13 Aralık 2018 Perşembe Saat:
04:00
08-02-2018
  

Özbekistan Şiileri ve İslam

Sovyetler'de İslam'ın temelleri sarsılmıştı: Dini edebiyatın ortadan kaldırılması ve din eğitiminin suç sayılması onun manevi temelini mahvetti...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Özbekistan Cumhuriyeti 447.400 kilometre karelik yüzölçümü ile Türkiye’nin neredeyse yarısı kadar bir ülkedir. 32 milyona yakın nüfusu olan bu ülkenin yüzde 90’ı da Müslüman'dır.

 

Ehl-i Sünnet'in ağırlıkta olduğu Özbekistan'da Şiiler ise genellikle Buhara ve Semerkand'da yaşıyor ve çoğunlukla Tacikçe-Farsça konuşuyorlar. Bu toprakların diğer bir Şii grubu olan Azeri Şiiler ise, Stalin'in emriyle demiryollarının inşası için Sovyetler Birliği Azerbaycan'ından sürgün ettiği Azerilerdir.

 

Günümüzde ise bu sürgün yiyen Azeri çocuklarının çoğu Taşkent demiryolu boyunca uzanan kentlerde yaşıyor. Özbekistan'daki Şiilerin sayısı hakkında elde tam bir bilgi olmamasına karşın tahmini rakamlar bu topraklarda yaşayan Şii nüfusunun yaklaşık 1.5 milyon olduğunu gösteriyor.

 

Bir Orta Asya ülkesi olan Özbekistan'da Şii ve Sünni kavramları diğer Müslüman ülkelere nazaran olması gerektiği gibi çok da belirgin değil. İslam adına ortak hareket edilen ülkelerden birisi denilebilir. Bu ise, mezheplerin birbirleri ile daha uyumlu olduğu ve aralarında çatışmanın asgari seviyede bulunduğu anlamına geliyor.

 

Ülkenin kahır çoğunluğunu oluşturan Sünni cemaatlerin Ehl-i Beyt'e olan alakası ise görülmeye değer. Hulefâ-i Râşidîn'e olan ilgi ve alakalarını aşan bir tarzda Hz. Ali ve Hz. Zehra'ya ayrıca İmam Hüseyin aşkı halk arasında oldukça yoğun. Hatta Hz. Zehra (sa) 'Bibi Fatıma' adı ile anmaktalar. Orta Asya'da bulunan ve Özbekistan topraklarının belli bir bölümünü de kapsayan özellikle Türklerin ağırlıkta bulunduğu Türkistan bölgesinde ise İmam Hüseyin'in Kerbela'da şehit edildiği Muharrem ayı gerçek bir matem havasını yaşatıyor. Bu yas merasimleri neredeyse 9. yüzyıla kadar uzanmakta.

 

İmam Rıza'nın Horasan'a göçü ile bölgede ağırlığını hissettiren Ehl-i Beyt sevgisi Özbekistan'da 9. yüzyıla doğru iyiden iyiye yer etmiştir. Bu yüzyılda Horasan'dan Buhara ve çevre illeri göç eden Seyyidler, bu topraklarda ilk defa İmam Hüseyin'in şehadetini matem meclisleri tertipleyerek Özbek halkına tanıtmışlardır. Bu merasimler SSCB'nin kurulmasına kadar aksamadan devam etmiş ve Komünist Rejim ile her şey darmaduman olmuştur.

 

Sovyetler Birliği'nin kurulması ile din ve dindarlığın çok büyük sıkıntılar yaşadığı Orta Asya'daki durumu isterseniz kısaca ünlü Özbek tarihçi Baymırza Hayıt’ın tespitleri ile okuyalım:

 

'Sovyetler Birliği’nde İslam’ın temelleri sarsılmıştı: Şöyle ki dini mülk yasağı onun iktisadi temelini yok etti, Dini edebiyatın ortadan kaldırılması ve din eğitiminin suç sayılması onun manevi temelini mahvetti. Ülkeden çıkma ve ülkeye girme yasağı, Hac farizalarını yerine getirme imkânını ortadan kaldırdı ve diğer Müslüman halklarla ilişkileri kopardı. Camilerin kapatılması, dini bayramların ve orucun yasaklanması İslam’ı sosyal esastan yoksun kıldı... ma her şeye rağmen yine de dini hayat devam etti. Özbekistan’da Peygamberimiz'in (saa) örnek hayatına ilgi özellikle Sovyetlerin dağılmasına yakın daha da arttı ve bu gelişmede Üstat Alihantöre Saguni’nin “Tarih-i Muhammedi” eserinin katkısı büyüktür.'

 

Sovyetlerin Komünist Rejimi döneminde evlerde gizli saklı yapılmaya devam Aşura merasimler SSCB'nin dağılmasından sonra aleni şekilde icra edilmeye başlanır. Bugün ise Sovyetlerden ayrılan başta Azerbaycan olmak üzere Özbekistan, Kazakistan ve Türkmenistan'da Ehl-i Sünnet'in de katılımıyla Muharrem ayı etkinlikleri devam etmektedir. Her ne kadar bu bölgelerde Vahabi akımların varlığı bu matem programlarının yapılması için sıkıntı çıkarsa da halk, Ehl-i Beyt sevgisini kalplerinde taşıdığı için özellikle Aşura gününe ayrı bir önem vermektedir. Zaten Türkistan edip ve şairlerinin şiir ve yazıtları incelendiğinde Ehl-i Beyt'in bölge halkları arasında ne denli önemli ve değerli bir konuma sahip olduğu rahatça anlaşılmaktadır.

 

Bugün ise Özbekistan'da özellikle Semarkand ve Buhara'da var olan Hüseyniyyeler ve dernekler halkın bu değerlere verdiği önemi yansıtmaktadır.

 

Peki, Özbekistan'da Şiilere ait dini merkez ve camiler bugün ne durumda? Gelin şimdi de bunlara bir göz atalım.

 

Özbekistan'ın hiç şüphesiz en önemli tarih ve kültür şehri Semerkand ve Buhara'dır. 1998'de temelleri atılan Ehl-i Beyt Camii ise Mirza Ulu Bey semtinde, Pencab Kabristanlığı civarında bulunmaktadır. Burası Şiilerin yoğun olarak yaşadığı bir mahalledir. Aynı zamanda bu caminin kurucusu olan Şeyh Muhammed Ali'nin yoğun çabaları ile açılan bu cami bölge halkı arasında bir İslami birlik merkezi olarak da kabul görmektedir.

 

Yaklaşık bir sene gibi kısa bir sürede biten Ehl-i Beyt Camii 1000 m² bir zemin üzerine inşa edilmiş ve yaklaşık 20 bin kişilik kapasitesi ile Özbekistan'ın en büyük ve en faal Caferi camii sayılmaktadır.

 

Özbekistan Cumhuriye'ti Hakkında Bilinmesi Gerekenler

 

* Sovyetler Birliği'nden 1991 yılında ayrılarak bağımsızlığına kavuşmuştur.

* Resmi diller, Özbekçe, Rusça  ve Kara Kalpak Türkçesi ve Farsçadır.

* Özbekistan’ın denize kıyısı yoktur. Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan ve Türkmenistan ile sınırı vardır.

* Özbekistan’ın en büyük, dünyanın 4. büyüğü Aral gölü hızla kurumaktadır. 68.000 kilometre karelik gölün bugün yaklaşık 6.000 kilometre karesinde su kalmıştır.

* Kızıl Kum çölündeki Muruntau altın madeni dünyanın en geniş alana yayılmış altın madenidir.

* Dünyanın en büyük 4. altın üreticisidir.

* Dünyanın en büyük 5. pamuk üreticisidir.

* Dünyanın en büyük 7. uranyum yataklarına sahiptir.

* Doğalgaz ve petrol yatakları sayesinde enerji olarak kendi kendine yeten bir ülkedir.

* Erkeklerin el sıkışırken sol ellerini kullanması hakaret olarak kabul edilir.

* Bir erkek bir kadını elini kalbinin üstüne koyarak selamlar.

* Özbek geleneklerine göre misafir evin giriş kapısından mümkün olan en uzak noktaya oturtulur.

* Kutsal olarak kabul edilen ekmek her evde bulunan tandırlarda yuvarlak kalıplar kullanılarak yapılır, üstü desenlerle ve susamla süslenir.

* Özbek inanışlarına göre seyahate giden kişi yanına bir parça ekmek alır, kalan ekmek ise giden dönene kadar saklanır.

* Evlilik öncesi çiftin bol çocugu olsun diye yataklarında çocuk yatırılır.

* Evlenen çiftin boşanmamaları için gelinin arkasından ailesi taş atar.

* Özbekçe’de biri için Öldü denmez, emaneti teslim etti denir.

* Nasreddin Hoca’yı en az biz Türkler kadar sahiplenirler ve mitolojik bir karakter olarak çok daha eskiye tarihlerler.

* Ülkemizde 1500 civarı Nasreddin Hoca hikayesi anlatılırken bu sayı Özbekistan’da 3 bini aşar.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler