20 Mayıs 2019 Pazartesi Saat:
04:05
14-03-2019
  

Sabır Ve Kurtuluş

Sabırlı olmak, insanın davranışında önemli rolü olan insani özelliklerden biridir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

İlahi mükâfatlar, bazen ulaşılması ancak uhrevi yaşamda ve ebedi cennette hâsıl olan değerli mükâfatlardandır. Bu yüzden sabırlı olmayan insanlar bazen aceleci oldukları için salih amel ve ibadetlerinden vazgeçiyor, ebedi cennet, felah ve gerçek yüceliği, kısa ve sorunlu dünyadaki zevklere satıyorlar.

Sabırlı olmak, insanın davranışında önemli rolü olan insani özelliklerden biridir. Sabır, tüm ilahi dinlerde insanların güzel ve seçkin bir özelliği olarak tanıtılmaktadır. İslam dininde sabrın önemi ise öyle büyük ki, Hz. Ali (a.s) sabrın, imanın en önemli temellerinden olduğunu ve imana göre konumunun ise bedendeki baş gibi olduğunu belirtiyor. Birçok ahlak kitabında ise ‘sabır' seçkin ahlaki bir fazilet olarak tanıtılmıştır.

 

Ahlak alanında meşhur olmuş kişiler de sabır için açıklamalarda bulunmuşlardır. çrneğin İranlı büyük âlim Hace Nasiruddin Tusi sabrı, beklenmeyen zor olaylar karşısında nefsin bitap düşmemesi olarak tanımlıyor. İmam Humeyni de sabrın, insanın kemale ermesi, takvanın gelişmesi, yüce Allah'a yakınlaşması ve Allah'ın hoşnut olmasına vesile olduğunu belirtiyor.

 

Kuran-ı Kerim bu ilahi ve kurtarıcı kutsal kitap, birçok konuda insanı sabırlı olmaya davet ediyor. Bu konulara riayet etmek ise kişisel ve toplumsal davranışların sağlıklı olması, insanın felaha ulaşması ve saadete ermesine sebep olacaktır. Burada Kuran-ı Kerim'in sabır ile ilgili tavsiyelerinden bazılarına değinmek istiyoruz.

 

Kuran-ı Kerim'in sabırlı olmaya davet ettiği konulardan biri ‘hüküm verme' zamanıdır. Kuran-ı Kerim'in mübarek Yunus suresinin son ayetinde şöyle okumaktayız: (Ey Muhammed!) Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

 

Bu ayette yüce Allah, Peygamberinden (s.a.a) ve Müslümanlardan vahiy olana uymalarını, hüküm vermekte sabırlı olmalarını istiyor. Ayrıca Sâd süresinin 21 ila 24. ayetlerinde de Hz. Davud'un hikâyesini anlatıyor. Hz. Davud önce aceleci davrandığı için yanılgıya düştü fakat daha sora kendi hatasını fark etti. Genelde hüküm vermekte aceleci davranmak, insanın hata yapmasına ve yenilgiye düşmesine sebep olur.

 

Sabırsızlıktan kaynaklanan birçok tahrip edici davranış veya ölçüsüz sözlerin çoğu, hüküm verme zamanında gerçekleşir. Diğer taraftan hızlı ve yanlış kararların alınması insanın düşünce ve davranışlarını olumsuz etkiler. Düşünmek ve sonuca varma sürecinde sabırlı olmak, verilecek olan karar ve sonuçları hakkında insanın düşünmesine sebep olur. Doğru karar vermek, insanın itibarının artmasına sebep olurken, felah ve yüceliğe ulaşma yollarından biri de sayılır.

 

Gönüllere can katan Kuran-ı Kerim'in Asr süresinde yüce Rabbimiz sabırlı olmayan insanları, ziyankâr olarak tanıtıyor ve şöyle buyuruyor:

 

Bismillâhirrahmânirrahîm. Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir). Bu surenin nurlu ayetlerine daha fazla dikkat ettiğimizde her şeyden önce mekân ve zamana işaret edildiği ve ardından sabırlı insanların övüldüğü anlaşılıyor.

 

Demek ki ‘zaman ve mekâna dikkat etmek' ve ‘sabırlı olmak' arasında karşılıklı bir bağlantı var. Günümüzde zamanın doğru kullanılması ve gereken yönetimin olması için sabırlı olmanın gerekliliği, ilmi açıdan ispatlanmıştır. Psikologların büyük bir kesim üzerinde yaptıkları inceleme sonucu stresli insanlar açısından zamanın geç aktığını hissettiklerini ve bu yüzden daha da aceleci davrandıklarını ispatladılar. Diğer yandan depresyonda olan insanların da zaman akışını çok yavaş algıladıklarını; sinirli ve asabi insanların ise fırsatları kaçırdıkları vakit zamanın akıp gittiğini hissettikleri ortaya çıktı. Fakat normal ve geleceği doğru algılayan insanlar kendileri için uzun ve kısa vadeli hedefler belirler ve o başarıya ulaşmak için sabırlı davranırlar. Bu yüzden sabırlı olmamak, yaşam sürecini yok ederken, insanı felaha ulaşmaktan alıkoyar.

 

Kuran-ı Kerim'in sabırla gereken mükâfata ve ecre ulaşılabileceğini mübarek Hud süresinin 115. ayetinde şöyle beyan ediyor: (Ey Peygamber) Sabret! çünkü Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez. İnsanların çoğu mükâfata ulaşmak için bir harekette bulunur. Bazı mükâfatlar hareketin hemen sona ermesi ile verilir ve bazen de bir sürenin geçmesi ardından. Genelde daha büyük ecir ve mükâfat daha geç kazanılır ve kazanılması için sabır göstermek gerekir. İlahi ecir ve mükâfatlar genelde ebedi cennet ve uhrevi hayatta kazanılır. O yüzden sabırsız insanlar gösterdikleri acele nedeni ile Salih amel ve ibadetlerinden vazgeçiyor ve ebedi cennet ve gerçek saadete ulaşmayı, kısa süreli dünyevi zevklere peşkeş çekiyorlar. Felaha ulaşma yollarını açıkça insanlara sunan yüce ilahi kitap Kuran-ı Kerim Nahl suresinin 126. ayetinde insanlara başka bir sabır türünü beyan ediyor. Bu sabır sayesinde insanlar daha fazla gönül birliği ile daha mutlu ve saadet içinde bir yaşamı tecrübe edebilirler.

 

Bu değerli sabır örneği, intikam alma ve ceza vermede sabırlı olmaktır. Kuran-ı Kerim Nhal suresinin 126. ayetinde şöyle buyuruyor: Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır. Bu eğitici ayet intikam almada sabırlı olmanın, misli ile intikam almaktan daha iyi olduğunu açıkça beyan ediyor. İntikam almada sabırlı olmak, insanın izzet ve rüştünün göstergesi ve ilahi sıfatları kazanmanın bir kademesidir; zira yüce Allah kullarının yanlış ve hatalı davranışlarına defalarca şahit oluyor, fakat asla anında intikam almıyor ve kullarına tövbe ve hatalarını telafi etme fırsatı veriyor. Tabi ki insani toplumda bu seçkin ahlak, insani ilişkiler ve aile düzenine hâkim olursa insanların birçok sorunu azalır, acele ile alınan birçok boşanma kararı alınmaz ve dostluklar da nefret ve kırılmalara sebep olmaz.

 

Başkalarının hatası karşısında sabırlı olmak ve onları affetmek, yaşamda huzur ve mutluluğu beraberinde getirir. İmam Ali (a.s) bu bağlamda şöyle buyuruyor: Affetmekte mevcut olan zevk, intikamda yoktur. Yüce Allah insanları sadece sabırlı olmaya davet etmekle kalmayıp onların birbirini de sabra davet etmelerini istiyor. Nitekim Âl-i İmrân suresinin son ayetinde de şöyle buyuruyor: Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. Sabırlı olmak ve bu bağlamda birbirimize yardımcı olmak, bir yandan sağlıklı sosyal ilişkilere ortam hazırlarken, diğer yandan da felaha ve saadete ulaşma yollarını oluşturuyor. Ayrıca sabırlı olmak, insanlarda takvalı olmayı da güçlendiriyor zira ilahi kadere karşı teslimiyet ruhunu da oluşturur. Öyle ise sabrın hem kişisel ve hem de toplumsal yönleri vardır.

 

Sabrın kişisel yönleri insanı geçici hevesler, öfke ve zorluklar karşısında dayanıklı olmasını ve de Allah'a kulluk ederek iyi amellerde bulunmasını sağlarken, sosyal açıdan da başkalarının yanlış davranışlarına dayanma gücü verip, toplumun ilerlemesi ve gelişmesine sebep olur. Bu ikisinin birleşmesi ise toplumda samimi ilişkilerin oluşmasını sağlar. Sosyal ilişkiler sabra dayanarak geliştiğinde, insanların ruhsal sağlığı da sağlanmış olur. Böylece insanların felaha ulaşma şartları daha da artmış olur fakat bireyleri sabırsız olan toplumlarda kavga, gerginlik, entrika, dedikodu ve gıybet, yalan ve iftira da had safhaya ulaşır.

 

Aslında sabrın yokluğu, insanda Allah'a itaat ve kulluk etme isteğini de azaltıp, insanda sorunlara karşı dayanma gücünü azaltır. Batılı psikoloji kitaplarında da sabra özel ilgi gösteriliyor. Fakat batılı psikologlar genelde sabrı direniş olarak algılıyorlar. Zira onlara göre insanın önemli özelliklerinden biri ise zorluklara karşı direnmektir.

 

Batılı psikologlar dirençli insanların ise yaşamın zorluklarının üstesinden geleceklerini savunuyorlar. Öyle ise saadete ve felaha ulaşmakta sabırlı olmanın sadece ilahi dinlerde değil, sosyologların da hemfikir olduğu ortada. Sizlerin de sabırlı birer Müslüman olarak bu seçkin özellik sayesinde saadete ulaşmanızı niyaz ederek hepinizi yüce Yaradan'a emanet ediyoruz.

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler