12 Nisan 2021 Pazartesi Saat:
01:36

Sen Kimsin?

30-03-2021 13:47


 

 

 

 

 

 

 

 

 

İçimizdeki en heybetli ve atletik çocuktu Reşat. Şüphesiz hepimiz onunla boğuşmaya çekinirdik. Mahalle kavgalarında en çok ona güvenir, önce onun saldırmasını bekler veya onun yanında dururduk.

 

Muzip, eğlenceli, oyuna gelen joker eleman gibiydi. Yalnız bir kusuru vardı; çok sinirliydi. Krizlere girecek kadar kendini kaybeder, tüm izleyenleri korkutur, şoke ederdi.. Elbette bizi de üzerdi bu hali. Ortalık buz gibi olurdu, tadımız kaçardı.

 

Bir gün babası öldü..

 

Reşat o günden sonra sinirlenmedi, kendini kaybetmedi, korkutmadı.

 

Bizi sakinleştiren biri oldu artık. Tabi bunun hikmetini sonradan anladık.

 

Resat’ın babası aslında sinir sahibi ve bu sinirini bir virüs gibi etrafına en çok da Reşat ve kız kardeşine bulaştırandı.

 

O gün anladım ki, Reşat babasını kaybetti ama insanlığını buldu.

 

Mutlaka hepimiz birinin babası, annesi, abisi, karısı vb. yakınıyız. Birçoğumuz birilerinin himayesi altında veya himaye edeniyiz.

 

Her hale makam dersek, o makamda zalim miyiz yoksa adil miyiz?

 

Eve geldiğinde insan, yolu gözlenen mi oluyor yoksa yokluğunda oluşan huzuru bozanı mı?

 

Böyle bir yakınım vardı. Evden başka şehre gidince bayram havası yaşardı ailesi taa ki gelene kadar!

 

Birçok gencin kendini bulmasındaki en büyük engel, üzerine olumsuz baskı kuran, onun düşüncelerine, korkularına, hayallerine ve mutluluklarına negatif müdahil olan başta babaları olmak üzere akraba ve yakınlarıdır. Ve dediğimiz gibi hepimiz ya birilerini himaye edeniyiz ya da himaye edileni.

 

Her zaman dediğim gibi hakikatte merkezde Allah inancı vardır ve idrakimizde de merkeze ilâhî gerçeği koyarsak, varlığımız huzur yokluğumuz keder olur.

 

Bunun aksi durumu ise, bir insanın en kötü halidir!

 

Kulun rızasını kazanamayan Allah’ın rızasını nerden bulsun?

 

Hayvansal bedenden insanî akla ulaşmak isteyen yani yaratılışın gayesini amaçlayan kişi önce kendisi beşerî hoş edip, insanı abad etmeli sonra Hûda’ya niyaz etmelidir.

 

Her nefis ölümü tadıp diğer bir hal âlemine geçtiğinde önce, bu dünyadaki insanlığının hesabını verecek.

 

Sorun kendinize! Âdem benden razı mı, memnun mu, muhabbetli mi diye?

 

Yoksa âlem, gemimin gelmesini ve limandan gitmemi mi bekliyor.

 

Sesimi duyan şükür mü ediyor yoksa ‘geldi yine..’ deyip küfür mü ediyor?

 

Kokan balçık ile nurdan Âdem arasında ki fark buradadır.

 

Satırların evveli garba mahsus iken ahiri döndü şark-ı kelama.

 

Gönül bin cümle murad eder lakin zamanıdır durmanın selama...

 

 

 

 

 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !