20 Ekim 2018 Cumartesi Saat:
18:19
26-04-2018
  

Peki, Ne Kadar Hazırsın!?

Bu dünya ne kadar değersiz, karşılaşacaklarımız ise ne kadar da büyük ve korkunç!

Facebook da Paylaş

 

 

Ey insan!
 
Öleceğin gün için telaşlanma!
 
Onca değer verdiğin bedeninin başına neler gelecek diye kaygılanma!
 
Ne olacak, nasıl olacak diye hiç üzülme!
 
Çünkü Müslüman kardeşlerin senin için gerekenleri yapacaklar:
 
1- Elbiselerini bedeninden çıkaracaklar.
 
2- Bedenini yıkayıp gusledecekler.
 
3- Yeni elbisen olan kefeni bedenine giydirecekler.
 
4- Evinden dışarı çıkaracaklar.
 
5- Ve yeni evine, kabre götürecekler.
 
6- Cenaze merasimin için birçokları işlerini bırakıp gelecekler.
 
7- Özel eşyalarını toplayacaklar. Anahtarların, kitapların, elbiselerin, çanta ve ayakkabıların, ne varsa hepsini seçip ayıracaklar; muvaffak olurlarsa onları sadaka olarak fakirlere dağıtacaklar...
 
Emin ol, sen öldükten sonra kimse işini gücünü bırakıp senin hasretini çekmeyecek. İşler ve ticaret kaldığı yerden devam edecek. Senin görevin bir başkasına devredilecek. Malın ve servetin bölüşülecek, mirasçıların hepsini sahiplenecek. Sen ise kazandığın o malların hepsinden tek tek hesaba çekileceksin...
 
Öldükten sonra senden alınacak ilk şey adındır. O nedenle öldüğünde sana “cenaze” derler; kimse seni isminle çağırmaz. Sana namaz kılmak için geldiklerinde, adını sormaz, “Cenaze nerede?” diye sorarlar. Omuzlarında taşındıklarında ve defnettikleri zamanda da adını söylemez, cenazeyi tutun derler...
 
O hâlde, dikkatli ol; soy, nesep, milliyet, para ve makam seni aldatmasın...
 
Bu dünya ne kadar değersiz, karşılaşacaklarımız ise ne kadar da büyük ve korkunç!...
 
Öldükten sonra senin için üç tür üzüntü olur:
 
1- Seni biraz tanıyanlar, “Yazık!” derler.
 
2- Seni daha fazla tanıyan dost ve arkadaşların birkaç saat veya en fazla birkaç gün üzülür, sonra da şakalarına ve gülüşlerine devam ederler.
 
3- Yokluğunu ve ayrılık acısını derinden hisseden ailen ise birkaç hafta, birkaç ay veya en fazla bir yıl üzüntünü yaşarlar, sonra da seni kendi hatıralar arşivine atarlar...
 
İşte bu şekilde senin halk arasındaki öykün son bulur ve güzelliğin, sağlığın, çocukların, evin, eşin, malın ve mülkün ne varsa hepsi elinden çıkar ve gerçek öykün başlar... Yani ahiret hayatın...
 
Peki, ölüm için, kabir için, ahiretin için ne kadar hazırsın???
 
Bu, üzerinde durman ve çokça düşünmen gereken bir gerçektir...
 
Öyleyse kurtuluşa ermek için şunları yapmaya özen göster:
 
Farzlar...
 
Sünnet ve müstahap ameller...
 
Dualar ve münacatlar...
 
Yardımlar ve gizliden sadakalar...
 
İyi ve salih ameller...
 
Halka hizmetler...
 
İnsanları mutlu etmeler...
 
Bu güzel günün ve bu mübarek ayın hürmetine yardım et bizlere Allah’ım!...
 
 
 
Hikaye
 
Adamın biri yürürken arkasından bir aslanın koştuğunu görür. Korkusundan hızla koşmaya başlar. Kaçarken tam önünde bir kuyu görür ve hızla kuyuya iner. Köklere sarılıp aşağı inerken, kuyunun dibinde büyük bir ejderha olduğunu görür. Ejderha aşağıdan onu yakalamaya çalışıyormuş...
 
Allah'ım ne yapacağım!? der. Üstte aslan altta ejderha. Tam o sırada biri beyaz bir diğeri siyah iki farenin tutunduğu kökleri kemirmeye başladığını görür. Her taraftan başı belada iken bir anda gözüne ışıl ışıl parlayan mücevherler ilişir ve onlardan bir kaç parça almaya çalışır...
 
UYANIR. OH BE RÜYA İMİŞ!.. der.
 
Sonra bunu birisine anlatır. Rüyamın yorumu nedir acaba!? Anlamadın mı hala Ey İnsan!
 
Peşinden koşan aslan ölüm meleğidir. İçinde ejderha bulunan kuyu senin mezarındır. Sarıldığın ip senin hayatındır. Beyaz ve siyah fare gece ile gündüzdür ve durmaksızın ömrünü kemirirler.
 
Peki, peki ya o mücevherler nedir dersin?
 
Dünyanın geçici lezzetidir onlar. Ölümün arkasında bir hesap olduğunu sana unutturur.
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler