20 Şubat 2019 Çarşamba Saat:
03:43

Sema Gülümserken, Toprak Ağlıyordu!

10-02-2019 22:55


 

 

 

 

Benim hikâyeme ne kadar güzel yakışıyorsun. Her satır başına, her kitap baslığına, her sohbete, her derdin dermanı için Rabbime sunduğum duamın başına, tüm gönüllere ve hayatıma yakıştığın gibi.

 

Senin kokunun olmadığı yerde olamam ben, adının geçmediği, rızanın olmadığı yerde neylerim ben

 

Adını anıyorum Ya Zehra her güzelliğin başında, her müjdeli haberin satırında, her duanın evvelinde, her bekleyişin ahirinde andığım gibi. Bu gözler seni özler Hanım Zehra (s.a), kalbi yaralısında da senin adın yatar, sevinç içinde olanında da.


Fatıma demek, aşka vecd ile yol almak demektir, şefkat ve sadakatin vücut bulmuş hali, yüreğimi güzelleştiren Siret-i Resul, ‘Allah bana yeter’ lafzı ile Medine sokaklarını arşınlayan güzel demek.

 

Ay nasıl karanlığa bürünmesin ki bu gece, gökyüzü kapılarını ardına kadar aralamış Al-î Yasin’in sırrını beklemekte, hıçkırıkların hepsi düğümlenmiş boğazlara, kefene sarılmış Habibullah’ın kokulu yârinin vedasını izlemekte.


Ey Gece! Biliyorsun ki Fatima gam ve gözyaşlarını da evlatlarına teslim etti bu gece. Medine sokakları sessiz, kimsesiz, Resul kokusunu savuran Fatimasız kaldı bu gece.

 

Ey Toprak! Senin Resul paresini taşıyacak takatin var mıdır?


Yüreği yakan ne varsa geceye saklan mistir simdi, vedanın en acısı olana da tanıklık etmişti çünkü topraktan yükselen seda, ruhlara hitap edercesine; bundan gayri, gözyaşınızı kurutmayın, damla damla aksın, boğazınızda kalan hıçkırıkları salıverin de oğlum Hüseyin’e ağlayın.

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !