24 Eylül 2018 Pazartesi Saat:
01:15

Niyet Deyip Geçmeyin

14-06-2012 08:25


 

 

Bismillahi Teala

 

Niyet deyip geçmeyin!.

 

“İnsan’ın sözüne bakılmaz, işine bakılır” yada bu mealde birçok söz duymuşsunuzdur kendiniz de buna uygun birçok olay yaşamışsınızdır. Halbuki söylenen söz insanın karakterini yansıtır.

“İnsan dilinin altında saklıdır” Hz. Ali(a.s)

“Hiçbir münafık yoktur ki nifakı sözlerinden sezilmesin”

“Kıyamet günü en ağır ceza konuşan dile verilecektir.”

Dil, “neden bana bu kadar ağır ceza veriyorsun ya Rabbim” diye soracak ve “söylediğin bir söz doğuya-batıya ulaşıp her tarafta fitneye sebep oldu, fitneye düşenlerin günahı kadar da sana yazıldı” denilecek.

Bu mealde birçok ayet, hadis ve ata sözlerine rastlamamız mümkündür. Öyleyse neden bakılmasın kişinin sözüne?

 

Kişinin sözüne itibar edilmeyecekse neden dünyanın birçok ülkesinde konuşanlar suçlanıyor hapse atılıyor ve hatta söylemlerinden dolayı öldürülebiliyor? Demek ki söz insanın başlıca eylemlerinden biridir. Söz insanı vezir de eder rezil de. Belki bir dakika zihninizi meşgul ederseniz şahit olduğunuz onlarca rezil ve vezir bulursunuz.

 

Söylem de bir eylemdir diğer eylemler gibi ve her eylem öncelikle tasarlamak (niyet) ile başlar. Yani insan önce yapmak istediğini söylemde dahil zihninde ve kafasında tasarlar, ona bir şekil ve düzen verir, sonra onu ortaya koyar. Her eylem (amel) niyet ile başladığı için niyetin kendisi de acaba bir eylem değil mi? Genel kanaat eylem olmadığı yönündedir. Öyleyse neden bazıları niyet okuma gibi bir çaba içindedir. Birçok çevreler özellikle devletler vatandaşlarının niyetlerini okumaya çalışıyorlar ki söylem ve eyleme (yaygın manasında) dönüşmeden yok edilebilsin.

 

Evet ister din hukukunda ister modern hukukta niyet fiiliyata dökülmeden cezalandırılmaz ama niyet edenin de masum olduğunu göstermez. Dini inanışta “ameller niyete bağlıdır” sözü niyet sahibinin amel ve eylemlerdeki amacını yansıttığı için karakterini de yansıtması bakımından önemseniyor ve niyetsiz yapılan amellerin (eylemlerin) geçerli olmadığı söyleniyor.

 

İnsan hayır bir niyette bulunursa bu niyet bir eylem ve amel olması hasebiyle ibadet sayılmış ve sevap vaat edilmiştir. Hatta niyetin eylemin kendisinden daha üstün olduğu vurgulanmıştır. Kötü bir niyet edilmişse de fiiliyata dökülmediği için ceza gerektirmiyor ancak niyet sahibini mabudundan uzaklaştırma açısından etkili olduğu ifade edilmiştir. Zerdüşt inancında Pindar-ı Nik, Goftar-ı Nik ve Kirdar-ı Nik düsturu tüm dinlerde farklı ifadelerle aktarılmıştır insanlara. Bu düstur, iyi niyet ve düşünce, iyi söylem ve iyi eylem olarak tercüme edilebilir.

 

İnsan tüm varlığı, benliği ve yansımalarıyla ilahi adalet divanında sorumlu olup sahip olduğu ve ondan sudur eden her şeyden sorumludur. Kur’an-ı Kerim insanın duyduklarından, gördüklerinden ve kalbinin içindekilerden sorumlu olduğunu açık bir ifadeyle beyan etmiştir. İnsan rabbine karşı kulluk yolculuğunda ne kadar düşe kalka ilerlese bile unutmamalıdır ki Allah kullarına rahman ve rahim vasıflarıyla tecelli etmektedir. Rahmeti gereği de bir an olsun kulunu yalnız bırakmaz, kulunun kemale ermesi için kimi zaman gaybi yardımlarla elinden tutmakta, kimi zaman zorluklar ve sorunlarla onu sınamakta ve olgunlaştırmaktadır. Öyleyse hiçbir kulun onun rahmet ve yardımından umudunu kesmemesi gerekir. Çünkü O, her an kullarını görmekte ve gözetmektedir. Hatta kulun içinden geçirdiği kötülükleri bile bilmekte ve bu niyetler amel defterlerimize işlenmektedir. Kul bu kötü hallere düşünce kötülüğü de dışarı olumsuz yansımaktadır. Allah bunları bile gözetiyor ve kulunu bu hallerden kurtarmak için kimini tövbesiyle affediyor, kimi zaman da bazı sorunlara düşürerek ikaz ediyor ancak artniyetli olup Allah’a karşı olanlara ve Allah’ın dinine zarar vermek isteyenlere tecellisi ikaz değil “Kahhar” ve “cezalandırıcı” vasfı ile oluyor.

 

Konumuza dönecek olursak niyet deyip geçmeyelim. Niyet birincil eylemimiz ve karakterimizi yansıtan aynamızdır. Ayetullah Cevad-i Amuli’nin “İbadetlerin Hikmet”i adlı eserinden eşsiz bir tablo ile ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır. İmam Seccad, Zeynelabidin (as)ın öğrencilerinden biri İmam’a şöyle bir soru sordu:

 

“Meleklerin amellerimizi yazdığını anlayabiliyorum çünkü yaptıklarımızı görüyorlar. Ancak “içindekilerinizi açığa vursanız da vurmasanız da bunlardan dolayı hesaba çekileceksiniz” mealindeki  ayetteki manayı anlayamıyorum. İçimizde gizli tuttuklarımızı melekler nerden bilecekler ki yazsınlar?”

 

İmam Zeynelabidin (a.s) cevabında

 “Bataklıkla gülistanın kokusu bir olur mu hiç? Bir gül bahçesinin yanından geçerken etrafına örülü duvardan dolayı gülleri görmeseniz bile gül kokusunu alarak oranın gülistan olduğunu anlarsınız. Aynı şekilde bir çöplüğün kenarından geçerken çöplüğü görmeseniz bile kokusundan çöplük yada bataklık olduğunu anlarsınız. Melekler de insanın içindeki iyi veya kötü niyetin kokusunu alıyorlar.” Diye buyurdu.

 

İmam (as) burada bizlere iki ders vermektedir. Birincisi herkesin içinde bir bataklık yada bir gülistan vardır öyleyse  dikkatli olun onlara karşı. İkincisi ise bedenlerimizin içinde bataklık oluşturmayalım ki melekler ve müminler kokusundan rahatsız olmasınlar.

 

Evet kötü amellerimiz hatta kötü niyetlerimizin oluşturduğu kötü koku meleklerden kat kat üstün olan Peygamberleri ve masum imamlarımızı rahatsız etmektedir. Çünkü onlar masum ruhlarıyla günahın kokusunu alabiliyorlar, onlar insanın gerçek yüzünü ve iç dünyasını dış dünya gibi apaçık görüyorlar.

Buna şahit olarak Hz. Ali (a.s)ın hayatından bir örneği aktarmamız yeterli olacaktır yüzlerce örnek arasından.

Bir gün Hz. Ali (a.s) Kufe Camiinde halka hitap ediyordu.

Bu esnada içeri birisi girdi ve Emevilerden olan münafık Halid’in öldüğünü söyledi. İmam Ali (a.s) hiç oralık olmadan sözlerini sürdürdü, adam yine tekrarladı haberi ama İmam yine itina etmeden hutbesine devam etti. Adam üçüncü defa bu haberin doğruluğu  emeviler tarafından bile doğrulanmıştır değince İmam Ali (as): “Hayır, bu haber yalandır ve o ölmemiştir. Yakın zamanda da bir fitne ve isyan çıkararak bana başkaldıracaktır.” Buyurdu ve camide oturanların içinden bir şahsı göstererek, “hatta bu adam da onun sancağını taşıyacaktır” buyurdu.

 

Bir müddet sonra İmam (as)ın dedikleri tek tek vuku buldu. Galiba Halid’in pis kokusunu hissetmişti İmam (as).

Allah içimizdeki günahın pis kokularını kurutmamıza yardım etsin ve düşmanlarımızın pis kokusunu sezebilme basireti bizlere ihsan eylesin. (Amin)

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !