16 Ocak 2018 Salı Saat:
19:24

Rızık O'nun Elinde

14-12-2015 13:00


 

 

 

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا

 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'ın garantisinde olmasın."Hud/6

 

Günlerden bir gün Süleyman Nebi Karınca'ya sorar:

 

- Bir yılda ne kadar yiyebilirsin? Kaç buğday tanesi tüketebilirsin?

 

- Bana üç tane buğday tanesi yeter. der Karınca. Bunun ardından Hz. Süleyman (as) onu alır, üç dane ile bir kutunun içine kor ve kapağını kapatır. Aradan tam bir yıl geçmiştir ve Hazret (as) kutuyu açar. Karınca oradadır ve önünde de bir buçuk buğday tanesi. Sorar Hz. Süleyman:

 

- Bu koskoca bir yıl boyunca yalnızca bir buçuk buğday mı yedin sen? Ama hâlbuki üç tanenin yeterli olacağını söylemiştin. Karınca cevap verir:

 

- Özgür olduğum zaman Allah'ın beni asla aç bırakmayacağına can ü gönülden inancım var idi. O, benim rızkımı elbet bir şekilde bana ulaştıracağını söylerdi. Ama sen beni alıp bu kutu içerisine koyduğunda, senin beni unutabileceğin ihtimali ile azığımı ihtiyat ile tükettim. İşte eğer beni unutup gelmeseydin, bir sene daha yaşayabilecek yiyeceğim vardı yanımda.

 

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا

 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'ın garantisinde olmasın."

           

Her şeyden evvel rızık nedir onu bilmek gerekir. Rızkı yalnızca maddiyatla sınırlamak; ekmek, su, ev ve binek olarak algılamak dar bir bakışın mahsulü olacaktır. Genelin algısının aksine elimize ulaşan rivayetler bunu çok daha geniş bir manada değerlendirmiş ve manevi nimetleri de rızık olarak Allah’ın bizlere lütfü olduğunu söylemiştir.

 

Beden sağlığı büyük bir rızıktır. Sağlam ve işleyen gözler, kulaklar, ama algı, zihin, huzur, asayiş, sevgi, mutluluk; bunlar maddi âlemi yığsanız ele geçiremeyeceğiniz rızıklardır. İyi arkadaş, salih evlat, hoş ahlak bir hayat yoldaşı, arkanızda olacak kapı gibi ana-baba, dertten anlayan eş, yardıma koşan oğul, merhameti ile sevinçten ağlatan kız çocuğu bunların tümü rızık değildir de nedir?

 

İstanbul Kapalı Çarşısı'nın kapılarının birisi üzerinde kocaman "el-Kasibu Habibullah" yazmaktadır. "Kazanan, Allah'ın sevgili kuludur." Rızkı peşinde koşan, hileye-hurdaya bulaşmayan, haset ve açgözlülükten beri duran; elbette ki Allah'ın sevgili kuludur.

 

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا

 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'ın garantisinde olmasın."

           

Allah varlık âleminde olan her canlı için rızkının garantisi olarak kendisini, zat-ı celalini göstermiştir. Lakin rızık kazanmak için çalışmak gerektiğini de genlere yerleştirmiştir.

 

"el-Kasibu Habibullah" "İşleyip kazanan, Allah'ın sevgili kuludur."Ne mutlu o kula ki kendini O'nun garantisinde görüyor ve rızkı peşinde koşuyor.

           

Başkaları üzerinden hesap yapmak en kötü olandır. Başkası üzerinden hesap yapma. Bu hayatın her alanında böyledir. Rızık konusunda, kazanç konusunda da bu böyledir. Çocukların üzerinden hesap yapma. "Büyüsün bana bakarlar. Sağlam işlere girerler de ben de nasiplenirim." deme. Kocan ve karın üzerinden hesap yapma. Başkaları üzerinden hesap yapmak en kötü olandır. Olmadığını görünce moralin bozulur, yüzün asılır, gülmeyi unutursun, ümitsizliğe kapılırsın. Ümitsizlik en büyük günahtır. Yok, eder insanı.

 

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا

 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'ın garantisinde olmasın."

           

Rızkın temin altındadır der ve hala endişe etmektedir İnsan. Hızır ile Hz. Musa'nın hikâyesini çokça işitmiştir bu kulaklar. Beraber bir yolculuğa çıkarlar ama Musa (as) takat getiremez. Her seferinde sabırsızlıkla itiraz eder. Gidecekleri yere ulaşmak için bir gemiye binerler hem de hiçbir ücret ödemeden ve yaklaştıklarında Hz. Hızır o gemiyi delmeye başlar. Su alır ve kıyıya yakın bir yerde batırır. Musa buna itiraz eder. "Ey Musa Hamuş!" Daha sonra karaya vardıklarında oynayan çocukları görürler ve Hızır onlardan bir tanesini tutar ve öldürür. Musa yine hışımla itiraz eder. "Ey Musa Hamuş!" Yola devam ederler; bir evin kapısını çalar ve su isterler ama ev sakinleri onları tersler. Hızır'ın sinirleneceğini düşünen Musa (as) onun virane bir duvarı onarmasına şaşırır ve buna da itiraz eder. "Ey Musa Hamuş!"

 

خُلِقَ الْاِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍۜ

 

İnsan, pek bir aceleci yaratılmıştır.

           

Hz. Hızır bir bir işin aslını, olayların künhünü anlatır. Gemiyi, zulüm için sağlam gemiler toplayan barbar bir padişahın eline düşmemesi için batırdım. Çocuğu, büyünce eşkıyalık yaparak halkın canını yakmaması ve mümin olan ana-babasının Allah'a isyan etmemesi için öldürdüm. Duvarı, iman ehli, salih bir kimsenin iki yetim çocuğu için onardım. Zira o duvarın altında büyüdükleri zaman kendilerine ulaşacak bir hazine gömülüydü. Yoksa bir bardak suyu dahi misafirden esirgeyen bu kasaba ahalisi, o iki yetime mi merhamet ederdi?

 

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا

 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'ın garantisinde olmasın."

           

Hızır (a.s) gemiyi batırmakla; bir rızık aracını aslında sahipleri için garantiye alıyordu. Çocuğu öldürmekle; bir rızık olan huzur ve asayişi sağlıyordu. Duvarı onarmakla; aslında iki yetimin rızkının temellerini sağlamlaştırıyordu. Hızır neyin rızık olduğunu çok iyi biliyordu.

 

يَا خَيْرَ الْمَسْئُولِينَ وَ يَا خَيْرَ الْمُعْطِينَ ارْزُقْنِي وَ ارْزُقْ عِيَالِي مِنْ فَضْلِكَ الْوَاسِعِ فَإِنَّكَ ذُو الْفَضْلِ الْعَظِيم

 

"Ey (kendisinden bir şey) istenenlerin en hayırlısı ve ey en hayırlı bağışta bulunan! Geniş fazlından bana ve aileme rızık ver; zira sen fazlı azim olansın."

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !