20 Eylül 2020 Pazar Saat:
07:11
26-02-2020
  

Nebi - Güzelliğe, Dine ve Ölüme Dair - Son Bölüm

İncinmiş ve mağdur olanlar der ki: “Güzellik şefkatli ve naziktir. Kendi ihtişamından yarı mahcup genç bir anne gibi dolaşır aramızda.”

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Güzelliğe Dair

 

Bir şair, bize Güzellikten Söz Et, dedi. O da yanıtladı: Nerede arayıp, nasıl bulacaksınız güzelliği; güzellik bizzat yolunuz ve rehberiniz değilse? Ve güzellikten nasıl söz edeceksiniz, sözlerinizi dokuyan o değilse?

 

İncinmiş ve mağdur olanlar der ki: “Güzellik şefkatli ve naziktir. Kendi ihtişamından yarı mahcup genç bir anne gibi dolaşır aramızda.”

 

Tutkulu olanlar der ki: “Hayır, güzellik kudretli ve dehşetli bir şeydir. Fırtına gibi ayağımızın altındaki toprağı ve başımızın üstündeki göğü sarsar.” Yorgun ve bıkkın olanlar der ki: “Güzellik tatlı fısıltılardan oluşur. Ruhumuzda konuşur. Sesi sessizliklerimize teslim olur, gölge korkusuyla titreyen zayıf bir ışık gibi.” Ama yerinde duramayanlar der ki: “Dağların arasında bağırdığını duyduk, bağırtılarıyla birlikte nal sesleri, kanat sesleri ve aslanların kükremeleri duyuldu.”

 

Geceleyin kentin muhafızları der ki: “Güzellik şafakla birlikte yükselecek doğudan.” Öğle vakti çalışanlar ve yolcular der ki: “Onu günbatımının pencerelerinden dünyaya eğilmiş gördük.” Kış vakti karda mahsur kalanlar der ki: “Baharla birlikte gelecek tepelerden aşarak.”

 

Yaz sıcağında ekin biçenler der ki: “Onu güz yapraklarıyla dans ederken gördük, saçında da kar birikmişti rüzgârdan.” Güzelliğe dair bütün bunları söylediniz, ama aslında ondan değil, giderilmemiş ihtiyaçlardan söz etmekteydiniz; hem güzellik bir ihtiyaç değil, coşkunluktur. Ne susamış bir ağızdır ne de uzatılmış boş bir avuç. Tutuşmuş bir yürek, büyülenmiş bir ruhtur.

 

Ne görmek istediğiniz imgedir ne de duymak istediğiniz şarkı. Gözlerinizi kapatsanız da gördüğünüz imge, kulaklarınızı tıkasanız da duyduğunuz şarkıdır güzellik. Ne oluklu ağaç kabuğu içindeki özsuyudur ne de bir pençeye takılı kanat. Sonsuza dek çiçek açan bir bahçedir, sonsuza kadar uçuşan melekler topluluğudur.

 

Ey Orphalese halkı, güzellik hayattır, kutsal yüzündeki peçeyi indirdiğinde hayat. Fakat hayat da sizsiniz, peçe de. Güzellik sonsuzluktur, aynada uzun uzun kendini seyreden. Fakat sonsuzluk da sizsiniz, ayna da.

 

Dine Dair

 

Yaşlı bir rahip, bize Dinden Söz Et, dedi. O da dedi ki: Bugün başka bir şeyden söz ettim mi ki? Din bütün edimler ve bütün düşünceler değil midir?

 

Hem edim ya da düşünce olmayan, ama eller taşı yontarken veya dokuma tezgâhında çalışırken ruhta beliriveren o şaşkınlık ve hayret değil midir? Kim imanını eylemlerinden, inancını uğraşlarından ayırabilir? Kim saatlerini önüne serip, “Bu Tanrı için, bu kendim için mi; bu ruhum için, bu da bedenim için mi?” diye sorabilir? Bütün saatleriniz evrende benlikten benliğe çırpılan kanatlardır.

 

Ahlakı sadece en güzel kıyafeti olarak taşıyan, çıplak dolaşsa daha iyidir. Ne rüzgâr ne de güneş delebilir çıplak tenini. Davranışlarını etik ile tanımlayan kişi, şarkı-kuşunu bir kafese hapsetmiş demektir. Şarkıların en özgürü demirler ve teller arasından gelen değildir.

 

İbadeti açılacak, ama aynı zamanda da kapatılacak bir pencere olarak gören kişi, pencereleri şafaktan şafağa uzanan ruh evine daha uğramamış demektir. Günlük yaşamınız tapınağınız ve dininizdir. Oraya her girdiğinizde varınızı yoğunuzu alın yanınıza.

 

Alın sabanı, demir ocağını, tokmağı ve lavtayı. Gerektiği için ve zevk için yaptığınız şeyleri. Çünkü düşlere dalarak ne başardıklarınızın üstüne çıkabilirsiniz ne de başarısızlıklarınızın altına düşebilirsiniz. Yanınıza bütün insanları alın:

 

Çünkü tapınmada ne onların umutlarından yücelere uçabilirsiniz ne de onların umutsuzluklarından daha aşağı inebilirsiniz.  Eğer Tanrı’yı bilmek isterseniz, bilmece çözmeye girişmeyin. Onun yerine çevrenize bakın, O’nu çocuklarınızla oynarken göreceksiniz.

 

Evrenin derinliklerine bakın; O’nun bulutta yürüdüğünü, şimşekte kollarını uzattığını ve yağmurla yeryüzüne indiğini göreceksiniz. O’nun çiçeklerde gülümsediğini, sonra doğrulup ağaçlarda el salladığını göreceksiniz.

 

Ölüme Dair

 

Sonra El Mitra konuştu, şimdi de Ölüm’ü sormak isteriz, dedi. O da cevap verdi: Ölümün sırrına ermek istersiniz. Ama bu sırrı hayatın kalbinde aramadıkça nasıl bulursunuz ki?

 

Geceye dönük gözleri güne kör olan baykuş ışığın esrarını ortaya çıkaramaz. Gerçekten ölümün ruhunu görmek istiyorsanız, yüreğinizin kapılarını açın hayatın bedenine ardına kadar. Çünkü hayat ve ölüm birdir, tıpkı ırmak ve denizin bir olduğu gibi.

 

Umutlarınızın ve arzularınızın derinliklerinde yatar hayattan sonrasına dair sessiz bilginiz…

 

Karın altında düş kuran tohumlar gibi düşler yüreğiniz ilkbaharı. Düşlere güvenin, çünkü onlarda saklıdır ebediyetin kapısı. Ölüm korkunuz, kendisini onurlandıracak olan kralın huzuruna çıkan çobanın titremesinden başka bir şey değildir.

 

Çoban titrerken sevinçli değil midir kralın armasını taşıyacağı için? Yine de asıl farkında olduğu titreyişi değil midir? Çünkü ölmek rüzgârda çıplak durmaktan ve güneşte erimekten başka nedir ki? Soluk almaz olmak, yükselebilmesi, genişleyip engelsiz bir şekilde Tanrı’yı arayabilmesi için, soluğu o bitip tükenmez gelgitlerden kurtarmaktan başka nedir ki? Ancak sessizlik ırmağından içtiğiniz zaman gerçekten şarkı söyleyeceksiniz.

 

Dağın tepesine ulaştığınız zaman tırmanmaya başlayacaksınız. Toprak kol ve bacaklarınıza sahip çıktığı zaman gerçekten dans edeceksiniz.

 

Veda

 

Derken artık akşam olmuştu. Bilici kadın El Mitra, Tanrı bugünü, bu yeri ve konuşan ruhunu kutsasın, dedi. O da şöyle yanıtladı: Ben miydim konuşan? Ben aynı zamanda dinleyen değil miydim?

 

Sonra Tapınağın merdivenlerinden indi ve bütün halk onu izledi. Gemisine ulaştı ve güvertede durdu.

 

Yeniden halka dönerek, sesini yükseltti ve dedi ki: Orphalese halkı, rüzgâr sizden ayrılmamı söylüyor. Rüzgâr kadar aceleci değilim, ama gitmeliyim….

 

 

 

Son
 
 
 
 
 
 
 
Birinci Bölüm İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın
 
 
 
İkinci Bölüm İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın
 

 

 
Üçüncü Bölüm İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın
 
 
 
Dördüncü Bölüm İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın
 
 
 
Beşinci Bölüm İçin Aşağıdaki Linke Tıklayın
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler