19 Temmuz 2018 Perşembe Saat:
07:05

Mutluluk Formülü Asr Suresinde

04-07-2018 09:48


 

 

 

1- Asra yemin olsun ki,

 2- İnsan mutlaka ziyandadır.

 3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler,

birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

 

Hz. Âdem (as) ile başlayan yeryüzündeki insanlık tarihi zamana bağımlıdır. Her insanın kendisine, karar kılınmış bir mühlet ve bir imtihan alanı verilmiştir. Yani her varlık gibi insan da belli bir zaman dilimine mahsus olacak ve imtihana girecekti.

 

İşte bu nedenle “Asr” a yemin edilerek başlanılması, her insanın dikkatini asla kaçırmaması gereken bir noktayı vurgulamaktadır. Yani günler, haftalar, aylar, yıllar ve hatta ömürler hızla geçmektedir. Bu nedenle zamanın nasıl değerlendirildiği önemlidir.

 

İnsanların dikkat etmesi gereken ve kendisine örnek alması açısından önemli zaman dilimleri de vardır. Örneğin şerî bakımından bu dinin kurucusu Hz. Muhammed(saa)’in dönemini iyi bilmek gerekir. Aksi takdirde dini doğru algılayamayız. Ne peygamberi tanımadan dini bilebiliriz, ne sözlerini duymadan ne de tarihini bilmeden.

 

Lâkin sadece Peygamber(saa)’in zaman dilimini değil. Daha sonra gelen Ehl-i Beyt tarihini de çok iyi bilmek gerek. Yoksa İslam tarihinin başına neler geldiğini, ümmetin neler yaşadıklarını bilemeyiz. İmamlarımız nasıl mücadeleler verdiğinden, yolun nasıl devam ettiğinden bihaber oluruz.

 

Ve gelelim kendi zaman dilimimize. Kendi zamanımızın imamı olan Sahib-i Zaman(İmam Mehdi) ile olan bağlantımız da önemlidir. Bir hayat yaşıyoruz ve bu hayatı nasıl yönlendiriyoruz? Belki de bizimle insanlık tarihi son bulacak. Bu nedenle hayatımızın nasıl ve nerelerde harcandığı önemlidir. Zamanın imamı İmam Mehdi (as) dönemindeyiz. Nerede durduğumuz ve bize tanınan süreyi nasıl harcadığımız bizim imtihanımızdır.

 

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır.

 

Zamana and olsun ki; tüm insanlar hüsrandadır. Yani zarardadır. Çünkü insana zaman ve değişik lütuflar verilmiştir. Ve bu fırsat hızla tükenmekte, verilen fırsatın sonuna gelinmektedir.

 

İmam Ali Nâki(as)’nin dediği gibi.

 

“Dünya bir pazar alanıdır. Kimileri ondan kâr ettiler, kimileri de zarar ettiler.”

 

İşte yüce Allah’ın uyarısı gelmektedir. Her insan zarar eder. Ancak şu proğrama katılanlar, şu formülü takip edenler istisna olacaklardır.

 

Ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar, birbirlerine hakkı gözetmeyi ve sabretmeyi tavsiye edenler başka.

 

MUTLULUK PROGRAMI

 

1. İman eden

 

2. Salih amel işleyen

 

3. Hakkı birbirine tavsiye eden

 

4. Sabrı birbirine tavsiye eden

 

İMAN NEDİR?

 

İnsanın düşüncelerine ve kalbine verdiği amaçtır. İnanan insan için hedef; kendisini var eden yaratıcısının hoşnutluğunu kazanmak istemesidir. Dolayısıyla kendi hayatını ve geleceğini yaratıcısına dayandırmasından emin olmasıdır. O’na sınırsız güvenerek bağlanmasıdır. Elbette iman sadece Rabb’inin var olduğunun bilinmesi değildir. O’nun varlığına, isimlerine, fiillerine, emirlerine, model gösterdiklerine, vaadlerine ve dolayısıyla her alt başlığa da iman etmektir.

 

SALİH AMEL NEDİR?

 

İman üzere yapılan amellerdir. Amelin salih olması onları ihlâs esasları üzerine yapmasıdır. Böylece bireysel ve sosyal her türlü hayat programı iman üzere olur. Bu da ikinci esastır. Olmazsa olmazlardandır.

 

HAKKI TAVSİYE ETMEK

 

Üçüncü esasta birbirilerine hakkı tavsiye etmektir. Yaşadığı yolu savunması ve arkasında durması demektir. Hakk, hayatını kapsadığı gibi diğer insanlara da hakkı tavsiye ederler. Bunu yakalayabilmesi de arkasından gideceği modeller önemlidir. Elbette bu yolun sağlam olması için Rabb’inin gösterdiği ilahî model olan Hz. Muhammed (saa) ve onun arkasından gelen Ehl-i Beyt imamlarını takip etmesiyle olur. Aksi takdirde Hakkın yolu kişilerin eline bırakılırsa sapar. Bu takip ile hak yol garanti altına alınır. O kişi hakkı yakaladığı gibi diğer insanlara da rahatlıkla Hakkı tavsiye edebilir. Bu da kendisini örnek bir Müslüman olmaya götürür.

 

SABRI TAVSİYE ETMEK

 

Dördüncü esasta sabrı birbirilerine tavsiye etmesidir. Üç aşamayı gerçekleştiren insan, elbette kendinse muhalif olanlarla karşılaşır. Kendi nefsinden gelen dürtülere direndiği gibi çevresinde bulunan nefislerin dürtüleri de olacaktır. Ancak bu inanan insan tüm zorluklara rağmen direnecektir. İster sözel olarak alaylar, kınamalar, tacizler, hakaretler, dışlamalar olsun, ister fiili eziyet ve baskılar olsun bildiği hakikatten ayrılmayacak, hayatına getirdiği iman ve salih amel üzere yaşamı devam ettirecektir.

 Hatta bu hakikati onlara da tavsiye edecek. Kararlı olacak ve engel tanımayacak. Bu yüzden çok sabırlı olacak ve insanlara sabrı tavsiye edecek. Yüce Rabb’imiz bu aşamaya kadar gelip sabırlı olanları müjdelemektedir.

 İşte bu dört esas üzerinde olan insanlar üzülmeyecek, onların korkacağı bir durum olmayacaktır.

O halde bu dört esas bir bütün olarak yapıldığı takdirde insan dünya pazarından kârlı çıkmış olacaktır. Kendisine tanınan zaman imtihanından mutlu ve başarılı olarak geçecektir. Daha güzel ve mutlu bir geleceğe doğru…

Şimdi size soruyorum. Bu formül takip edilmezse mutluluk yakalanabilir mi? Elbette hayır. Çünkü parçalanmış bir formül artık işlev hakkını kaybeder. Bu günde Müslümanların hâli bu değil midir?

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !