20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
08:04
10-02-2017
  

Ömrünün Son Anları

Allah'ım! Şu günümün başını kurtuluş, ortasını iyilik ve sonunu kurtuluş yap. ...

Facebook da Paylaş


Hz. Fatımatü'z-Zehra (s.a), evin ortasına serili yatağına döndü ve yüzünü kıbleye çevirerek yatağa uzandı. Söylendiğine göre, kızları Zeynep ve Ümmü Gülsüm'ü Haşimoğulları'ndan bir kadının evine gönderir ki, annelerinin ölümünü görmesinler. O, bunları, kızlarına duyduğu şefkatin, merhametin gereği olarak yapıyordu ki, ölüm musibetinin o ağır etkisinden korunsunlar.


İmam Ali, Hasan ve Hüseyin (onlara selam olsun) ise o sırada evin dışındaydılar. Belki de o sırada zorunlu olarak ve belli bir maksada binaen dışarı çıkmışlardı.


Esma'dan rivayet edilir ki, Hz. Fatımatü'z-Zehra son nefesini vermek üzereyken Esma'ya şöyle dedi: "Resulullah (s.a.a) vefat ederken Cebrail cennetten kâfur getirmişti. Resulullah bu kâfuru üç kısma ayırdı; bir kısmını kendisi için, bir kısmını Ali için ve bir kısmını da benim için..."


Sonra şöyle dedi: "Ey Esma! Babamın falan yerde bulunan kâfurunun geri kalanını getir ve başımın ucuna koy."
Esma, kâfuru getirip başının ucuna koydu. Sonra, namaz kılmak için abdest alırken Esma'ya şöyle dedi: "Sürdüğüm kokuyu getir. Namaz kılarken giydiğim elbiselerimi getir."


Sonra abdest aldı. Örtüyü üzerine serdi ve şöyle dedi: "Biraz bekle, sonra beni çağır. Cevap verdiysem bir şey yok demektir. Ama cevap vermediysem, bil ki babamın yanına gitmişim. O zaman hemen Ali'yi çağır."


... Esma seslendi, cevap vermedi. Yüzündeki örtüyü kaldırdı. Fatıma, hayattan ayrılmıştı. Üzerine kapandı; bir yandan öpüyor, bir yandan da şöyle diyordu:


"Ey Fatıma! Baban Resulullah'ın (s.a.a) yanına gittiğin zaman Esma bint-i Umeys'ten selâm söyle." ...


Böylece erdemlerle, örnek menkıbelerle, esasî duruşlarla ve şerefli konum almalarla dolu o görkemli hayat sona erdi.
Doğduğu gün ve diriltileceği gün, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun!


Dualarından Örnekler:


Gece bastırıp karanlık iyice çökünce mihrabında ayağa kalkar, ayaklarını birleştirir ve her şeyden alakasını keserek Rabbine yönelirdi. O'na yakarır, münacat ve ibadet eder, namaz kılardı. Herkesten ilgisini kesmiş bir dille Allah'a dua ederdi. Fatıma duasında şöyle derdi:


– Allah'ım! Sana ibadet edecek güç, senin kitabını anlayacak basiret, hüküm ve hikmetini kavrayacak anlayış istiyorum. Bizim için Kur'ân'ı az bulunur (uzak) kılma, (doğru) yolu bize kaybettirme ve Muhammed'in (s.a.a) bize sırt dönmemesini sağla.


– Allah'ım! Şu günümün başını felâh, ortasını iyilik ve sonunu kurtuluş yap. Bizi, sana dönüp pişman olan ve (tövbesi) senin tarafından kabul edilen, sana tevekkül edip, senin kâfi geldiğin, sana yakarıp senin merhamet ettiğin kimselerden kıl.


– Allah'ım! Senden hidayet, takva, iffet, müstağnilik, sevdiğin ve razı olduğun şeyleri yapmayı istiyorum. Allah'ım! Zayıflığımız için gücünden, fakirliğimiz ve yoksunluğumuz için zenginliğinden, cahilliğimiz için hilminden ve ilminden istiyorum. Sana şükretmemiz, seni zikretmemiz, sana itaat etmemiz ve sana kulluk sunmamız için bize yardım et. Ey merhametlilerin en merhametlisi!
(Biharu'l-Envar, c. 43/66)

 

İlahiyatçı Musa Güneş

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler