20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
15:23
18-03-2014
  

Nevruz'a çzgü Adetler

Nevruz Bayramının son çarşambası artık bayramın en renkli günüdür...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü



Kabir çstü

 

 


Genelde yılın son Salı günü mezarlığa gidenler, yıl içinde kaybettikleri yakınları için Kuran-ı Kerim okurlar. Mezarlıklar temizlenir, tamiri gereken mezarlar elden geçirilir. Kadınlar tarafından hazırlanan helva ve pilav gibi yiyecekler ihtiyaç sahibi komşulara dağıtılır.


Yedi Levin

 


Nevruz Bayramının son çarşambası artık bayramın en renkli günüdür. Bu günde "Yeddi Levin / Yeddi Nevin" adı verilen en az yedi çeşit meyve ve çerez alınarak aile bireyleri ve akrabalar arasında üleştirilir. Aile fertleri arasında paylar ayrılırken ailenin gurbette veya askerde olan hatta hamile olanların bebekleri için pay ayrılır.


Kulak Asma

 

 


Bilhassa gençler, gece akraba veya komşularının kapılarına giderek içeride konuşulanları dinlerler. Tutulan niyetin olup olmayacağı, içerideki konuşmaların şekline göre yorumlanır. Bu adet bilindiği için genellikle evlerde, dışarıda "Kulak asmak" için gelenlerin olabileceği düşünüldüğünden kötü söz söylenmez. Güzel temenniler dillendirilir.


Baca-baca

 

 


çocuklar için özel olarak hazırlanan torbalar alınarak mahalle ve yakın çevrede ev ev dolaşılarak hediyeler toplanır. Bu hediyeler içerisinde genellikle kuru yemiş ve çeşitli renklere boyanmış yumurta ağırlıktadır. Eski zamanlarda özellikle köylerde  "bacadan şal atma" diye bilinirdi. Akşam gençler ve çocuklar uçlarına uzun ip bağlı mendil veya torbaları hısım ve akrabalarının bacalarından sallandırır. Ev sahibi, şal veya mendile çerez, yumurta vb. hediyeler bırakır. şal sallama âdeti de önemli bir gelenektir. İçeri uzatılan şala ev de bulunanlar tarafından hediyeler konularak bağlanır. şal sallayan nişanlı veya sözlüsü ise hediyenin niteliği mutlaka farklı olur.


Köse Gelin

 


"Köse oyunu" gibi adları da alan bu oyun "çile" denilen ağır kış aylarının bittiği ve baharın artık geldiğine işarettir. Bu oyun en az dört kişi ile oynanır. Bunlardan birisi "Köse" veya "Bey" rolündedir.  Köse'nin kılık kıyafeti bölgelere göre değişmekle beraber, eski yılı, kışı, soğuğu, yokluğu temsil ettiği için eski, yırtık elbiseli, pejmürde haldedir. Eski yılı temsil ettiği için köse gitmelidir. çünkü yenisi gelecektir. Yeni yılı da temsil eden "Keçi" hareketli tavırları ile geçmiş yılı temsil eden köseyi alt etmelidir. çünkü gelecek odur. Mutluluk, Bereket, Güzellik artık onun temsil etmesi gereken bir emanettir. Bazı yörelerde "Köse oyunu", "Kosa Oyunu" olarak ta telefuz edilir.


Tongal

 


Bahçe ve sokaklarda "Tongal" adı verilen ateşler yakılarak üzerinden üç defa atlama âdeti özellikle bayramdan önceki son çarşamba bu etkinlik daha bir canlı olarak icra edildiği gündür. Ateşin üzerinden atlanıldığında bütün kötülüklerin, sıkıntıların, acıların, yoklukların ateşe dökülüp, yok olacağına inanılır.


Semeni

 


Nevruz Bayramına has geleneklerden bir diğeri semeni yetiştirmektir. İnanışa göre Semeni, yaz arzusu ve bereketin nişanesidir. Semeniler yeşerince insanın da niyet ve arzularının gerçekleşeceğine inanılır.


Nevruz Yumurtası

 

 


Nevruzun simgelerinden biri de nevruz yumurtasıdır. çnceden temin edilen soğan kabukları veya samanla kaynatılan yumurtalar kırmızıya yakın bir renk alır. Bu yumurtalar ev ev dolaşan çocuklara seker ve çikolatalarla birlikte verilir.


Suya Yüzük atmak

 

 


Su dolu kaba kime ait oldukları bilinen yüzükler atılır. Bu yüzükler görevlendirilen birileri tarafından sudan çıkarılırken bir taraftan da maniler okunulur. Her maninin kendine göre ayrı bir manası vardır. Sudan çıkarılan yüzük sahibine teslim edilir. O anda okunan manide yüzük sahibinin sırlarını ele vereceği için etkinlik daha da bir heyecan kazanır ve eğlenceli bir ortam meydana gelir.


şeb-i Yelda

 

 


İran ve Osmanlı ortak kültürlerinde şeb-i Yeldâ olarak adlandırılan bu gece, yaz mevsimiyle vedalaşma ve kışa girme anlamını çağrıştırması için karpuz ve kuruyemiş yenilmesi geleneği asırlardır sürmektedir. "şeb-i Yelda", yılın en uzun gecesi demek olup 21 Aralık akşamına denk gelir.

 

Ziya şükun, Farsça-Türkçe Lügat'te Yelda'yı "Güz faslının sonu, kış mevsiminin iptidası olan gece ki aralık ayının altısından başlayıp altı gün devam eden müddettir." şeklinde tanımlar. Farsça edebiyatından Osmanlı edebiyatına geçen ünlü şeb-i Yelda beyitini hatırlamadan edemiyoruz:


şeb-i yeldâ-yı gamem ra seheri peydâ nîst
Geryeha-yı seherem ra eseri peydâ nîst`


Kederimin uzun gecesinin seheri görünmüyor / Seher vakti döktüğüm gözyaşlarının etkisi görünmüyor.


Bugünden itibaren geceler kısalmaya ve günler uzamaya başlar.


"şeb-i Yelda", aile fertlerini bir araya getiren bir gelenektir. Bu gecede, ailenin büyükleri ziyaret edilir. Böylece "şeb-i Yelda", onlarla birlikte kutlanır. çocuklar, büyük anne ve büyük babalarından hatıralarını ve öğüt verici nükteleri anlatmalarını isterler.

 

Ziyaret edecek büyükleri bulunmayan ailelerse, akraba, komşu ve yakın dostlarını davet ederler. Böylece birkaç aile bir araya gelerek neşeli bir ortamda bu geceyi kutlar.


"şeb-i Yelda", bütün özelliklerinin ötesinde sevgi ve dostluk gecesidir. Bu gecede, küsler barışır, kalplerdeki kinler sökülüp atılır ve kırgınlıklara son verilir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler