23 Ocak 2021 Cumartesi Saat:
15:28
08-12-2020
  

Neden Günah İşleriz?

Bâtıl ve sapık fikirler nasıl birçok günahın kaynağını teşkil ediyorsa, bâtıl zanlarda ve tasavvurlarda bulunmak da insanı günaha iter.

Facebook da Paylaş


 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Bâtıl ve sapkın fikirler nasıl birçok günahın kaynağını teşkil ediyorsa, bâtıl zanlarda ve tasavvurlarda bulunmak da insanı günaha iter. Kendisini başkalarından üstün zanneden insanlar, başkalarını küçümseme hatasına düşer ve başkalarını alaya alırlar. Oysa başkalarının ondan daha iyi olduğu zannıyla hareket eden biri, bu davranışta bulunmamaktadır.

 

Kur'ân, bir kavmin başka bir kavmi küçümsememesini ve alaya almamasını emreder ve "alaya alıp küçümsenen taraf, onu küçümseyenden daha üstün olabilir..." buyurur.


"Kadınlar da birbirlerini alaya almasınlar, alaya aldıkları kadın onlardan üstündür belki..." (Hucurat 11)


"Bazı insanlar hırsla daha fazla zengin olacaklarını zannederler. Oysa rızk Allah'ın elindedir; nitekim nice insanlar gece-gündüz hırsla yaşadıkları hâlde pek bir şey elde edemezler." (Rad 26)


"Kimi zaman insan, salt paranın mutluluk getireceğini zannederek zenginlere gıptayla bakar, Kur'ân'ın da deyişiyle, "İnsanlar Karun'u gördükleri zaman derin bir iç geçirip ah çeker ve keşke biz de onun gibi zengin olsaydık!" derlerdi." (Kasas 79)

 

Oysa çok geçmeden Karun onca hazineleriyle birlikte yerin dibine gömülünce "İyi ki biz onun gibi zengin değilmişiz!" dediler. Kimi zaman bazıları falan akrabasıyla evlenecek olursa mutlu olacağı zannına kapılarak bu yolda elinden geleni yapmaktan çekinmez; böyle biri, mutluluğun şöhret ve mevkide olmadığından habersizdir. Yanlış ve çirkin tasavvurlara, sağlıklı olmayan hayallere ve bunların doğrultusunda işlenen günahlara dikkatle bakıldığında, işlediğimiz günahların ve yaptığımız hataların çoğunun "zan" ve "tasavvur"lardan kaynaklandığını ve bunların gerçek bir dayanağının bulunmadığı görülecektir.


Bu nedenledir ki ayet ve hadislerde sık sık insanlar uyarılmakta ve "iyilik ve saadetin falan şeyde olduğunu zannetmemelerini, iyilik ve saadetin başka şeylerde olduğunu bilmeleri" tavsiye edilmektedir; işte birkaç örnek:


1- "Kıblenizin hangi yönde olduğu iyilik değildir; iyilik inanmak, sâlih amel işlemek ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmaktır." (Bakara 177)


2- "Kötü bildiğiniz nice şeylerde sizin için hayır vardır." (Bakara 216)


3- "Onların çocukları ve servetleri seni şaşırtmasın, Allah onları işte o çocuklar ve o servetlerle azaba uğratmayı irade etmiştir." (Tevbe 85)


Kısacası aceleci yargılardan kaçınmak ve bildiğimizi zannettiğimiz her şeyin, her zaman doğru ve hak olmayabileceğini dikkate almak gerekir. Unutmayalım ki inandığımız şeyler arasında gerçekten uzak, hayal, yanlış ve bâtıl olan birçok nokta da vardır. Kur'ân-ı Kerim insanın gerçekçi bir bakış açısıyla yetişmesini sağlamak ve zihnini hayal, kuruntu ve zanlardan temizlemek için nazil olmuş ayetlerle doludur.


Evet, marufu emretme ve münkerden sakındırma farizasının icrası için çeşitli faktörler harekete geçirilmeli ve bu cümleden olmak üzere olumlu ve yararlı faktörler sürekli gündemde tutulurken olumsuz ve zararlı faktörler bertaraf edilmelidir.


Birkaç Önemli Nokta


Merhum İmam Humeynî (k.s) Tahriru'l Vesile adlı eserinde şöyle yazar:


1- Eğer maruf ve iyiliği emretme ve münkerden sakındırma farizası için söylenmesi gereken söz illa da belli bir şahsın söylemesi hâlinde etkili olacak ve başkalarının sözü etki yaratmayacaksa; o şahsa bu farizayı icra etmek farz-ı aynıdır; aksi takdirde farz-ı kifaye olur. Yani bir gurup veya ferdin bu farzı yerine getirmesi yeterli olur, bunun sorumluluğu diğerlerinin üstünden kalkar.


2- Marufu emretme farzının edası için şahsın niyetinin illa da Allah rızası olması şart değildir; riya ve gösteriş için olsa bile, bu farz eda edilmelidir.


3- Fesadın kökünün kazınması için devlet kurulması ve iktidara sahip olunması gerekiyorsa, devlete ve iktidara kavuşmak farz olur.


4- Muhatabı günah işlemekten vazgeçirmek için sadece işaret yetiyorsa, bundan fazla bir davranışta bulunup ona hakaret sayılacak bir tavır sergilenmesi caiz değildir.


5- Bizim müdahalemiz günahın miktarını ve hacmini azaltacak; ama kökten silinmesini sağlayamayacak olsa bile farzdır.


6- Bizim müdahalemiz, muhatabı büyük günahtan vazgeçiriyor; ama küçük günah işlemesini engelleyemiyorsa, bu müdahale doğrudur ve farzdır.


7- Uyarının tekrarlı olması etkiliyse, tekrarlamak farz olur.


8- Marufu emretme ve münkerden sakındırma farzının edası; bir kişi tarafından değil de bir topluluk veya bir grup tarafından yapılması hâlinde etkili olacaksa, topluca veya grup tarafından yapılması farzdır.


9- Bizim tepki göstermeyip susmamız, günah işleyenlerin cesaretini artırıyorsa susmanız haramdır.


10- Marufu emredip ve münkerden sakındırmamız muhatabı etkilemiyor; ama başkalarını etkiliyorsa, yapılması farz olur.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler