16 Haziran 2019 Pazar Saat:
20:06

Sana Minnettarım

25-03-2019 10:44


 

 

 

 

 

 

Sana Minnettarım Ya Zeynep bint-i Ali ibn-i Ebu Talib! 

 

Müslüman bir kadın olarak yaşadığım her güzel şeyde, her hayırlı adımda ve her huzurlu nefeste senin hakkını görüyorum.

 

Kadını ikincil varlığa atan İsrailiyat kafası ile müşrik kalıntılarına sahip bulunan sözde inanan bağnazlığı,  beni çok kolay boğabilirdi. Hayatımın her alanını zindana çevirebilirdi. Sen olmasaydın, İslam adı altında hür düşünmeme, ilim görmeme, ilahî haklarımı görmeme, fırsat eşitliğine asla ulaşamazdım.

 

Ne modernizm ile batıdan gelen rüzgâr, ne de doğudan gelen totaliter yapı asla beni bana vermezdi.

 

Sen Zeynep can! Tüm kadınlara nefes aldırdığın gibi biz inanan kadınlara da nefes verdin. Sana borçluyuz. Çünkü İslam adı altında bağnaz anlayış ve harici mantığı bizi, ilahi hakların dairesinden çok kolay çıkarabilirdi. Bu gün bile kadını eve hapseden, ilmi ve tercihleri kısıtlayan, sözde İslami ifade ile tüm insani ihtiyaçları engelleyenler kol gezmektedir. Fıtrat aklına kilit vurmaktadırlar. Tamamen ezber ve kendi algılarını İslam’a atfetmektedirler. Bu hem inanan kadınları, hem de inanmayanlara karşı inanan kadın algısını mahvetmektedir. Ancak senin dik duruşun bu taassupkâr ve şartlanmış zihniyeti yırttı ve attı.

 

Acaba bu kafada olanlar Hz. Zeyneb’i (as) duymadılar mı? Görmediler mi?

 

Bugün istediğim şekilde inancımı haykırabiliyorsam bu senin vesilenle oldu. Bugün özgürce tercihlerimi ifade edebiliyorsam bunun sebebi sensin. Bu gün Rabb’imin rızası için mücadele edebiliyorsam ve bu zeminin yollarında koşabiliyorsam bunu sen bana gösterdin.

 

Sen tüm engellere rağmen inanan topluma ayar verdin. Din adı altında nefisleriyle cirit atanları rezil ettin. Onların tabularını başlarına geçirdin. Ve mazlum olan kadın ve erkeklerin onların ayakları altında ezilmesine izin vermedin.

 

Sen kendini, yolunu, tercihlerini ve amacını apaşikâr belirtmen ve ısrarın ile bana da yol açtın. Ne kadar büyük acılar ve bedeller ödedin. Kalbin çok kırıldı ve çok ihanetlere maruz kaldın. Biliyorum, seni anlamayanlar ve seni takip etmeyenler hâlâ da kırmaya ve ihanete devam etmektedirler.

 

Ancak ben ve benim gibiler, seni öğretmenimiz olarak görüyoruz. Sen seçilmiş (ilahî seçilmişlik) olmamana rağmen yine de çok özelsin. Benim onaylamam da çok önemli değil. Seni âlemlerin yaratıcısı Rabbim onaylamış, seni ceddin Peygamber(saa) onaylamış, seni İmam(sa)’ın onaylamış. Bana söz de düşmez. Bana, ancak sana yakışmak için gayret düşer.

 

Nefesimde hakkın olduğunu düşünüyorum. Her kadın için de bu söz konusudur.

 

Her kadın bilemez bir kadın açısından sıratı müstakim nedir? Sen öğrettin bize.

 

Her kadın büyük imtihanlarda nerede durması gerektiğini bilemez. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın sahalarda ilahî kuralları nasıl kullanacağını bilemez.  Sen öğrettin bize.

 

 Her kadın hayatında öncelikler sırasını bilemez. Sen öğrettin bize.

 

 Her kadın hedef, yol, şartlar ve duygular arasındaki, dik ve dengeli duruşu bilemez. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın kendi zamanının zincirlerini kıramaz. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın ilmini nasıl ve nerelerde kullanacağını bilemez? Sen öğrettin bize.

 

Her kadın Fatıma(sa) annemizin terbiyesine giremez. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın senin gibi zamanının imamına yardımcı olamaz. Sen öğrettin bize. 

 

Her kadın izzet bedeli ödeyemez ve bu yolu göremez. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın Allah’ın razı olduğu bir anne olamaz. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın Rabbine ve Resulüne senin gibi sadık olamaz. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın kendi zamanının İmam’ı (sa) yanında nasıl durulur, bilemez? Sen öğrettin bize.

 

Her kadın inancıyla gelecek nesilleri kucaklayamaz. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın senin gibi her adımında bu kadar yakinen ahireti düşünemez. Sen öğrettin bize.

 

Her kadın Tevhid dersini bu kadar güzel veremez. Sen öğrettin bize.

 

Karanlık fikirler her kıymetlimizi bizden alsa da kalbimizi satın alamaz. Sen öğrettin bize.

 

Daha o kadar çok kapıları açtın ki bize. Ben ne kadar dile getirsem de yeterli değildir.

 

Ancak tek ifade edebileceğim şudur; Sen, Peygamber Hz. Muhammed (saa) ve Ehl-i Beyt’inden (sa) gelen o rahmet kapısını, tüm zorbalıklara ve hainliklere rağmen bize açtın. Elimizden tuttun ve bizi içeriye çektin. Ben sana nasıl teşekkür edeyim, bilemiyorum! Ruhun şad olsun!

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !