17 Ocak 2018 Çarşamba Saat:
12:55
09-01-2018
  

Nasıl Dua Edilir?

Allah dua etmemizi istiyor mu?

Facebook da Paylaş


 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

1-Yaratılış bir sevgi tecellisidir.
 

En güzel isimlerin sahibi olan Allah; Vedûd'dur. Sonsuz ve sınırsız sevgi kaynağıdır. "Seven ve Sevilen"dir. Sevgi yönünde yolculuğa çıkmak, gitgide Allah'a daha yakınlaşmak yerine, bencil hırslarına esir olmak ve Allah'ı da bazı sihirli formüller okuyarak ihtiraslarımızın gerçekleşmesine yardımcı kılacağını sanmak, başlıbaşına bir şeytan aldatmasıdır.

 

Allah'ın bizden istediği ilk şey; eylem değil O'nu sevmek'tir. Bu sevgiye erişemedi isek eylemlerimizde de hayır olmaz veya çok az olur.

 

Duayı, bazı bazı büyülü formüllerle mekanik olarak isteğimizi elde etme yolu olarak aslâ anlamamalıyız. İlâhî sevgiye kavuşamadı isek kavuşabilmemiz, kavuştu isek bu sevgiyi koruyabilmemiz için, Yeryüzü'nde İlahî sevginin yansıdığı odak olarak yaratılan Rahmeten li'l-Âlemîn olan Resûl-i Ekrem'i (s.a.) ve Ehl-i Beyt'ini sevmemiz, onların sevgi dairesine girebilmemiz gerekir. Allah, her ân, Resûl-i Ekrem'e (s.a.), melekler vasıtası ile, çok güçlü sevgi akımını gönderir.
 

Bu akıma salât denir. Resûl-i Ekrem de bu salât'ı kendisini ve Allah'ı sevenlerin dahil olduğu sevgi dairesine yaydıktan sonra, tekrar Resûl-i Ekrem'in kutlu kalbine dönen bu sevgi akımını Allah'a gönderir. İnsanların Allah'a sevgisinin başlıca ifadesi namaz anlamında salât'tır. Bu da geniş anlamda dua kapsamına girse dahî, dar anlamda dua demek değildir.
 

Gerektiği gibi yerine getirilirse; insanı yoga, ki-kong, reiki vs.den müstağni kılan, bunlara ihtiyaç bırakmayan bir ibadetdir.

 

Mü'minin mi'racıdır
 

Sevgisiz zâlimler tarafından riya için kılınırsa, "vay hâline o namaz kılanların!" âyeti kapsamına giren çok acı bir durum söz konusudur.

2- İblis ve ona aldananlar, insanın iç âleminde şu vesveseyi de doğurarak, Allah'ı çağırmadan alıkoymak isterler: Allah'tan bir şey istemek, küstahlıktır. Allah her şeyi takdir etmiştir. Kader dua ile değişmez. Yazılan bozulmaz. şu halde duâ, Allah'ın gazabına maruz kalmaktan başka hiçbir şeye yaramaz. Allah bu duaları dinlemez bile!

 

Oysa bunun bir şeytan vesvesesi olduğunu bilmemiz ve şöyle düşünmemiz gerekir: Allah dua etmemizi istiyor, dua etmemizden hoşnut oluyor. Allah'tan başkasından, ona mutlak ve bağımsız bir kudret atfederek bir şey istemek doğru değildir, yoksa Allah'tan istemeyeceğiz de kimden isteyeceğiz?
 

3- Dualarımızda meşru olmayan, ahlâkî olmayan bir şey istememeliyiz. Mesela hased hissi ile bir başkasının bir nimetden mahrum kalmasını istemek, insanı sevgi yolunda tekâmülden alıkoyan eylemlerdendir.
 

4- Allah'tan genel olarak dünya ve âhiret güzelliği değil de belirli bir şey istiyorsak, sonunda "Hayırlı olanı sen bilirsin Rabbim! Sana tevekkül ettim!" demeliyiz. Bu seviyeye gelebilmiş isek, isteğimiz gerçekleşmediğinde "demek ki hayırlısı bu değilmiş" inancı ile, huzurumuzu bozmayız Allah'tan belirli bir şey, meselâ "hayırlı bir kısmet" değil de "belirli bir kimse ile evlilik" istenmesinin doğru olmadığını söylemiyorum. Ne var ki bu gibi istekler "Allah'ım! Benim için hayırlı olanı Sen bilirsin, Bazı şeyler bana hayır gibi görünse de gerçekte kötü olabilir. Bu sebeple sana tevekkül ettim, hayırlı ise bu isteğimi bana ver, değilse bu tutkudan kurtulmamda bana yardımcı ol, bana hayırlısını ver!" diye ifade edilmelidir.
 

Bu şekilde istenmediği takdirde Dünya irade serbestîsi ve imtihan âlemi olduğu için; insan kendisi için hayırlı olmayan bir şeyi de isteğine uygun olarak elde edebilir. Ne var ki daha sonra da elde ettiği şeyden kurtulmak için dua etmek zorunda kalabilir. Sonsuz ve sınırsız İyilik ve Güzellik, sonsuz ve sınırsız Sevgi, Kudret ve Hikmet Sahibi olan Rabbimize tevekkül edelim, hakkımızda hayırlı olanı O'ndan isteyelim.

5- Kader inancını; yine şeytan vesvesesine kapılarak; dua etmemizi engelleyen bir determinizim haline getirmeyelim. Allah'tan kötülük sadır olmaz. Bu aklen imkânsızdır, muhaldir. Fakat Allah sonsuz kudreti, rahmeti, inayeti ve lütfu ile, her an duamızı kabul eder. "Yazılmış olanı artık ben de bozamam" demez.

 

6- Allah'a saf bir sevgi ve güvenle bağlanalım. Dua, Allah'ın varlığını sınama aracı değildir. Allah'ın varlığı aklî bir apaçıklıktır. şeytanî vesveselerin, iç âlemimize bulaşan bu virüslerin etkisinden kurtulmak için dua edebiliriz ve etmeliyiz de! Kur'an-ı Kerim'in son sûresi olan Nâs Suresi'ni okuyunuz.
 

7- Dua edebilmek ve sonuç alabilmek için dar anlamda İslâm'a, diğer bir deyişle Son Peygamber' e (s.a.) iman etmek şart mıdır?
 

Buna biraz ayrıntılı bir cevap vermemiz gerekiyor: Dar anlamda Müslim (Müslüman) olmayan insanlar ikiye ayrılırlar:
 

Bir kısmı kasir, bir kısmı mukassir'dir. Kasir olanlar, Resul-i Ekrem'e iman için yeterli imkanlara sahip olmayanlardır. Bunlar; Allah'a, önceki Hak Peygamberden birisine sevgi ve inanç ile bağlananlar, Ahiret'e de îman edenler ve Dünya hayatını iyi niyetli ve iyi eylemlerle geçirenler, başkalarına zulmetmeyenler, ellerinden gelen iyiliği esirgemeyeceklerdir. Bunlar Tanrı katında mükâfatlarını alacaklardır.
 

Mukassir'ler, Dünya hayatında İlahî sevgi yoluna girmemiş benliklerine, nefslerine çekici görünen nesneleri putlaştıran ve bu sebeple Son Peygamber'i (s.a.) kabul edecek imkânlara sahip oldukları halde O'nu veya Son Peygamber oluşunu reddeden kimselerdir. Bunlar da Âhiret hayatında cehennem adı verilen arınma ve manevî tedavî merkezinden geçeceklerdir.
 

8- Duanın muhatabı Allah'tır. Fakat dua eden; Allah'ın Yeryüzü'nde sevgi odağı kıldığı Resûl-i Ekrem'i (s.a.); O'nun Ehlibeyti'ni, bu sevgi dairesinin merkezinde yer alan sevgi odağı çevresindeki diğer Allah elçilerini sevmiyorsa, onları incitecek sözler söylüyorsa, kin dairesinden gelen bir istek, sevgi akımı dairesine aktarılamaz ve bu istek Allah'a ulaşmaz. Meğer ki bu daireye dahil kimselerden hiç değilse birisi sevilsin ve diğerlerini sevmeyen; "mukassir" değil "kasir" durumunda olsun.
 

Böylece; Ehlibeyt'i sevmeyen bir Müslüman'ın duası kabul edilmez iken; İsa Mesih'i ve Meryem'i gönülden seven ve son Peygamber ve Ehlibeyt'i açısından "kasir" durumunda olan bir Hıristiyanın duası kabul edilebilir.
 

9- Allah'tan Dünya ve Ahiret iyiliğini ve güzelliğini dilemek, sadece izin verilen bir şey olmakla kalmayıp aynı zamanda en değerli, Allah katında en makbul bir ibadettir de!

 

Allah; kendisine dua edilmesini ister. O'na dua eden O'na îman ediyor, O'na güveniyor demektir. Yukarıda da söylediğimiz gibi, "dua etmek yararsızdır, kaderimiz belirlenmiştir" demek doğru değildir.
 

Ehlibeyt İmamları'ndan altıncısı İmam Sadık: bu sözün doğru olmadığını söylemiş, İste ki verilsin! buyurmuştur, çalınan kapı açılır demiştir.
 

İncil'de Hazreti İsa Mesih de aynı tavsiyeyi yapmaktadır.
 

10- Dua ettikten sonra, isteğimizi derhal elde edemediğimiz için şüphe ve ümitsizliğe kapılmamız doğru olmaz. Allah'a tevekkül etmeli, duaya devam etmeli ve Allah'a güvenerek beklemeliyiz.
 

Gecikmesinde hayır olan istekler de vardır.

 

 

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler