Müslim b. Akil'in yerini ihbar etti. İbn Ziyad bu haberi duyar duymaz İbn Eş'as komutasında büyük bir kuvvet göndererek Müslim'in bulunduğu yerin etrafını sardı.(4)

 

Müslim gürültüleri duyunca, askerlerin kendisini aradıklarını anladı. Hemen kılıcını çekerek karşılarına çıktı. Askerler evin içine dolmuşlardı. Kılıç sallayarak onları evden dışarı püskürttü. Askerler tekrar eve saldırdılar, o da karşı koydu. Bu sefer daha kalabalıktılar ve ayrıca vücudunun çeşitli yerlerinden yaralar da almıştı. Biri arkadan bir mızrak batırdı, yüzüstü yere düştü. Onu esir aldılar. Bir katıra bindirilerek götürüldü. Eş'as, kılıcını ve silahını aldı. Alıp saraya götürdüler.

 

İbn Ziyad'ın yanına çıkardılar. İbn Ziyad'a selâm vermedi. İbn Ziyad'la Müslim b. Akil arasında uzun bir konuşma geçti. Müslim, son derece dengeli hareket ediyor, kendinden emin bir vaziyette konuşuyor ve güçlü kanıtlarını büyük bir maharetle sergiliyordu. Müslim'in bu hâli, İbn Ziyad'ı çileden çıkardı. Öfkeden boyun damarları şişti. Ali'ye, Hasan'a ve Hüseyin'e sövmeye başladı. Sonra adamlarına, onu sarayın çatısına çıkarmalarını, orada öldürüp cesedini halkın ü-zerine atmalarını, onu Kûfe'nin caddelerinde sürüklemelerini, sonra Hâni b. Urve'nin yanına asmalarını emretti. Bütün bunlar olurken Kûfeliler sokaklarda durmuş, olup bitenleri büyük bir sükûnetle izliyorlardı. Sanki onun kim olduğunu hiç bilmiyorlarmış gibi.

 

Müslim, İbn Eş'as'tan, Kûfe'de meydana gelen olayları Hüseyin'e (a.s) yazmasını, buraya gelmemesini tavsiye etmesini istemiş, İbn Eş'as da bunu yapacağına söz vermişti. Ama verdiği sözü tutmadı.(5)

 

****

 

Müslim b. Akil bin Ebu Talib, İmam Hüseyin'in (a.s) amcaoğlu ve Kufe'de şehit olan ilk yârenidir. Müslim bin Akil, İmam Hüseyin (a.s) Kufe'ye gitmeden önce İmamın temsilcisi unvanı ile Kufe'ye gitmiş ve görevi oranın durumunu gözlemlemek ve Kufelilerin sözlerinde ısrarlı ve sadık olmaları durumunda İmam Hüseyin’e o yönde rapor vermekti.

 

Müslim bin Akil, şehit olmadan 27 gün önce İmam Hüseyin'e (a.s) raporunu göndermiş ve raporunda Kufelilerin hazır olduklarını belirtmiştir. Ubeydullah bin Ziyad'ın Kufe valisi olarak atanmasından sonra Kufeliler ondan korku ve dehşete kapılmış ve Müslim bin Akil'in yanından ayrılarak onu yalnız bırakmışlardır. En sonunda hicretin 60. Yılında Arife günü şehit edilmiştir.

_____

1- İ'lamu'l-Vera, 1/440; el-Ahbaru't-Tival, s.178; Menakib-u Âl-i E-bî Talib, 4/91; el-Futuh, İbn A'sem, 5/69; Tarihu't-Taberî, 4/271; Ensa-bu'l-Eşraf, s.79

2- el-Kâmil Fi't-Tarih, 3/271; el-Futuh, İbn A'sem, 5/83; İ'lamu'l-Vera, 1/441

3- Siretu'l-Eimmeti'l-İsnâ Aşer, 2. kısım, s.63; İ'lamu'l-Vera, 1/441; Menakib-u Âl-i Ebî Talib, 4/92; el-Kâmil Fi't-Tarih, 3/271

4- el-İrşad, adlı eserde bunun yetmiş kişilik bir kuvvet olduğu belirtilmektedir.

5- Daha ayrıntılı bilgi için bk. A'yanu'ş-Şia, 1/592; İ'lamu'l-Vera, 1/442; el-Kâmil Fi't-Tarih; 4/32; el-Futuh, 5/88; Tarihu't-Taberî, 4/280; Mekatilu't-Talibiyyin, s.92

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler