20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
15:38
20-06-2017
  

Ramazan Ayı Yirmi beşinci Gün Duası

Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven müminlerden karar kıl...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

"Allahummec'alnî fîhi muhibben li evliyaik, ve muadiyen li e'daik, mustennen bi sunneti hatemi enbiyaik, ya asime gulûb'in nebiyyîn."


Anlamı:
Allah'ım! Beni bu günde velilerini seven, düşmanlarına düşmanlık besleyen ve peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa'nın (s.a.a) sünnetine uyan kimselerden kıl; ey peygamberlerin kalplerini koruyan Yüce Allah!

 

Sizin veliniz ancak Allah, O'nun Resulü ve namaz kılan ve rükû hâlinde iken zekât veren müminlerdir. Kim Allah'ı, O'nun Resulünü ve sözü edilen müminleri veli edinirse, (bilsin ki) galip gelecek olanlar, yalnız Allah'ın hizbidir. (Maide 55-56)


Görüldüğü gibi bu iki ayet Ehlikitab'ı ve kâfirleri veli edinmeyi yasaklayan ayetler arasında yer alıyor. Bundan dolayı Sünnî tefsircilerin bir bölümü, bu iki ayetin önceki ve sonraki ayetlerle aynı anlamı paylaştıklarını düşünerek hepsini aynı anlamda saymışlardır.

Bu ortak anlam, müminlerin yardımcı anlamında şahısları veli edinme konusundaki görevlerini açıklıyor ve Yahudileri, Hıristiyanları ve kâfirleri veli edinmeyi yasaklıyor, veliliği sadece Allah'a, Peygamberine (s.a.a) ve namaz kılan ve rükû hâlinde iken zekât veren müminlere mahsus kılıyor. Çünkü bunlar gerçek müminlerdir.

Böylece münafıklar ile kalplerinde hastalık olanlar dışarıda bırakılarak gerçek müminlerin veliliğinin gerekliliği vurgulanıyor.

Buna göre bu ayet, "Allah müminlerin velisidir." (Âl-i İmrân, 68) "Peygamber, müminler üzerinde kendilerinden daha çok yetki sahibidir." (Ahzâb, 6) "Onlar birbirlerinin velileridirler." (Enfâl, 72) "Mümin erkekler ve kadınlar birbirlerinin velileridirler, iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar." (Tevbe, 71) ayetleri ile aynı anlamı taşır. Dolayısıyla bu ayet, yardımcı olma anlamında Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerin müminler üzerinde velâyeti bulunduğunu ifade etmektedir.

 

Bu durumda ayette açıklanması gereken tek bir nokta kalıyor. O da, "zekât veren" ifadesiyle bağıntılı olan "rükû hâlinde iken " şeklindeki hâl cümlesidir. Bu problem "rükû" kelimesinin mecazî anlamda kullanıldığını kabul etmekle ortadan kalkar. Bu mecazî anlam, mutlak anlamda yüce Allah'a boyun eğmek veya yoksulluk gibi sebeplerle düşük durumda olmaktır. O zaman ayetin anlamı şöyle olur: Sizin velileriniz (yardımcılarınız) Yahudiler, Hıristiyanlar ve münafıklar değildirler. Sizin velileriniz (yardımcılarınız) Allah, O'nun Resulü ve namaz kılan, zekât veren ve bütün bu durumlarda Rablerine boyun eğerek O'nun emirlerine kayıtsız şartsız uyan veya geçim darlığı çeken fakirler oldukları hâlde zekât veren müminlerdir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler