18 Haziran 2018 Pazartesi Saat:
01:01

Saygı Duy

04-01-2017 10:52


 

Saygı Duy

 

 

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُ سَاجِدِينَ

 

            "Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!"

 

            Beden gözle görünen ruhtur ve ruh da gözle görünmeyen bedendir.

 

            Beden ve ruh birbirinin parçasıdır. Bedeni kabullenmelisin, bedeni sevmelisin, bedene saygı duymalısın, bedene minnettar kalmalısın...

 

            Beden var olan en karmaşık mekanizmadır. Tam anlamıyla bir şaheserdir.

 

            Hayranlık duymaya kendi bedenin ile başla, çünkü sana en yakın olanı o.

 

            Onu çözmeye çalış. Ona gerçekten saygı duy. Kendi bedenine saygı duymayan başkasına rahmetmez.

 

            Doğanın ve varoluşun en yakına geldiği yer bedenindir. Bedeninde okyanusun suları var. Yıldız ve güneşin ateşi var, bedeninde hava var ve unutma ki bedenin topraktan yoğrulmuştur. Alem içre ne kadar element varsa hepsi senin bedeninde mevcut. Topraktan yaratılan biz Ademin çocuklarının nasıl mucizevi bir hal aldığına bak. Tozun toprağın ne hale geldiğini gör. Bundan büyük bir mucize olabilir mi?

 

            Hayranlık duyacağın şey bulutta yazılı olan Allah kelamı olmamalı. Bir domatesin, bir balığın sırtında denk gelip mucize diye kutsanan Arapça yazı olmamalı. Senden büyük bir mucize olabilir mi?

 

            Günlerden bir gün bir takım zevat ağlaya-sızlaya Üstad Hasanzade Amuli'nin yanına gelirler. Ellerinde bir tavuk yumurtası vardır. Üzerinde Arapça "Muhammed" yazan bir yumurta. Kimisi teberrük için bu yumurtaya elini-yüzünü sürer, kimisi de çoktan fotoğrafını çekip evin bir muteber köşesine asmıştır.

 

Derler ki; Üstad Hasanzade Amuli yumurtayı alır ve yere çalar ve ardınca şöyle der:

 

"Ma miguyim ism-i Muhammed (saa) ez arş umede,

Şuma miguyind ez teh-i murg umede!"

"Biz Muhammed'in (saa) adı göğden geldi diyoruz,

Siz ise tavuğun altından çıktı diyorsunuz!"

 

            Hayranlık duymaya kendi bedenin ile başla, çünkü sana en yakın olanı o.

           

Bu kadar akıllı ve itaatkar bir mekanizma yaratmak düşünülemez bile. Bedenin yaptığı tüm işlerin farkına varsan başını secdeden kaldıramazsın. Öyle büyük bir mucize ama sen hiç kendi bedeninle tanışmak zahmetinde bulunmadın bile. Sen bu içinde yaşadığın mucizeyi araştırmadın bile. Hep ötede, hep dışarıda aradın.

 

وَنَفَخْتُ فِيهِ مِن رُّوحِي

Ona ruhumdan üflediğim zaman...

 

            Bu beden Allah'ın nefesi ile vücuda geldi. Kendi bilincinin, kendi varlığının farkına vardıktan sonra senden daha üstün ne olabilir ki? Artık sen kendini tanımış ve bu şekilde de Allah'ı tanımış olursun.

 

“Men arafe nefsehu fekad arafe Rabbehu”

“Kendini tanıyan Rabbini tanır.”

 

 İşte böyle bir hadis-i şerif vardır.

 

"Hoşça bak zâtına ki; zübde-i âlemsin sen.”

 

            Halifetu'l fi'l Arz... Allah'ın yeryüzündeki halifesidir insan.

 

            Varlığın, yaratılmışların Efendisi.

 

            Her insanda bir ‘İlahi İsim’ daha fazla mütecellidir.

 

            Allah Alim'dir, Basir'dir, Kadir'dir, Kavi'dir, Adil'dir, Rahman'dır, Kahhar'dır...

 

            İnsan da alimdir, bilendir lakin her şeyi değil. İnsan da basirdir, görendir ama her şeyi değil. İnsan da adildir ama herkese karşı değil...

 

            Ama insan bu içerisi Rab ile dolu bedene saygı duymaz. Ona gerekli değeri vermez. Ne acıdır ki; onu tanımaz bile.

 

            Tanımadığı için, onunla ilgilenmediği için Allah bütün yönetimi sana değil bedenine vermiştir. Bedenin senden daha zekidir. Tüm önemli olaylar aslında onun kontrolündedir. Nefes almak, kalp atışı, kan dolaşımı, yenenlerin sindirilmesi. Nefes almak senin kontrolünde olsaydı çoktan başın derde girmişti. Çoktan sonunda gideceğin yere erkenden varmıştın. Birisiyle  tartışırken nefes almayı unutabilirdin.

 

            Bakır, demir gibi basit metalleri altına çevirmeye çalışan simyacıları duymuşsunuzdur. Onlar değerli kimselerdir ama bedenin daha değerli. Çünkü midene attığın tüm ıvır zıvırı kana, kemiğe hatta daha ötesi çikolata, dondurma vb. gıdalardan beyin için besin çıkartıyor. Beyin bedenin yanında ufacık bir parça ama araştırmalara göre beyin, dünyadaki tüm kütüphanelerdeki verileri saklayabilir. Ne müthiş bir hafıza sistemi ama biz bedene dair her şeyi köreltmişiz.

 

            Bunun nedeni de en başından, bebeklik çağından bu yana bize bedenimizle konuşmayı öğretmemelerinden kaynaklı.

 

            Hoş, ana-babamız da konuşmasını bilmiyordu çünkü onlara da ana-babaları öğretmemişti.

 

            İnsan neden mutsuz? Çünkü bedenini dinlemediği için. Onu bir dinlemesini bilse mutsuzluğunun %99'u yok olup gider.

 

            Ama sen dinlemedin. Beden diyor ki; "Dur! Yeme!" ama sen yemeğe devam ediyorsun; beynini dinliyorsun. Beyin diyor ki; "Hımmm bu çok lezzetli. Hadi birazcık daha." Sen bedeni dinlemiyorsun. Mide kendini artık kötü hissetmeye başlıyor ve diyor ki; "Yeter! Bu kadarı fazla! Yoruldum!." Senin dinlediğin adres yanlış. Alakasız bir yer ile irtibattasın.

 

            Ama ta çocukluğumuzdan beri beden ile ilgilenmemiz engellendi.

 

Çocuk aç olduğu için ağlar ve annesi saate baka, çünkü doktor ancak üç saat geçtikten sonra çocuğa süt verilmesi gerektiğini söylemiştir. Anne çocuğa bakmaz. Aslında gerçek saat çocuktur ama kadın saate bakmaya devam eder. Doktoru dinler, ama çocuk ağlar ve yemek ister. Çocuk yemeği hemen şimdi ister. Hemen şimdi yemeğini vermezsen onu bedeninden uzaklaştırmaya başlarsın. Zaten ağlamasın diye bir de ağzına emzik tıkıştırırlar.

 

            İlk yalanla, ilk aldatmayla yüz yüze gelir bebek daha o günlerde. Aciz durumda olan bir canlıyı o halde aldatıyorsun ama sana da bunu öğretmişler. Ona plastik bir cisim verip, hedefi olan sütten ve mamadan onu mahrum edip, çocuğun bedenine karşı duyarlılığını bu şekilde başka yöne sevk ediyorsun.

 

            Emzik ile sakinleşen ve uykuya dalan çocuk, doktorun söylediği süt verme vakti gelince daha henüz uykusunu alamadan uyandırılır ama aslıda şimdi çocuğun süte değil uykuya ihtiyacı vardır. Onu dinlemez ve saati, doktoru dinlersin. Yine çocuğun doğal ritmini bozarsın. İşte yavaş yavaş bu şekilde onun tüm varlığını altüst edersin. Büyüdüğünde artık bedeninin sesini duymaz olmuştur. Çünkü onu daha birkaç aylık iken kandırmaya başlamış ve bedeni ile irtibata geçmesini engellemişizdir.

 

Bu konuda CIA tarafından katledilen merhum OSHO'nun diyeceği daha çok şey vardır aslında lakin şimdilik yeterlidir kanımızca.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • İsmail   11-01-2017 19:13

    Güzel bir mevzuya deyinmisin. İnsan oģlu kenini tanimayı becebilir ise butun sorunlar hallolur... Eyvallah... Varol kardeşim

  • ElifBedel   06-01-2017 00:41

    Ne fırsat verilmiş idi bireylerin bedenlerini tanımalarına.. Ne de fırsat verilmiş idi bireylerin ruhlarını tanımaya... Yalanla beslenen bebeler.. Ne beynine ne de kalbine hükmetmeyi bilmeyen bireyler.. Silsilesi halinde uzayıp gitmişti bunca ömürler.. Yalancı emzik kadar gerçekti.. Tanınmayan bedenler.. Yüreğin'e sağlık... El değmemiş meseleler gün yüzüne çıkıverdi kaleminden..