20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
08:01
21-10-2015
  

O, Ol Der ve Olur

Seni özleyen gönül, ya hüzünü bekler yada hüzündedir...

Facebook da Paylaş


 

"Ol der ve olur!" Sözün bittiği yerdir ve kalemler durur. Azametinin tescilidir. Satırlar kırılır dökülür. Der ki Rugayye; Olma'nın sorumluluğunu taşımaya başladığım an var oluşumun sebeb-i ziyaretini tefekkür ettiğim zamandır...
 

Ve uçsuz bucaksız düşüncelerimi dizginlemeye çalıştığım, gözümün yaşını kelamımla sildiğim, semanın güzelliğinde O'nu fark edipte korkumu dindirdiğim yerdir Kerbela...

Hazin nağmelerini arza indirdiği vakit yaşlarımla yanaklarımdan öptüğü busesi. Benim yerimdir. Evvelim, ahirim, edebimdir...


Allah "ben gizli hazine idim bilinmeyi,sevilmeyi istedim" dedi ve kendi güzelliğine aşık olmak için insanı yarattı. Bu yolda Huseyn (Ben Hakkım) dedi.

Aşkın yaradanda yok olmak olduğunu söyledi. Çünkü asıl aşık olunan, kavuşmak için arzulanan Allah'tır. Aşk ruhanidir. Bu haliyle Huseyn'de aşk: susuzluktan, 6 aylık bebeğini şehit vermekten, bacısı Zeynep'in çöllerde esir düşmesinden, kızı Rugayye'nin parçalanmış sesiyle hıçkırmasından ve başsız kalmasından daha üstündür.


Ölümden daha güçlü olan, ölümü göze aldıran, candan daha kıymetli, canın feda edildiği şeydir.

Aşkın acısını çaresi o acıdan tat almak gam,keder ve tasa içerisinde boğulmaktır. Bu acı öyle bir acıdır ki ne kılıç yarasına nede başka bir yaraya benzer. Çünkü aşk acısı tenden ziyade ruhu acıtır.


Allah yolunda canlarını değil "Tek" olan aşkı seçtiler.

Mesih nefesli aşk der ki; (İmam Humeyni) "Aşk ateşini tutuştur, gönül üzüntüsünü artır Bu gamlı gönül, üzüntüsünü artırmadan durması yok. Bir ateş ver, gönül içine girsinde bir daha ayağa kalkmasın. Çünkü aşk ateşiyle yanmaktan başka çare yok. Senin lütfundan dolayı yerle bir olmayan hiç bir zerre yok. Senin sevginle denize dönüşmeyen hiç bir damla yok. Güzel yüze kurban olmayan cânın değeri yok."

Rugayye su getirmeye giden amcası Ebulfez'in yolunu gözlerken söylediği sözler canlandı zihninde: pencerendeki menekşeler solarsa Rugayyem, ayaklarında derman kalmazsa, çölün orta yerinde apansız tek başına kalırsan, sürüsünü kaybetmiş göçmen bir kuş gibi mahzun kaldığında, boynunu büktüğünde yetim bir kız çocuğu gibi, Allah'a dön, Allah evindir senin,Aşk'a dön...

Der ki; Allah'a kavuşmak için iki rekat namaz da yeter. Ancak böyle bir namaz için abdesti insanın kendi kanı ila almış olması gerekir... Hz Ebulfez gözünü açtı dişlerinde delik deşik olmuş su tulumu, kesik kollarından fışkıran kanlar. Çaresiz bir şekilde oynattığı omuzunun ucundaki korkunç yarının süzüldüğü kan. Bu kanlı beden tüm işkencelere rağmen insanlığından hiç bir şet yitirmemişti.

Önünde duran bir cellat, işkence gördüğü bedenine mızraklar saplamakla meşgüldü. Mızrağı indirdiği anda vücudundan fışkıran kan sütunu geniş bir kavis çizerek meydanı kaplayan tozların arasına karışıyordu.

 

...Abdestini kanı ile alan kul Hz Ebulfez'di...

Ses yükseldi semaya, "acaba bana yardım edecek kimse yok mu?" Hüzün dalgası çarptı yine yüreğime. Benim seni özlememdendir. Seni özleyen gönül, ya hüzünü bekler yada hüzündedir. Bela gam ve keder senin sevdiklerine gösterdiğin kamçıdır. Vurdukça kendine çekiyorsun yâr... Yer ve gök bir kor halinde için için yanıyor. İşte şimdi bu Aşk'la yeniden dirilme vakti.



Masume Kızılkaya

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler