18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:09
04-06-2016
  

Orucu Yemenin Kefareti Ve Miktarı

Üzerime farz olan kaza orucunu yerine getirip getirmediğimde şüphe edersem vazifem nedir?

Facebook da Paylaş


 

Soru: Kendine taam (buğday, pirinç vb.) satın alması için fakire bir müdd (yaklaşık 750 gr.) taamın parasını vermek kifayet eder mi?


Cevap: Fakirin, kendisinden vekil olarak parayla taam satın alacağına ve sonra onu kefaret olarak kabul edeceğine güvenirse sakıncası yoktur.


Soru: Fakirlerden bir grubunu doyurmak için vekil olan bir kişi, kendi çalışması ve aşçılığı karşılığında kendisine verilen kefaret malından ücret alabilir mi?


Cevap: İş ve pişirme ücretini alması caizdir; ancak onu kefaretten alması caiz değildir.


Soru: Hamile olduğu veya doğumu yaklaştığı için oruç tutamayan bir kadın, doğumdan sonra gelecek Ramazan ayından önce tutmadığı oruçları kaza etmesi gerektiğini bildiği halde; kasıtlı veya kasıtsız olarak orucu kaza etmez ve birkaç yıl geciktirirse sadece o yılın kefaretini vermesi yeterli midir, yoksa geciktirdiği bütün yılların kefaretini mi vermesi gerekir? Kasıtlı olduğu durumla, kasıtsız olduğu durum arasındaki farkı açıklar mısınız?


Cevap: Birkaç yıl geciktirmiş olsa kazasını geciktirdiği oruçlar için bir kere fidye vermesi farzdır; fidye ise her gün için bir müdd (yaklaşık 750 gr.) taam vermektir. Elbette; sonraki Ramazan'a kadar geciktirmesi şer'i bir özrü olmaksızın önemsemezlik yüzünden olursa fidye farz olur; ancak orucun sıhhatine engel olan şer'i bir mazereti olursa fidye farz olmaz.


Soru: Hasta olması yüzünden oruç tutamayan ve sonraki Ramazan ayına kadar da kazasını yerine getiremeyen kadının orucunun fidyesi kendisine mi farzdır, kocasına mı?


Cevap: Sorudaki takdirde, her gün için bir müdd taam fidye vermesi kadının kendisine farzdır ve bu fidye kocasına farz değildir.


Soru: Üzerinde on gün farz oruç olan ve Şaban ayının yirmisinde oruçlarını tutmaya başlayan kimse öğleden önce veya sonra kasıtlı olarak orucunu yiyebilir mi? Eğer orucunu öğleden önce veya sonra yerse ne kadar kefaret vermesi gerekir?


Cevap: Bu durumda orucunu yemesi caiz değildir ve eğer kasıtlı olarak öğleden önce yerse kefaret farz olmaz; ancak öğleden sonra yerse kefaret farz olur; kefareti ise on fakiri doyurmak ve eğer bunu yapamazsa, üç gün oruç tutmaktır.


Soru: İki yıl arka arkaya hamile olan ve bu iki yılda oruç tutamayan, ancak şimdi oruç tutmaya gücü olan kadının hükmü nedir? Üzerine cem kefareti mi farz olur, yoksa sadece tutmadığı oruçları kaza mı etmesi gerekir? Orucunu böyle geciktirmesinin hükmü nedir?


Cevap: Ramazan ayının orucunu şer'i bir mazeret yüzünden tutmamışsa, üzerine sadece kaza farzdır; orucunu yemekte mazereti, orucun rahmindeki veya doğurmuş olduğu bebeğe zarar korkusu olursa -kazayla birlikte- her gün için bir müdd taam fidye vermesi de farz olur; ancak Ramazan ayından sonra şer'i bir mazereti olmaksızın orucun kazasını gelecek Ramazan ayına kadar geciktirirse yine her gün için fakire bir müdd taam fidye vermesi farzdır.


Soru: Orucun kefaretinde kazayla kefaret arasında tertip farz mıdır?


Cevap: Farz değildir.


Orucun Kazası


Soru: Ramazan ayında dini bir görev için seferde olmam nedeniyle üzerimde 18 gün kaza oruç var, vazifem nedir? Acaba üzerime kaza farz olur mu?


Cevap: Seferde olmanız yüzünden tutmadığınız Ramazan ayının oruçlarını kaza etmeniz farzdır.


Soru: Ramazan ayının orucu için ecir olan (bedelle bir ölüden taraf oruç tutmayı üzerine alan) kimse öğleden sonra orucunu yerse, üzerine kefaret farz olur mu?


Cevap: Kefaret farz olmaz.


Soru: Ramazan ayında dini bir görev için seferde olan ve bu yüzden oruç tutamayan kimseler, üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra tutmadıkları oruçları şimdi kaza etmek isterlerse kefaret vermeleri farz mıdır?


Cevap: Ramazan ayının kazasını sonraki ramazana kadar geciktirmeleri, oruç tutmalarına engel olan mazeretlerinin devam etmesi yüzünden olursa, sadece tutmadıkları orucu kaza etmeleri yeterlidir ve her gün için bir müdd fidye vermeleri gerekmez. Ama ihtiyaten müstehap olarak fidye de vermeleri daha iyidir. Ancak; ramazan ayının orucunun kazasını sonraki ramazana kadar geciktirmeleri bir mazeret olmaksızın önemsemezlik yüzünden olursa, hem kaza etmeleri ve hem de fidye vermeleri farzdır.


Soru: Cehaleti yüzünden yaklaşık on yıl namaz kılmayan ve oruç tutmayan bir kimse tövbe ederek Allah'a döner ve üzerine farz olduğu halde yerine getirmediği şeyleri yerine getirmeyi azmederse, ancak tutmadığı bütün oruçların kazasını edemez ve üzerine gelen kefareti verecek kadar malı da olmazsa sadece istiğfar etmesi yeterli midir?


Cevap: Hiçbir durumda tutmadığı oruçların kazası üzerinden kalkmaz. Ancak; kefaret olarak iki ay oruç tutamaz ve altmış fakiri de doyuramazsa, mümkün olduğu kadar fakirlere sadaka vermesi farzdır.


Soru: Sonraki ramazan ayından önce tutmadığı oruçları kaza etmesinin farz olduğunu bilmeyerek oruç tutmayan kimsenin hükmü nedir?


Cevap: Farz olduğunu bilmeyerek kazayı sonraki ramazana kadar geciktirmesinin fidyesi üzerinden kalkmaz.


Soru: 120 gün oruç tutmayan bir kimse ne yapmalıdır; her gün için altmış gün oruç tutması mı gerekir? Ve acaba üzerine kefaret farz olur mu?


Cevap: Tutmadığı Ramazan ayının oruçlarını kaza etmesi farzdır. Eğer, orucu şer'i bir mazereti olmaksızın kasten yemişse, kaza dışında her gün için kefaret vermesi de farzdır. Kefaret ise, altmış gün oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmak ya da her birine bir müdd olmak üzere altmış fakire taam vermektir.


Soru: Üzerimde farz oruç varsa, farz oruçlarımın kazası olması niyetiyle ve eğer yoksa mutlak kurbet kastıyla (Allah'a yakın olmak niyetiyle) yaklaşık bir ay oruç tuttum, bir ay boyunca tuttuğum bu oruç üzerime farz olan kaza oruçlarımdan sayılır mı?


Cevap: İster kaza orucu olsun, ister müstehap, emredildiğiniz şeyi yerine getirme niyetiyle oruç tutarsanız ve üzerinizde de kaza oruç olursa, o oruçlarınız kaza oruçlarınızdan sayılır.


Soru: Üzerine ne kadar kaza orucun farz olduğunu bilmeyen kimse, üzerinde kaza oruç olmadığı inancıyla müstehap oruç tutarsa, tuttuğu bu oruçlar kaza oruçlarından sayılır mı?


Cevap: Müstehap niyetiyle tuttuğu oruçlar üzerindeki kaza oruçlarından sayılmazlar.


Soru: Şer'i hükmü bilmeyerek açlık ve susuzluk yüzünden kasıtlı olarak orucu yiyen kimse hakkında görüşünüz nedir? Bu kimsenin üzerine sadece kaza mı farzdır, yoksa kefaret vermesi de mi gerekir?


Cevap: Şer'i hükmü bilmez ve öğrenme imkânı varken öğrenmezse, kaza dışında ihtiyaten kefaret de vermesi farzdır.


Soru: Bulûğa eriştiği ilk yıllarda, zayıf ve güçsüz oluşundan oruç tutamayan kimse, sadece onların kazasını mı tutmalıdır, yoksa kaza dışında kefaret de mi vermelidir?


Cevap: Oruç tutması zararlı değilmişse ve orucu kasıtlı olarak yemiş ise, kaza dışında kefaret de vermesi farzdır.


Soru: Kaç gün orucu bozduğunu ve kaç gün namaz kılmadığını bilmeyen kimsenin vazifesi nedir? Orucu kasıtlı mı, yoksa şer'i bir mazeret yüzünden mi bozduğunu bilmeyen kimsenin hükmü nedir?


Cevap: Yerine getirmediğini kesin olarak bildiği oruç ve namazları yerine getirmekle yetinmesi caizdir. Kasıtlı olarak orucu bozduğunda şüphe ederse kefaret farz olmaz.


Soru: Ramazan ayında orucunu tutan bir kimse, yemek için sahurda uyanmaz, dolayısıyla akşama kadar oruç tutamazsa ve gündüz başına gelen bir olay yüzünden de orucu bozarsa, üzerine bir kefaret mi, yoksa cem kefaret mi gelir?


Cevap: Açlık, susuzluk vs. gibi sebeplerle tahammülü çetin olan duruma düşünceye kadar orucuna devam eder ve sonra orucunu yerse, sadece kaza farz olur ve kefaret vermesi gerekmez.


Soru: Üzerime farz olan kaza orucunu yerine getirip getirmediğimde şüphe edersem vazifem nedir?
 

Cevap: Geçmişte üzerinize kaza orucunun farz olduğunu kesin bilirseniz, (oruç tutarak) o kazayı yerine getirdiğinize dair kesin bilgi elde etmeniz farzdır.


Soru: Bulûğ çağına eriştiğinden bu yana ilk defasında Ramazan ayından 11 gününü oruç tutan, bir gününü öğle üzeri bozan ve 18 gün oruç tutmayan kimse 18 gün için üzerine kefaret geldiğini bilmezse vazifesi nedir?


Cevap: Ramazan ayının orucunu kasıtlı olarak ve kendi isteğiyle tutmazsa, orucu bozduğunda ister kefaretin farz olduğunu bilsin, isterse bilmesin kazadan başka kefaret de üzerine farz olur.


Soru: Doktorun, orucun zararlı olduğunu söylemesi nedeniyle oruç tutmayan hasta, birkaç yıl sonra orucun kendisine zararlı olmadığını ve doktorun kendisini oruçtan men etmek hususunda yanıldığını anlarsa, üzerine kaza ve kefaret farz olur mu?


Cevap: Güvenilir ve uzman bir doktorun bildirmesi neticesinde veya halk arasında geçerli sayılan başka bir kaynaktan, kendisine bir zarar ulaşacağından korktuğu için oruç tutmazsa, sadece kaza farz olur.

 

(Ayetullah Hamanei'nin fetvaları ölçü alınmıştır.)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • fatma koçyiğit   01-06-2017 14:11

    ben 2 yıldır sağlık sorunu yüzünde oruç tutamıyorum ama kefaretini veriyorum.... seneye Allah kısmet eder ise oruç tutacağım sorum şu geçen 2 sene için kefaret verdiğim halde yine, geçen 2 yılın orucunu tutacakmıyım?

Kategorideki Diğer Haberler