19 Kasım 2017 Pazar Saat:
23:46
02-06-2017
  

Ramazan Ayı Yedinci Gün Duası

Namaz ve oruç tutmak Müslümanlar için çok önemli bir konudur.

Facebook da Paylaş

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Hüccet'ül İslam Dr. Muhammed Emin Gülistani

 

اللَّهُمَّ أَعِنِّي فِيهِ عَلَى صِيَامِهِ وَ قِيَامِهِ وَ جَنِّبْنِي فِيهِ مِنْ هَفَوَاتِهِ وَ آثَامِهِ‏وَ ارْزُقْنِي فِيهِ ذِكْرَكَ بِدَوَامِهِ بِتَوْفِيقِكَ يَا هَادِيَ الْمُضِلِّين

 

"Allah'ım! Bu günde oruç tutup ibadete durmam için bana yardımcı ol; bu günün sürçme ve günahlarından beni uzaklaştır; bu günde sürekli olarak seni zikretmeyi bana nasip eyle; tevfikinle ey yolunu şaşanları hidayet eden!"

 

Namaz ve oruç tutmak Müslümanlar için çok önemli bir konudur. Oruç, Allah Teâlâ'nın mutlak ve açık emirlerindendir. Hatta İslam dininden önceki dinlerde bile oruç vardı. Kur'an bu konuda şöyle buyuruyor:

 

"Ey inananlar, kötülüklerden, şüpheli şeylerden korunmanız için oruç, sizden öncekilere farz edildiği gibi size de farz edilmiştir." [1]

 

Ayette "oruç sizlere farz kılındı ve sizden önceki ümmetlere de farz kılınmıştı" buyuruyor. Ayette geçen 'kema' kelimesinden hem orucun gün sayısı ve hem de nasıl tutulacağı, oruç ile ilgili konular beyan edilmektedir. Yani sizden önceki ümmetlere orucun nasıl tutulacağı ve kaç gün tutulacağı, oruç halindeyken nelerin haram ve mekruh olduğu, nelerin mubah ve müstehap olduğu açıklandığı gibi sizlere de açıklanmıştır.

 

Sahih Orucun Şartları

 

Tutulan orucun sahih ve makbul olmasının birçok şartı vardır. Sadece aç ve susuz kalmak ile sahih bir oruç elde edilemez. Rivayetlerde oruçlu bir kimse açlık ve susuzluğun yanı sıra göz, el, kulak yani kısacası vücudunun tüm azalarının oruç tutması gerektiğinin altı önemle çizilmiştir. Bu bağlamda bir Müslüman oruçluyken namahrem bir kadına bakar, başkasının dedikodusunu yapar ya da başka bir günah işlerse; oruçlu olduğunu zanneder ama aslında o insan oruç tutmamıştır.

 

Bir Ramazan ayında Peygamber Efendimizin (s.a.a) yanında birisi bir başkasının gıybetini yapıyordu. Efendimiz (s.a.a), oruç olduğu halde gıybet eden kimseye "git iftar et" diye buyuruyor. Adam 'Ey Allah'ın Resulü!  ben oruçluyum" dedi. Peygamber (s.a.a) "Sen artık oruçlu değilsin çünkü gıybet ettin. Kim oruçlu bir halde gıybet ederse orucu batıldır. Abdestli ise abdesti bozulmuştur ve o halde ölüm onu yakalarsa Allah'a karşı isyan etmiş olarak dünyadan ayrılır" buyurdu. [2]

 

Ramazan ayı boyunca tüm bedenimiz oruç tutmalıdır. Özellikle kalp oruç tutmalıdır. Kalpte kini ve öfkeye yer vermemliyiz. Eğer Müslüman kardeşimiz hakkında kalbimizde kin varsa mutlaka onu affetmeli ve bize karşı işlemiş olduğu hataları görmezden gelmeliyiz. Hatta Allah'tan onu bağışlamasını ve af etmesini istemeliyiz. Çünkü Allah Teâlâ, affeden ve bağışlayandır.

 

Duanın ikinci bölümünde şöyle okuyoruz: "Bugün senin için kıyam etmeyi, yani sana namaz kılmayı ve ibadet etmem için bana yardım etmeni istiyorum."

 

Çünkü Allah'ın yardımı olmadığı takdirde ibadet edemeyiz. Namaz, Allah'ın çok önemsediği ibadetlerden birisidir. Namaz dışında diğer ibadetlerde bazı şartlar olmadığı zaman o ibadeti yapmak, mükellefe farz olmaz. Örneğin; hacca gitmeye maddi durumunuz olabilir ama fiziksel bir rahatsızlıktan dolayı hastalık geçinceye kadar hac farz olmaz. Veya Ramazan ayında oruç tutmak farzdır fakat hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse daha sonra orucunu kaza edebilir. Fakat namaz konusunda hiçbir bahane Allah katında kabul görmez. Namaz her halükarda Müslümanlara farz ekılınmıştır. Örneğin; namaz için abdest alacak su yoksa teyemmüm edilmelidir veya hasta olan kimse oturarak, uzanarak hatta göz işaretleriyle bile olsa namaz kılmalıdır.

 

Hz. Ali'nin (a.s) Münacatları

 

Ebu Derda şöyle diyor: "Gecenin bir yarısı Ali'yi (a.s) hurmalıklar içerisinde hüzünlü bir ses ile Rabbine münacat ederken gördüm. Bir köşeye çekildim ve Ali'yi (a.s) izlemeye koyuldum. Ali (a.s) birkaç rekât namazın ardından dua ve münacata başladı. Münacat sırasında o kadar fazla ağladı ki kendisinden geçerek düştü. Ben, herhalde gece boyu ibadet etmekten yorgun düştü ve şimdi ise uyuyor diye düşündüm. Kısa bir süre sonra sabah namazına uyandırmak niyetiyle yanına gittim ve dokundum. Fakat Ali, hareket etmedi. "Ebu Talib oğlu Ali dünyadan göçtü" diyerek acele bir şekilde oradan ayrıldım ve Ali'nin evine gittim. Ali'nin (a.s) ölüm haberini duyan Hz. Zehra (s.a) şöyle buyurdu:

 

"Ebu Derda! Allah'a yeminler olsun ki bu durum Ali'nin, Rabbinden nasıl korktuğunun göstergesidir."

 

Ali'nin (a.s) yüzüne biraz su dökerek onun kendine gelmesini sağladık. Beni ağlar bir vaziyette gören Ali (a.s), neden ağladığımı sordu? "Ey Ali! Kendine yaptığın bu şey için ağlıyorum" dedim. Hz. Ali (a.s) şöyle buyurdu:

 

"Ebu Derda! Azap meleklerinin beni hesap için Allah'ın huzuruna çıkardıkları ve tüm dostlarımın beni terk ettiği o günde yaşayacağım yalnızlık halim mi daha çok üzer seni yoksa şimdiki halim mi?" [3]



[1] Bakara 183

[2] Sevabul A’mal S. 284

[3] Bihar Envar C.41 S.11

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler