18 Kasım 2017 Cumartesi Saat:
16:06
05-06-2017
  

Ramazan Ayı Onuncu Gün Duası

Ölümsüz ve daima diri Allah`a güvenip dayan.

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

İlahiyatçı Oğuz Uçum


اللهمّ حَبّبْ اليّ فيهِ الإحْسانَ وكَرّهْ اليّ فيهِ الفُسوقَ والعِصْيانَ وحَرّمْ عليّ فيهِ السّخَطَ

والنّيرانَ بِعَوْنِكَ يا غياثَ المُسْتغيثين.

 

"Allahummec'alnî fîhi min'el mutevekkilîne aleyke, vec'alni fîhi min'el faizîne ledeyke, vec'alnî fîhi min'el mugarrabîne ileyke, bi ihsanike ya ğayet'et talibîn."


Anlamı:
Allah'ım! Bu günde beni sana tevekkül edenlerden, sana göre saadete erişenlerden ve sana yakınlaşan kimselerden kıl; ihsanınla ey arayanların en büyük talebi!

 

Nükteler

 

duamızın ilk bölümünde yüce yaratıcıya yakarıyoruz bizi kendisine tevekkül eden kullarından karar kılsın. Zira insanın rabbine yapacağı en güzel kulluklardan bir tanesi ona tevekkül etmesidir. Bu konuda İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Peygamber (s.a.a) mirac gecesi rabbine sordu ve şöyle arzetti: “Ey rabbim! Hangi amel daha üstündür?” Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Benim nezdimde, hiç bir şey, bana tevekkül etmekten ve benim bölüştürdüğüm şeyden hoşnut olmaktan daha üstün değildir.”(İrşadul Gulub)

 

Arapça`dan dilimize geçmiş olan tevekkül kelimesinin sözlük anlamı: "Vekil kılmak, başkasına havâle etmek." şeklindedir.


Tevekkülün ıstılahı anlamı ise: "Kişinin, şartlarını yerine getirerek, işlerini Allah Teâlâ`ya bırakması bir işe başlarken sebeplere yapıştıktan sonra O`na güvenmesi; kalbin, her işte Allah`a îtimat etmesi, güvenmesidir."


"Tevekkül, dine veya dünyaya ait herhangi bir hususta, insan olarak bizim alabileceğimiz bütün tedbirler alındıktan, konu ile ilgili tüm girişimler yapıldıktan sonra, o işin neticesinin Allah`a bırakılmasıdır."


"Tevekkül, insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah`a bırakması, O`nun yaratacağı neticeyi güven ve rızâ ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması; kısaca Allah`a güvenip, âkibetinden endişe etmemesidir."


"Tevekkül, kalbin Allah`a tam îtimat ve güveni, hatta başka güç kaynakları düşünmekten rahatsızlık duyması mânâsına gelir. Bu ölçüde bir güven ve îtimat olmazsa, tevekkülden söz edilemez; kalp kapıları Allah`tan başkasına açık kaldığı sürece de hakîkî tevekküle ulaşılmaz."

 

Tevekkül Nasıl Olmalıdır?

 

Tevekkül demek, görevin îfasını Allah`a havâle etmek değildir; emri ve kararı Allah`a bırakmaktır. Allah`ın emrini canla başla yerine getirmeye çalışmaktır. Birçokları bu konuda gaflete düşerek tevekkülü, vazifeyi terk etmek sanırlar. Yani kulluk görevlerinin yerine getirilmesini Allah`a havâle edip, emir ve komuta mercii olarak kendilerini görmek isterler. Sanki kul vazifesiz oturacakmış, namaz, oruç, zekat, cihad vs. gibi görevleri Allah Teâla ona emredip yaptırmayacakmış da (hâşâ) onun yerine Allah yapacakmış gibi bâtıl bir zihniyet taşırlar. İsrâiloğullarının vaktiyle Hz. Musa`ya: "Git, sen ve Rabbin ikiniz savaşınız, işte biz burada oturup duracağız." (Maide 24) dedikleri gibi demek isterler. Bu ise Allah`a tevekkül ve îtimat değil; O`nun emrine güvensizliktir, tevekkülsüzlüktür ve Allah korusun küfürdür. "Allah hakkında o çok yanıltıcı (şeytan) sizi yanılgıya düşürmesin." (Lokman 33) âyetinde de uyarıldığı gibi, bu olsa olsa şeytan yanıltmasıdır. İyi bilinmelidir ki, tevekkülün belirtisi emre gönül vermek ile vazife sevgisidir.

 

Ölümsüz ve daima diri Allah`a güvenip dayan. O`nu hamd ile tesbîh et. Kullarının günahlarını onun bilmesi yeter.(Furkân 58)

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler