18 Haziran 2018 Pazartesi Saat:
00:51

Sandığa kimler gitmedi

12-08-2014 16:43



SEÇMENİN yüzde 26’sı sandığa gitmedi.
*
Peki kim bu sandığa gitmeyenler?
*
Tayyip Erdoğancılar mı?
Yoksa...
Tayyip Erdoğan’dan memnun olmayanlar mı?
*
En ufak bir fikrim yok.
Bilmiyorum.
Bilemiyorum.
*
Ama bildiğim bir şey var...
Eğer sandığa gitmeyenlerin büyük bölümü AK Parti seçmeni ise...
AK Parti ve Tayyip Erdoğan açısından vahim bir durum var demektir.
*
Bunca karizmaya...
Bunca hitabete...
Bunca kutuplaştırmaya...
Bunca Osmanlı vurgusuna...
Bunca hilafet vurgusuna...
Bunca ümmet vurgusuna...
Bunca dini motife...
Bunca “tarihin dönüm noktası” türünden süper iddialı tezlere...
Bunca taarruza...
Bunca gerginliğe...
Bunca abanmaya...
Bunca pankart ve afişe...
Bunca şahane kampanyaya...
Bunca mitinge...
Bunca asılmaya...
Bunca devlet imkânına...
Bunca söyleve...
Bunca medya görünürlülüğüne...
Bunca orantısız güce...
Bunca haykırışa...
Bunca İsrail ajanı suçlamasına...
Bunca dış mihrak edebiyatına...
Bunca milli İslami ataklara...
Rağmen...
Kendi seçmeninin önemli bir bölümünü topyekûn mobilize edemeyip sandığa
taşıyamadıysa...
Tayyip Erdoğan ve AK Parti açısından bir sorun var demektir.
*
Yok, eğer AK Parti seçmeninin kahir ekseriyeti sandığa giderken...
Sandığa gitmeyenler, iktidardan ve Tayyip Erdoğan’dan memnun olmayanlar ise...
Tayyip Erdoğan ve AK Parti açısından yine bir sorun var demektir.


Tayyip Erdoğan’ın önünde iki yol var


BİRİNCİ YOL: “Bunca abanmaya ve asılmaya rağmen ülkenin neredeyse
yarısından oy alamadım, bunu dikkate almalıyım” diyecek... Ve kaygıları, endişeleri
giderecek bir politika izleyecek... Kucaklama politikasına kesin dönüş yapacak.
Zorlamayacak. Yüklenmeyecek. Sıkı tutmak yerine gevşetmek yolunu izleyecek.
Toplumsal barışı öne çıkaracak.
*
İKİNCİ YOL: “Düşüş trendi mi başladı acaba” diye düşünerek ve kaygılanarak işi
daha da sıkı tutmanın gerektiğini düşünecek... “Başkanlık arzusu”nun
gerçekleşmesi için kafasındaki planı uygulamaya çalışacak... Ve bu nedenle
endişeleri gidermek yerine aldığı desteği çoğaltmaya ve büyütmeye çalışacak...
Yüklenecek, zorlayacak, sıkı tutacak.
*
Durun, bir tahminde bulunayım:
Bence Tayyip Erdoğan “ikinci yol”u izleyecek.
Balkon konuşmasına dair kısacık bir saptama
BALKON konuşmasında...
Yükselen yerler vardı, vites düşürülen yerler vardı.
Gelgitli bir konuşmaydı yani.
*
Bu durumdan yola çıkarak...
Şu tezi ileri sürüyorum:
Yüzde 60’ları bulacak bir büyük zafer için hazırlanmış bir konuşma
metni, inceden ve biraz da aceleyle yüzde 52’ye uyarlanmaya çalışılmış
gibiydi.

Selahattin Demirtaş: Başarının 5 nedeni

BİR: Genç, dinamik, enerjik ve demokrat kişiliği...
*
İKİ: “En güçlü rakip” dururken “güçsüz rakip”le uğraşmak yerine “en güçlü
rakip”in üzerine gitmekten çekinmemesi.
*
ÜÇ: “Çözüm süreci var, aman iktidarla arayı açmayayım, durumu idare edeyim” türü
bir idareimaslahatçılığa savrulmaması.
*
DÖRT: Sosyal demokratların ve solcuların sesi olması... Bu eksikliği görüp ona
göre bir strateji izlemesi.
*
BEŞ: Sadece Kürtlere değil tüm Türkiye’ye hitap edecek bir duruş ve üslup
geliştirmeyi kotarması.


CHP ve MHP üzerine 10 tez


BİR: Bu iki parti “organizasyon” denilen olgudan habersiz...
*
İKİ: Bu iki parti de heyecan ve motivasyon yaratma kudretine zerre kadar sahip
değil.
*
ÜÇ: Bu iki parti de seçimde hangi başarısızlığı elde ederse etsin, başarısızlığı
başarı gibi gösterme konusunda pek mahir.
*
DÖRT: Bu iki parti de kendini sorgulamak yerine seçmeni sorgulamayı tercih eder
bir yapıda.
*
BEŞ: Bu iki parti de kendi tabanına bile yabancılaşmış durumda.
*
ALTI: Bu iki parti de “Girdiğim her seçimde yeniliyorum” diyerek her şeyi yeni
baştan kurgulama cesaretine sahip değil.
*
YEDİ: Bu iki parti de inandığı doğrulara kendi tabanını ikna etmekten aciz.
*
SEKİZ: Tayyip Erdoğan’ın yarattığı kutuplaşma olmasa... Bu iki partinin de

varlığını bile koruması imkânsız.
*
DOKUZ: Bu iki parti de “Bunlar gelirse AK Parti’den daha iyi yapar” konusunda
halka en küçük bir güven veremez durumda.
*
ON: Bu iki parti de Türkiye toplumunun en az bin fersah gerisinde.

Yüzde 51.8 yerine yüzde 60 olsaydı

ABDULLAH Gül “Partime döneceğim” açıklamasını yapsa da bir dalgalanmaya yol
açamazdı.
Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlığı daha da garantili olurdu.
AK Parti içinde gidişattan rahatsız olup da sesini çıkarmayanların eli bu denli
güçlenmiş olamazdı.
“Erdoğan’ın planı”nın hayata geçmesinin önündeki psikolojik engel aşılmış
olurdu.
“Düşük profilli başbakan” seçeneği bu denli rafa kalkmamış olurdu.
Erdoğan’ın partisini ve geleceğini dizayn etme çabasının önünde hiçbir engel
kalmamış olurdu

 

Ahmet Hakan/Hürriyet

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !