01 Haziran 2020 Pazartesi Saat:
19:12
19-11-2013
  

Rum Padişahının Elçisi

Siz Peygamberinizin öz kızının oğlunu öldürüyorsunuz. Bu sizin dininiz nasıl bir dindir?

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü
 

İmam Zeynelabidin'den (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:
 

Hüseyin'in (a.s) kesik başı Yezid'e getirildiği günün sonrasından itibaren Yezid içki meclisleri düzenliyor ve Hüseyin'in (a.s) başını da karşısına koyuyordu. Bir gün tanınmış büyüklerden olan Rum Padişahı'nın elçisi, Yezid'in meclisine katıldı. Oradaki kesik başı görünce sordu:
 

– Ey Arapların padişahı, bu kimin başıdır?
 

Yezid:
 

– Bu baştan sana ne, boş ver?
 

Elçi:
 

– Padişahım, yanına döndüğüm zaman gördüklerimi sorar. Bu başın ve sahibinin öyküsünü bilmek isterim ki padişahıma anlatayım. Böylece o da senin sevincine ortak olur.
 

Yezid:
 

– Bu, Ali b. Ebutalib'in oğlu Hüseyin'in başıdır.
 

Elçi:
 

– Anası kimdir?
 

Yezid:
 

– Resulullah'ın kızı Fatıma.
 

Elçi:
 

– Yazıklar olsun sana! Benim dinim sizin dininizden daha iyidir. çünkü benim babam Hz.
Davud'un torunlarındanmış. Benimle onun arasında bir çok babalar olmasına rağmen Nasraniler bana saygı gösterir ve ayağımın değdiği toprağı teberrük amacıyla alırlar. Siz ise Peygamberinizin öz kızının oğlunu öldürüyorsunuz. Bu sizin dininiz nasıl bir dindir? Ey Yezid, Hafir kilisesinin öyküsünü duymuş musun?

 

Yezid:
 

– Anlat, bilmek isterim!

Elçi:

 

– Umman ve çin arasında bir deniz vardır ve bunu geçmek bir yıl alır. Bu denizin ortasında sadece bir şehir vardır. Diğer ülkelere yakut ve kafur oradan gider. Oranın ağaçları öd ve anberdir. Bu şehir de tümüyle Nasranilerin elindedir ve Nasrani padişahları dışında hiç bir padişahın orada eli yoktur. Orada çok kilise vardır, en büyüğü de Hafir kilisesidir. Bu kilisenin mihrabında altından yapılmış bir kutu vardır. Hz. İsa'nın (a.s) ona binmiş olduğu söylenmektedir. O kutunun etrafına ipek ayin parçaları sarılmıştır ve her yıl Nasranîlerin büyük bir bölümü bu kiliseyi ziyaret etmek için
uzak yerlerden gelirler. O kutunun etrafında tavaf eder ve öperler. Dileklerini orda Allah'tan dilerler.
Siz ise kendi Peygamberinizin oğlunu öldürüyorsunuz. Yazıklar olsun size de, dininize de!
 

Yezid:
 

– Bu Nasranî'yi öldürün, beni kendi ülkemde rezil etmesin!
 

Elçi öldürüleceğini anlayınca:
 

– Beni mi öldüreceksiniz?
 

Yezid:
 

– Evet
 

Elçi:
 

– Bilmiş ol, dün gece Peygamberinizi rüyada gördüm. Bana diyordu ki: "Ey Nasranî, sen cennet ehlisin!" Ben şaşıp kalmıştım. Ama şimdi anlıyorum. "şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur ve şüphesiz Muhammed Allah'ın elçisidir."
 

Sonra İmam Hüseyin'in (a.s) mukaddes başını alarak bağrına bastı ve öptü durdu. Sonra da ağladı ve sonunda öldürüldü.
 

Minhal Hadisi
 

Bir gün İmam Zeynelabidin (a.s) evden çıkıp Dımışk pazarında yürüyordu. Minhal b. Amr gelip dedi: "Ey Peygamber (s.a.a) evladı, günün nasıl geçti?"
 

İmam buyurdu:
 

Firavunoğulları içinde erkek çocukları öldürülen ve kadınları diri bırakılan İsrailoğulları gibi. Ey Min-hal! Araplar, "Muhammed (s.a.a) Arap'tır." diyerek Arap olmayanlar karşısında iftihar eder; Kureyş de "Muhammed (s.a.a) bizim kabilemizdendir." diyerek diğer Araplara karşı iftihar eder. Muhammed'in (s.a.a) Ehlibeyt'i olmamıza rağmen hakkımızı gasp etti ve bizi katlettiler.
 

Ey Minhal! Biz Allah'a aitiz ve dönüşümüz de O'nadır.
 

Ne de güzel demiş Mehyar:
 

Resulullah'ın (s.a.a) hürmetine minberinin tahtalarına saygı gösterirler
Onun evlatlarını ise ayaklar altına alırlar.

Hangi kanun gereği Peygamber'in evlatları size tabi olsunlar.
Oysa ki siz Peygamber'in dostları ve tâbiînden olmakla iftihar edersiniz.
 

Yezid bir gün Ali b. Hüseyin'i (a.s) ve Amr b. Hüseyin'i (a.s) çağırdı. Amr on bir yaşında bir çocuktu. Yezid ona dedi: "Benim oğlum Halid'le güreşmeye var mısın?"
 

Amr dedi: "Güreşmeye yokum, bir bıçak ona ve birini de bana ver, savaşalım!"
 

Yezid dedi: "Bu, babalarından aldıkları mirastır; yılan elbetteki yılan doğar!"
 

Sonra Ali b. Hüseyin'e (a.s) dönerek dedi: "Senin üç dileğini yerine getireceğime dair söz vermiştim.
 

şimdi isteklerini söyle!"
 

Ali b. Hüseyin Zeynelabidin (a.s) buyurdu:
 

"Babam Hüseyin'in mukaddes başını bir kez daha görmek istiyorum. Yağmalanan mallarımızı geri istiyorum. Son isteğim de eğer beni öldürme niyetindeysen, kadınları Medine'ye götürmesi için emin birini görevlendir!"

Yezid dedi: "Babanın yüzünü asla göremeyeceksin. Sana gelince; affettim seni ve öldürmeyeceğim. Kadınları da senden başkası Medine'ye götürmeyecektir. Sizden alınan malları fazlasıyla ödeyeceğim."

 

Zeynelabidin (a.s) buyurdu:
 

"Senin mallarını istemiyoruz, bırak da malların azalmasın. Biz yağmalanan kendi malımızı istiyoruz. çünkü Muhammed (s.a.a) kızı Fatıma'nın (s.a) örgüleri, örtüsü, boynuna astığı süs eşyası ve ayrıca gömleği onların içindedir."
 

Yezid'in emriyle yağmalanan eşyalar toplatıldı, iki yüz dinar da kendisi onların üzerine koyup Hz. Zeynelabidin'e (a.s) verdi. İmam Zeynelabidin (a.s) iki yüz dinarı fakirler arasında bölüştürdü. Yezid, Hüseyin'in (a.s) esir edilen Ehlibeyt'inin kendi vatanları Medine'ye geri götürülmesini emretti.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler