20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
15:17
05-06-2017
  

Ramazan Ayı Dokuzuncu Gün Duası

Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği (sevabı) arttırırız.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

İlahiyatçı Oğuz Uçum

 

 

"Allahummec'al lî fîhi nasiben min rahmetik'el-vasia, vehdinî fîhi li-berahinik'es-satia, ve huz bi-nasiyetî ila merzatik'el-camia, bi-mehabbetike ya emel'el-muştagîn."

Anlamı:


Allah'ım! Bu günde geniş rahmetinden beni nasipsiz bırakma; açık delil ve burhanlarını bana göster ve beni alıp en kapsamlı hoşnutluğa götür; muhabbetinle ey şevkli insanların arzusu!


Nükteler


Her şeyden önce duamızda ilk önce Allah Teala’nın özel sıfatlarından olan rahmet sıfatı gözümüze çarpmaktadır. Buna ilave olarak ta bu rahmetin ne kadar büyük ve sonsuz olduğunu görmekteyiz. Bu durumda kul rabbine öyle bir şekilde yakarmalıdır ki kendisi hangi konumda olursa olsun, ne kadar günaha bulaşmışsa bulaşsın, ne kadar kötülük yapmışsa yapsın yinede sonsuz olan Allah’ın rahmetinden ümidini kesmesin.


Bu konuda Hz Ali (a.s) oğlu Hz Hüseyin’e (a.s) şöyle vasiyet ediyor: ey oğlum günahkârı Allahın rahmetinden ümitsiz etme. Nice günaha tutulan kimse vardır ki yıllarca günah işledikten sonra akıbeti hayırla sonuçlanmıştır. Nice ibadete koyulan kimse de vardır ki ömrünün sonunda bozularak cehenneme varmıştır.


Duamızın diğer bir noktasında ise rabbimizden basiret, akıl, şuur ve bunları kullanmayı talep ediyoruz. Nice insanlar vardır kendilerini akıllı zannederler ama aslında şeytana hizmet etmektedirler. Zira akıl dediğiniz şey sizi Allah’a ulaştırması gereken bir araçtır. Eğer aklınız sizi kemale ve nura doğru sürüklemiyor ise o aklın işlevinde bir takım sorunlar vardır, demektir. Bundan dolayı rabbimizden diliyoruz bizlere izan ve salim akıllar lütfetsin.


Duanın diğer bir bölümünde Allah’ın hoşnutluğunu talep ediyoruz. Yüce Allah’ın hoşnutluğu hiç şüphesiz kendisinin emir ettiği ve yasakladığı şeriat kanunlarından öte bir şey değildir. Çünkü bu konuda Allah Kur’an da şöyle buyuruyor: Peygamber size neyi getirdiyse onu kabul edin ve size neleri yasakladıysa onlardan uzak durun. Biz insanlar içerisinde bu emirleri bizzat yerine getiren hiç kuşkusuz yeryüzü ve gök âleminin en üstün insanı olan Hz Muhammed (s.a.a) efendimiz ve onun pak Ehlibeytidir. Bizler eğer inançta,ibadette ve ahlakta peygamber efendimizin sahih sünnetlerine uyar isek ve Ehlibeyt İmamlarının öğretileri ile hareket eder isek hiç şüphesiz sonumuz onlar gibi olacaktır.


Duamızın son bölümünde ise kişi arzuladığı şeyi talep eder. Eğer Allah’ı arzu ediyor ise Allah ve Resulüne tabi olmalıdır. Zira Allah'ın rızalığı Resul'ün rızalığındadır. Bundan dolayı Allah Resulü bizlere iki ağır emanet bırakmıştır. Birisi Kuranı Kerim diğeri ise onun pak Ehlibeytidir. Eğer bizler bunlara sımsıkı sarılır isek kesin kurtulan insanlardan olacağız. Elbette bu iki büyük ve ağır emanete sarılmaktan gaye birincisi Kur'anı öğrenmek ve ayetleri üzerinde tefekkür etmek ve aynı zamanda öğrendiğimiz bilgileri hayatımızda bil fiil olarak icra etmektir. Diğer emanet ise Ehlibeyt'tir. Ehlibeyt hakkında Allah açıkça onları sevmemizi, onlara muhabbet beslememizi ve onlar hakkını gözetmemizi emretmektedir.

 

De ki: “Ben, buna (peygamberliğe) karşılık yakınlıkta (Ehl-i Beyt'ime duyulan) sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Kim bir iyilik kazanırsa, biz ondaki iyiliği (sevabı) arttırırız. (Şuera 23)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler