18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:09
13-06-2016
  

Oruçla İlgili Birkaç Meseleler

Belli bir günde oruç tutmayı nezreden kadın oruç halinde hayız olursa hükmü nedir...

Facebook da Paylaş



 

Soru: Akşamüzeri bir şehirde iftar eden ve sonra henüz güneşin batmadığı başka bir şehre yolculuk yapan bir kimsenin o günkü orucunun hükmü nedir? Güneş batmadan önce orada yemek yiyebilir mi?


Cevap: Orucu sahihtir ve daha önce akşam olduktan sonra şehrinde iftar etmişse, ikinci şehirde güneş batmadan önce yemek yiyebilir.


Soru: Bir şehit, arkadaşlarından birine kendisi için ihtiyaten bir miktar oruç kaza edilmesini vasiyet eder ve şehidin varisleri ise bu gibi hususlara önem vermedikleri için bu işi onlara bırakmak mümkün olmazsa, arkadaşına da bu iş çetin olursa, bu sorunu halletmenin başka bir yolu var mı?


Cevap: Arkadaşı ona kendisinin oruç tutmasını vasiyet ederse bu durumda şehidin varislerinin bu hususta bir vazifesi yoktur; şehitten taraf naip olarak oruç tutmak arkadaşına zor olursa, oruç onun da üzerinden kalkar.


Soru: Ben çok şüphe eden bir kimseyim veya başka bir tabirle söyleyecek olursam çok vesvese etmekteyim; dini meselelerde, özellikle füru-u din ile ilgili konularda çok şüphe etmekteyim. Şüphelerimden birisi şudur: Ben geçen Ramazan ayında ağzıma yoğun tozun girdiğinde ve onu yutup yutmadığımda şüphe ettim veya ağzıma aldığım suyu dışarı çıkarıp çıkarmadığımda da şüphe ettim; acaba orucum sahih midir?


Cevap: Sorudaki takdirde, orucunuz sahihtir ve bu gibi şüphelere itina edilmez.


Soru: Bazı âlimlerden ve diğerlerinden, müstehap oruç tutan kimse oruçluyken yemeğe davet edilirse o yemekten yiyebileceğini, bunun orucunu batıl etmediğini ve sevabını aldığını duymaktayız. Bu hususta görüşünüzü açıklar mısınız?


Cevap: Müstehap oruçluyken mümin bir kimsenin yemeğe davetini kabul etmek iyi bir iştir ve mümin kardeşinin davetiyle yemek yemesi orucu batıl ediyorsa da, ancak; insan orucun sevap ve mükâfatından mahrum olmaz.


Soru: Ramazan ayında, birinci günün duası, ikinci günün duası şeklinde her gün için özel dualar nakledilmiştir; bu duaların sıhhatinde şüphe edilirse, onları okumanın hükmü nedir?


Cevap: Her halükârda, o dualar nakledilmiştir ve şer'i açıdan beğenilen bir iş sayılacağı ümidiyle okumanın sakıncası yoktur.


Soru: Oruç tutmak isteyen kimse sahur için uyanamaz ve bu yüzden oruç tutamazsa; oruç tutmayışının günahı kendi üzerine midir, yoksa onu uyandırmayan kimsenin üzerine mi? Ve eğer sahurda yemek yemeksizin oruç tutarsa orucu sahih midir?


Cevap: Sahurda bir şey yememek sebebiyle bile olsa oruç tutmaktan aciz olduğu için orucu yemek günah değildir ve bu hususta diğerlerinin üzerine bir şey yoktur. Sahurda yemek yemeksizin oruç tutmak da sahihtir.
Soru: Sonraki ramazan ayından önce tutmadığı oruçları kaza etmesinin farz olduğunu bilmeyerek oruç tutmayan kimsenin hükmü nedir?


Cevap: Farz olduğunu bilmeyerek kazayı sonraki ramazana kadar geciktirmesinin fidyesi üzerinden kalkmaz.


Soru: 120 gün oruç tutmayan bir kimse ne yapmalıdır; her gün için altmış gün oruç tutması mı gerekir? Ve acaba üzerine kefaret farz olur mu?


Cevap: Tutmadığı Ramazan ayının oruçlarını kaza etmesi farzdır. Eğer, orucu şer'i bir mazereti olmaksızın kasten yemişse, kaza dışında her gün için kefaret vermesi de farzdır. Kefaret ise, altmış gün oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmak ya da her birine bir müdd olmak üzere altmış fakire taam vermektir.


Soru: Üzerimde farz oruç varsa, farz oruçlarımın kazası olması niyetiyle ve eğer yoksa mutlak kurbet kastıyla (Allah'a yakın olmak niyetiyle) yaklaşık bir ay oruç tuttum, bir ay boyunca tuttuğum bu oruç üzerime farz olan kaza oruçlarımdan sayılır mı?


Cevap: İster kaza orucu olsun, ister müstehap, emredildiğiniz şeyi yerine getirme niyetiyle oruç tutarsanız ve üzerinizde de kaza oruç olursa, o oruçlarınız kaza oruçlarınızdan sayılır.


Soru: Üzerine ne kadar kaza orucun farz olduğunu bilmeyen kimse, üzerinde kaza oruç olmadığı inancıyla müstehap oruç tutarsa, tuttuğu bu oruçlar kaza oruçlarından sayılır mı?


Cevap: Müstehap niyetiyle tuttuğu oruçlar üzerindeki kaza oruçlarından sayılmazlar.


Soru: Şer'i hükmü bilmeyerek açlık ve susuzluk yüzünden kasıtlı olarak orucu yiyen kimse hakkında görüşünüz nedir? Bu kimsenin üzerine sadece kaza mı farzdır, yoksa kefaret vermesi de mi gerekir?


Cevap: Şer'i hükmü bilmez ve öğrenme imkânı varken öğrenmezse, kaza dışında ihtiyaten kefaret de vermesi farzdır.


Soru: Bulûğa eriştiği ilk yıllarda, zayıf ve güçsüz oluşundan oruç tutamayan kimse, sadece onların kazasını mı tutmalıdır, yoksa kaza dışında kefaret de mi vermelidir?


Cevap: Oruç tutması zararlı değilmişse ve orucu kasıtlı olarak yemiş ise, kaza dışında kefaret de vermesi farzdır.


Soru: Kaç gün orucu bozduğunu ve kaç gün namaz kılmadığını bilmeyen kimsenin vazifesi nedir? Orucu kasıtlı mı, yoksa şer'i bir mazeret yüzünden mi bozduğunu bilmeyen kimsenin hükmü nedir?


Cevap: Yerine getirmediğini kesin olarak bildiği oruç ve namazları yerine getirmekle yetinmesi caizdir. Kasıtlı olarak orucu bozduğunda şüphe ederse kefaret farz olmaz.


Soru: Ramazan ayında orucunu tutan bir kimse, yemek için sahurda uyanmaz, dolayısıyla akşama kadar oruç tutamazsa ve gündüz başına gelen bir olay yüzünden de orucu bozarsa, üzerine bir kefaret mi, yoksa cem kefaret mi gelir?


Cevap: Açlık, susuzluk vs. gibi sebeplerle tahammülü çetin olan duruma düşünceye kadar orucuna devam eder ve sonra orucunu yerse, sadece kaza farz olur ve kefaret vermesi gerekmez.


Soru: Üzerime farz olan kaza orucunu yerine getirip getirmediğimde şüphe edersem vazifem nedir?


Cevap: Geçmişte üzerinize kaza orucunun farz olduğunu kesin bilirseniz, (oruç tutarak) o kazayı yerine getirdiğinize dair kesin bilgi elde etmeniz farzdır.


Soru: Bulûğ çağına eriştiğinden bu yana ilk defasında Ramazan ayından 11 gününü oruç tutan, bir gününü öğle üzeri bozan ve 18 gün oruç tutmayan kimse 18 gün için üzerine kefaret geldiğini bilmezse vazifesi nedir?


Cevap: Ramazan ayının orucunu kasıtlı olarak ve kendi isteğiyle tutmazsa, orucu bozduğunda ister kefaretin farz olduğunu bilsin, isterse bilmesin kazadan başka kefaret de üzerine farz olur.


Soru: Doktorun, orucun zararlı olduğunu söylemesi nedeniyle oruç tutmayan hasta, birkaç yıl sonra orucun kendisine zararlı olmadığını ve doktorun kendisini oruçtan men etmek hususunda yanıldığını anlarsa, üzerine kaza ve kefaret farz olur mu?


Cevap: Güvenilir ve uzman bir doktorun bildirmesi neticesinde veya halk arasında geçerli sayılan başka bir kaynaktan, kendisine bir zarar ulaşacağından korktuğu için oruç tutmazsa, sadece kaza farz olur.


Soru: Belli bir günde oruç tutmayı nezreden kadın oruç halinde hayız olursa hükmü nedir?


Cevap: Hayız olursa, orucu batıl olur ve temizlendikten sonra kazası farzdır.

 

(Ayetullah Hamanei'nin fetvaları ölçü alınmıştır.)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler