18 Ağustos 2019 Pazar Saat:
10:34
15-07-2013
  

S. Abdullah şubber

çok önemli kaynak eserlerden olan "el-Ahlak" kitabının yazarı,Seyyid Abdullah şubberin hayatı..

Facebook da Paylaş

 

 

[ç.H/1242, M/1821]

 

şUBBER HANEDANI

 

Hille, şubber hanedanının zuhur ettiği yerdir.[1] Hasan b. Muhammed b. Hamza'nın nesebi dokuz vasıtayla İmam Zeynelabidin'e (a.s) ulaşmaktadır. Bu hanedanın on birinci evladı Muhammed Rıza Necef'te dünyaya gelerek bu hanedanın fazilet ve şerefine bir yenisini daha ekledi. Bu büyük arif ve zahit Kazmeyin'de Mütecabu'd-D'ave (duası anından kabul olan) lakabı ile tanınmaktaydı. Bu lakabın o zata verilmesinin ilginç bir hikâyesi vardır.

 

Bir gün Bağdat'ta kuraklık baş gösterir. Osmanlı valilerinden Said Paşa yağmur yağması için halkın üç gün oruç tutmalarını emreder. Oruçlu halk üçünçü günü hüzünlü ve gözü yaşlı bir halde Said Paşa ile yağmur namazı kılarak dua ederler. Ancak dua ve namazlarının bir etkisi olmaz ve Allah rahmet yağmurunu göndermez.

 

Said Paşa'nın bu başarısızlığından haberdar olan Seyyid Muhammed Rıza, Kazımeyin halkına ihlâslı bir niyet ile üç gün oruç tutup yağmur namazına hazırlanmalarını ister. Kazmeyin halkı büyük arifin buyruğu üzerine ihlâs ile üç gün oruç tutarlar. Yalınayak ve kırık bir kalp ile “Berasa Mescidine” taraf hareket ederler. Seyyid Muhammed Rıza halkın önünde hareket ediyordu. Başını gökyüzüne kaldırarak Allah'a dua etmeye başlar. Seyyid'in duası bitmeden gökyüzünde yağmur bulutları belirmeye başladı. Kısa bir sürede Allah rahmet yağmurunu susuz topraklara yağdırdı.[2]

 

DOğUM YERİ

 

Hicri 1188′de Seyyid Muhammed Rıza (r.a) Necef'ten Kazmeyin'e hicret etmeden önce yüce Allah şubber hanedanına Abdullah'ı ihsan etti.[3]

 

Abdullah diğer çocuklar gibi büyüyordu. Babası büyük bir ciddiyet ve titizlikle oğlunun eğitimi üzerinde duruyordu. Bir gün kalbinin meyvesi oğluna şöyle dedi: “çmrünün bir gününü bile ilim tahsilinden başka bir şeye ayırırsan hakkımı sana helal etmem.”

 

Babasının bu sözü Abdullah'ı o kadar etkilemişti ki ders ve ilim tahsilinden geri kaldığı gün baba sofrasından yemek yemeği kendisine reva görmüyordu.

 

Bir gün Abdullah'ın arkadaşı onu mürekkebini satarken görür. Merakla yanına yaklaşarak: “Baban senin bütün ihtiyaçlarını karşılıyor, niçin mürekkebini satıyorsun? Diye sorduğunda Abdullah şöyle cevap verir: “Bugün hastalığım nedeniyle ders çalışamadım. Bu yüzden babamın sofrasından yemek yemem doğru bir davranış olmaz.”

 

Abdullah anne ve baba şefkatiyle ilim tahsiline devam ediyordu. Ne yazık ki bu durum fazla sürmedi. Hicri 1208 yılında babası Seyyid Muhammed Rıza hakkın rahmetine kavuşarak şubber ailesini yasa boğdu.

 

Seyyid Abdullah (r.a), babasının ölümünden sonra Seyyid Muhsin Ereci'nin (r.a) derslerine katıldı. O büyük fakihten öğrendiği ilimler ile o dönemin büyük şahsiyetlerinden oldu.[4] Seyyid Ali Tabatabai, Mirza Muhammed Mehdi şehristani, Mirza Ebu'l Kasım Kummi, şeyh Esedullah Kazımi, Kaşifu'l Gita gibi dönemin büyük fakihlerinden içtihat izni alarak o zatların takdirlerini kazanmıştır.

 

Kaşifu'l Gita Seyyid şubber'i (r.a) şu sözlerle övmektedir:

 

“şüphesiz öyle bir şey yaptı ki herkesi hayrete düşürdü. Akıl ve nakil üstatları önünde saygıyla eğildi. Yazdığı kitaplarla çözülmeyen düğümleri çözdü. Acele etme! İlmin son basamağına geldiğinde yavaş ol ki çözülmemiş önemli bir mesele kalmasın.

 

şİA MEKTEBİNİN TAKLİT MERCİİ

 

Gün geçtikçe Seyyid Abdullah şubber'in (r.a) şöhreti her tarafa yayılıyordu. Irak'ın büyük fakihi Seyyid Muhsin Ereci ve şia âleminin taklit mercii Kaşifu'l Gita'nın vefat etmesiyle sönen güneş Irak'ın Kazmeyin şehrinden yeniden doğdu. Seyyid şubber (r.a) 43 yaşında taklit mercii oldu.

 

Seyyid şuber'in (r.a) öğrencilerinden biri üstadını şöyle anlatıyor: “O kadar etkili konuşurdu ki onu dinleyen herkes kendini onun maneviyat dolu akıcı sözlerine kaptırırdı.

 

Seyyid şubber (r.a) babası gibi fakir ve düşkünlere özel bir ilgi gösterirdi. Hastalarını ziyaret eder, maddi ve manevi destekteklerini onlardan esirgemezdi.[5]

 

Seyyid şubber'in (r.a) hayatı hakkında geniş bir bilgi elimizde bulunmamaktadır. O kaleminde saklıydı. Tüm uğraş ve meşguliyetine rağmen çok sayıda değerli ilmi kitaplar yazdı. Bazı kitaplarını bir gecede bazılarını akşamın ilk saatlerinden gecenin yarısına kadar yazıp bitirdiği nakledilir.

 

Seyyid'in (r.a) başarısının sırrı neydi? Bir insan bu kadar kısa bir zamanda bu kitapları yazması nasıl mümkün olabilir? çğrencilerinden biri şöyle naklediyor: “Bir gün üstat İmam Cevad'ın (a.s.) ziyaretinden sonra şeyh Müfid ve üstadı Ebu'l Kasım Cafer b. Kavluveyh-i Kummi'nin mezarlarının yanı başında durup fatiha okudu. Seyyid'in yanında olan üstatlardan biri Seyyid'e; “Efendim, dedi; size iki soru sorabilir miyim? Seyyid:” buyurun sorun, dedi.”

 

Birincisi: Bu kadar uğraş arasında geçiminizi nasıl temin ediyorsun?

 

İkincisi: Bu kadar çok kitabı nasıl yazdınız?

 

Seyyid başını aşağıya eğdi ve biraz düşündükten sonra şöyle cevap verdi:

 

”Geçimim Allah'ın lütfu ve merhametiyledir. Ama bu kadar kitap yazmam konusuna gelince bu da İmam Hüseyin'in (a.s) bana inayetidir; Rüyamda mevlam bana şöyle buyurdu: “Oku ve kitap yaz! Kalemin ölünceye dek kurumayacak!”

 

SEYYİD ABDULLAH şUBBER'İN (R.A) ESERLERİ

 

Seyyid Allah'ın yardımı ve İmam Hüseyin'in (a.s) inayetiyle İslam âlemine çok değerli eserler kazandırdı. Onlardan bazıları:

 

1-Camiu'l Maarif'i vel Ahkâm (20 cilt)

 

2-Misbahu'l Zelam (8 cilt)

 

3-el-Misbahu's Sati'i (6 cilt)

 

4-Safvetu't-Tefasir (4 cilt)

 

5-Ravetu'l Abidin (2 cilt)

 

6-el Burhanu'l Mubin'i fi Fethi Ebvab'i Ulum-i Eimmeti'l Masumin[6]

 

SEYYİD ABDULLAH şUBBER'İN (R.A) çğRENCİLERİ

 

Kazmeyin fakihi birçok kaleme aldığı eserin yanı sıra çok sayıda da öğrenci yetiştirdi.

 

çğrencilerinden bazıları:

 

1-şehid Seyyid Ali Amuli (r.a)

 

2-Seyyid Muhammed Masum Necefi (r.a)

 

3-şeyh Hüseyin Mahfuz Amuli (r.a)

 

4-Abdünnebi Kazimi (r.a)

 

5-şeyh İsmail b. Esedullah Testeri Kazımi (r.a)

 

6-Seyyid Haşim b. Razi Ereci Kazimi (r.a)

 

7-şeyh Ahmed b. Muhammed Ali Belaği (r.a)

 

SEYYİD ABDULLAH şUBBER'İN VEFATI

 

şia'nın meşhur fakihi hicri 1242 yılının Recep ayında 54 yaşında ebedi yurduna göç ederek dostlarını gözyaşlarına boğdu. Seyyid'in cenazesine oğlu Seyyid Hasan namaz kıldıktan sonra babası Seyyid Muhammed Rıza'nın yanında toprağa verdiler.

 

—————

[1]-Misbahu'l Envar Kitabının Mukaddimesi.

[2]-Fevaidu'r-Razaviyye, s.534.

[3]-Maarifu'r-Rical fi Teracimi'l Ulema, c.2, s.9.

[4]-Ahlak Kitabı Mukaddimesi, S. Abdullah şubber.

[5]-Ahlak Kitabının Mukaddimesi.

[6]-Tefsiru'l Kuran Mukaddimesi, S. Abdullah şubber.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler