20 Ağustos 2019 Salı Saat:
19:33
07-02-2017
  

Peygamberin Temizlikle İlgili Sünneti

Rivayete göre kesilen saçları, tırnakları ve bedenden çıkan kanı toprağa gömmek sünnettir.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

45- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde şöyle deniyor: “Peygamberimiz (s.a.a) başını ve sakalını sidr ile yıkardı.”

46- el-Caferiyyat adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Cafer b. Muhammed’den (a.s), o da dedelerinden İmam Ali’nin (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimiz (s.a.a) sık sık saçlarını tarayıp düzeltirdi. Çoğu zaman taranırken su kullanır ve ‘Su mümin için yeterli güzel kokudur’ derdi.” [s.156]

47- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde verilen bilgiye göre Peygamberimiz (s.a.a) şöyle dedi: “Mecusiler sakallarını kısaltıp bıyıklarını uzatırlar. Biz ise bıyıklarımızı kısaltıp sakallarımızı uzatırız.” [c.1, s.76, h:334]

48- el-Kâfi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet eder: “Tırnakları kesmek Peygamberin (s.a.a) sünnetidir.”

49- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde şöyle deniyor: “Rivayete göre kesilen saçları, tırnakları ve bedenden çıkan kanı toprağa gömmek sünnettir.” [c.1, s.74, h:94]

50- Yine aynı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Muhammed b. Müslim’in şöyle dediğini nakleder: “İmam Muhammed Bâkır’a (a.s) kına ile saç boyama konusu soruldu. İmam da bu soruya, ‘Peygamberimiz (s.a.a) kına ile saçlarını boyardı. İşte onun bizde bulunan boyanmış saçı!’ diye cevap verdi.” [c.1, s.69, h:53]

51- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde verilen bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) vücuduna yağ sürerdi. [s.35]

52- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde İmam Ali’den (a.s) şöyle nakleder: “Koltuk altı tüylerini almak kötü kokuyu giderir. Bunu yapmak temizliktir ve temizlik Peygamberimizin (s.a.a) emrettiği bir sünnettir.” [c.1, s.68, h:264]

53- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde verilen bilgiye göre, Peygamberimizin (s.a.a) bir sürme kalemi vardı. Her gece onunla gözlerine sürme çekerdi. Kullandığı sürme, İsmid (Antimon) sürmesi (taşı) idi. [s.34]

54- el-Kâfi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Ebu Usame’ye dayandırdığı rivayette İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Dişleri misvaklamak (fırçalamak), Peygamberin (s.a.a) sünnetidir.” [Fürû-i Kâfi, c.3, s.23, h:2]

55- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Hz. Ali’nin (a.s) 400 kelimelik hadisinde şöyle dediğini rivayet eder: “Dişleri misvaklamak Allah’ı razı eden, Peygamberin (s.a.a) sünneti olan ve ağzı temizleyen bir uygulamadır.”

56- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde verilen bilgiye göre İmam Sadık (a.s) şöyle diyor: “Şu dört şey peygamberlerin ahlâkındandır: Güzel koku sürünmek, ustura ile tıraş olmak, vücuttaki istenmeyen tüyleri nure (kıl döken bir ilâç çeşidi) ile temizlemek ve eşlerle çok yatıp kalkmak.” [c.1, s.77, h:120]

57- el-Kâfi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Abdullah b. Sinan’dan İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Peygamberimizin (s.a.a) bir misk hokkası vardı. Her abdestten sonra onu ıslak eline alırdı. Böylece dışarı çıktığında yaydığı temiz kokudan onun gelmekte olduğu anlaşılırdı.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s.515, h:3,]

58- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde verilen bilgiye göre Peygamberimiz (s.a.a) kendisine ikram edilen her ıtırdan sürünür ve “Kokusu güzel ve taşınması kolay.” derdi. Eğer kokudan sürünmez ise, parmağını içine batırıp koklardı. [s.34]

59- Aynı eserde verilen biliye göre Peygamberimiz (s.a.a) Ud ağacının buharını koklardı. [s.34]

60- Zahîret’ul-Mead adlı eserde verilen bilgiye göre Peygamberimizin (s.a.a) en sevdiği koku türü misk idi.

61- el-Kâfi adı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İshak Tavil Attar’dan İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimiz (s.a.a) yemek için yaptığı harcamadan daha çoğunu koku için yapardı.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s.512, h:18]

62- Aynı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İmam Cafer Sadık’tan (a.s) İmam Ali’nin (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Bıyıklara güzel koku sürmek, peygamberlerin ahlâkındandır ve amelleri yazan meleklere saygı göstermektir.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s.510, h:5]

63- Yine aynı eserde müellifin kendi rivayet zinciriyle Hazzaz’a dayandırdığı hadiste İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle dediği rivayet edilir: “Bulûğ çağındaki her erkeğin her cuma günü bıyıklarını kısaltması, tırnaklarını kesmesi ve güzel koku sürünmesi gerekir. Peygamberimiz (s.a.a) cuma günü olunca eğer yanında güzel koku yoksa, eşlerinden birinin kokulu baş örtüsünü ister, suda ıslattıktan sonra onunla yüzünü ovardı.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s511, h:10]

64- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Ammar’dan İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygambere (s.a.a) Ramazan Bayramında güzel koku hediye edildiğinde, kokuyu ikram etmeye önce eşlerinden başlardı.”2

65- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde verilen bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) çeşitli yağlar sürünürdü. Çoğunlukla menekşe yağı sürünür ve “Bu, yağların en iyisidir.” derdi. [s.33]

 

Peygamberimizin (s.a.a) yolculukla ilgili adabı hakkında

 

66-Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Abdullah b. Sinan’dan İmam Muhammed Bâkır’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimiz (s.a.a) perşembe günleri yola çıkardı.” [c.2, s.173, h:3]

Bu anlamda çok sayıda hadis vardır.

67- Emân’ul-Ahtâr ve Mısbah’uz-Zâir adlı eserlerde, Avarif’ul-Meârif adlı eserin şöyle rivayet ettiği yer alır: “Peygamberimiz (s.a.a) yolculuğa çıkarken yanında şu beş şeyi taşırdı: Ayna, sürmelik, tarak, misvak ve bir rivayete göre makas.”

68- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde İbn-i Abbas’a dayanılarak verilen bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) yürürken yorgun ve tembel olmadığı anlaşılacak şekilde yürürdü. [s.22]

69- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Muaviye b. Ammar’dan İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilir: “Peygamberimiz (s.a.a) yolculukları sırasında yokuş aşağı inerken, ‘La ilâhe illallah’ ve yokuş yukarı çıkarken, ‘Allahu Ekber’ derdi.” [c.2, s.179, h:1]

70- Kutb’un Lübb’ül-Lübab adlı eserinde verilen bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) yolculuk sırasında konakladığı yerden ayrılmak istediğinde, orada mutlaka iki rekât namaz kılar ve “Konakladığımız yerler şahitlik etsinler diye bu namazları kılıyorum” derdi.

71- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde verilen bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) [yolculuğa çıkan] müminlerle vedalaşırken şöyle dua ederdi: “Allah, takvayı yol azığınız yapsın. Sizi bütün hayırlara yöneltsin. Bütün isteklerinizi yerine getirsin. Dininizi ve dünyanızı tehlikelerden korusun. Sağ, salim ve bol kârlarla dönmenizi nasip etsin.” [c.2, s.179, h:1]

72- el-Caferiyat adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İmam Cafer Sadık’tan (a.s), o da dedelerinden İmam Ali’nin (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimiz (s.a.a) Mekke’den (hacdan) gelen birine şöyle dua ederdi: Allah ziyaretlerini kabul etsin, günahlarını affetsin ve harcadıklarının yerini doldursun.” [s.75]

 

Peygamberimizin (s.a.a) giyimle ilgili adabı hakkında

 

73-İh-ya’ul-Ulûm adlı eserde şöyle deniyor: “Peygamberimiz (s.a.a) izar, rida, gömlek ve cübbeden ne bulursa onu giyerdi. Yeşil elbiseler hoşuna giderdi. Çoğunlukla beyaz elbise giyerdi ve ‘Beyaz kumaşı dirilerinize giydirin ve ölülerinize kefen yapın.’ derdi.”

“Savaşta veya başka zamanlarda işlemeli kaftan giyerdi. İnce atlastan kaftanı vardı. Bu kaftanın yeşil rengi beyaz tenine güzel giderdi. Bütün elbiseleri topuklarından aşağı inmezdi. İzarı ise bunların üzerinde daha kısa olur ve bacaklarının ortasına kadar inerdi. Bel bağı ile bu izarı bağlardı. Bazen namazda ve namaz dışında bu bel bağını açardı.”

“Zaferan ile boyanmış bir abası vardı. Kimi zaman sadece buna bürünerek namaz kıldırırdı. Kimi zaman sadece kisaya bürünür, üzerinde başka elbise olmazdı. Keçeden yapılmış bir boy elbisesi vardı. Onu giyer ve ‘Ben bir kulum, köleler gibi giyinirim’ derdi. Sırf Cuma günleri giydiği, diğer elbiselerinden ayrı iki kat elbisesi vardı. Kimi zaman bir izar giyer, üzerinde başka bir elbise olmazdı. İzarın uçlarını omuzları arasında bağlardı. Cenaze namazlarını bu kıyafetle kıldığı da olurdu.”

“Bazen evinde tek bir izar içinde, izara bürünmüş, sol ucunu sağ omzuna ve sağ ucunu da sol omzuna atmış hâlde namaz kılardı ve bu izar eşi ile münasebet hâlinde sırtında bulunan izarı olurdu. Geceleri sadece izar içinde namaz kıldığı da olurdu. “Siyah renkli bir elbisesi vardı. Onu birine hediye etti. Eşi Ümmü Seleme, ‘Anam-babam sana feda olsun, o siyah elbiseye ne oldu, ne yaptın onu?’ dedi. ‘Onu birine giydirdim.’ dedi. Eşi, ‘Siyah renkli olmasına rağmen siyahlığına senin beyaz tenin kadar yakışan bir şey görmedim.’ dedi.”

“Enes der ki: ‘Uçları bağlanmış kilime bürünerek bize öğle namazı kıldırdığı olurdu.’ Yüzük takardı. Mektupları (resmî yazıları) yüzüğü ile mühürler ve ‘Yazıları mühürlemek, töhmete maruz kalmaktan daha iyidir.’ derdi.”

“Peygamberimiz (s.a.a) bazen sarığı altında ve bazen sarıksız olarak fes giyerdi. Kimi zaman da fesini başından çıkarıp önüne sütre yaparak namaz kılardı. Kimi zaman da sarığı bulunmaz, başına ve alnına bir örtü bağlardı. Peygamberimizin ‘Sehab=bulut’ adında bir sarığı vardı. Onu İmam Ali’ye hediye etmişti. Bu yüzden bazen İmam Ali (a.s) uzaktan bu sarıkla görününce Peygamberimiz, ‘Ali, Sehab (bulut) içinde size geldi’ diye espri yapardı.”

“Peygamberimiz (s.a.a) elbise giyerken sağ tarafından giyinmeye başlar ve ‘Mahrem yerimi örten ve insanlara karşı süsleneceğim bu elbiseyi bana giydiren Allah’a hamdolsun.’ derdi. Elbisesini çıkarırken de sol yanından çıkarmaya başlardı. Yeni bir elbise giyince, eskisini bir yoksula verir ve ‘Kim eskimiş elbisesini Allah rızası için bir yoksula giydirirse, o yoksul bu elbiseyi giydiği sürece, ister ölü olsun, ister hayatta, o kimse Allah’ın güvencesi, koruması ve hayrı altında olur.’ derdi.”

“İçi lif dolu, tabaklanmış deriden bir döşeği vardı. Boyu iki arşın, eni de bir arşından fazla idi. Gittiği yerlerde ikiye katlanıp altına serilmek için bir de abası vardı. Altında başka bir şey olmayan (kuru) bir hasır üzerinde yattığı da olurdu.”

“Binek hayvanlarına, silâhına ve eşyasına isim takma huyu vardı. Sancağının adı Ukab, savaşlarda yanında bulundurduğu kılıcının adı Zülfikâr idi. Bunun dışında Mıhzen, Rusub ve Kadip adlarında kılıçları vardı. Kılıcının sapı gümüş işlemeli idi. Deriden bir kayışı vardı. Bu kayışın üzerinde üç gümüş halka vardı. Okunun adı Ketum ve ok kesesinin adı Kâfur idi. Devesinin adı Adbâ, atının adı Düldül, merkebinin adı Ya’fur ve sütünü içtiği koyunun adı Ayne idi.”

“Seramik bir matarası vardı. Onu abdest almak ve su içmek için kullanırdı. İnsanlar, akılları başlarında küçük çocuklarını Peygamberimize gönderirlerdi. Bu çocuklar hiç kimse tarafından engellenmeden Peygamberimizin (s.a.a) yanına giderlerdi. Eğer matarasında su bulurlarsa içerler, uğur beklentisi ile yüzlerine ve vücutlarına sürerlerdi.” [c.7, s.130]

74- el-Caferiyat adlı eserin İmam Cafer Sadık’a (a.s), onun dedelerine, dedelerinin de İmam Ali’ye (a.s) dayanarak verdiği bilgiye göre, Peygamberimiz (s.a.a) dikişli fes giyerdi... Zat’ul-Fuzul adı ile anılan bir zırhı vardı. Üzerinde üç gümüş halka bulunan bu zırhın bir halkası ön tarafında, iki halkası da arka tarafında idi... [s.184]

75- el-Avalî adlı eserde bir rivayete dayanarak verilen bilgiye göre, Peygamberin (s.a.a) siyah bir sarığı vardı. Onu başına takıp namaz kılardı.

76- el-Hısal adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İmam Ali’nin (a.s) dört yüz kelimelik hadisinin bir yerinde şöyle dediğini nakleder: “Pamuklu elbise giyin. Çünkü o, Resulullah’ın (s.a.a) elbisesidir. Peygamberimiz (s.a.a) sadece zorunlu durumlarda tüylü ve yünlü elbise giymiştir.” [s.162]

77- Men La Yahzuruh’ul-Fakih adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle İsmail b. Müslim’den, o da İmam Sadık’tan (a.s) babası İmam Muhammed Bâkır’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Peygamberin (s.a.a) alt ucu demirli küçük bir asası vardı. Ona dayanırdı. Ramazan ve Kurban Bayramı namazlarında onu elinde bulundururdu.” [c.1, s.323, h:2]

Bu rivayet el-Caferiyyat adlı eserde de yer almıştır.

78- el-Kâfi adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Hişam b. Salim’den İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimizin (s.a.a) yüzüğü gümüştendi.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s.468, h:1]

79- Yine aynı eserde müellifin kendi rivayet zinciriyle Ebu Hatice’ye dayandırdığı hadiste İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle dediği nakledilir: “Yüzük taşı yuvarlak olmalıdır.” Ardından İmam şöyle buyurdu: “Resulullah’ın (s.a.a) yüzüğü öyle idi.” [Fürû-i Kâfi, c.6, s.468, h:4]

80- el-Hisal adlı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Abdurrahim b. Ebu Bilad’dan İmam Cafer Sadık’ın (a.s) şöyle dediğini nakleder: “Peygamberimizin (s.a.a) iki yüzüğü vardı. Birinin üzerinde ‘La ilâhe ilallah, Muhammedun Resulullah, öbürünün üzerinde de ‘Sadakallahu (Allah’ın dediği doğrudur)’ diye yazıyordu.” [s.61]

81- Yine aynı eserde müellif kendi rivayet zinciriyle Hüseyin b. Halid’den, İmam Rıza’nın (a.s) bir hadiste şöyle buyurduğunu nakleder: “Peygamberimiz (s.a.a), Hz. Ali (a.s), İmam Hasan (a.s), İmam Hüseyin (a.s) ve diğer İmamlar sağ ellerine yüzük takarlardı.”

82- Mekarim’ul-Ahlâk adlı eserde İmam Sadık’tan (a.s), Hz. Ali’nin (a.s) şöyle buyurduğu nakledilir: “Peygamberler gömleklerini şalvarlarından önce giyerlerdi.” [s.101]

 

Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler