17 Ocak 2018 Çarşamba Saat:
12:56
03-01-2018
  

Şeyh Nemr'e Bin Selam!

55 yaşındayım, yarım asırdan fazla. Doğduğum günden bu yana, bu ülkede kendimi hiç güvende hissetmedim. Her zaman bir şeyle suçlanıyorsunuz. Her zaman tehdit altındasınız. Devlet Güvenlik Hizmeti Başkanı bunu bizzat kabul etti. Bana tutuklandığımda, ‘Şiilerin tamamı ölmeli!’ dedi. Onların mantığı bu.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Geçen sene işte bu zamanlar Suudi Arabistan, 47 kişiyi idam ettiğini duyurmuştu. Başı kesilerek idam edilenler arasında, krallığı eleştirmesiyle tanınan muhalif Şii din alimi Ayetullah Şeyh Nemr de vardı. Peki, ancak öldürmekle susturulacağı sanılan Şeyh Nemr kimdi?

 

Gerek sınırları içinde, gerekse Yemen’de insan hakları ihlalleriyle gündemden düşmeyen, bazen açık bazen de üstü örtülü bir şekilde Büyük Şeytan Amerika ve Siyonist Rejim ile anlaşmalar imzalayan Suudi Arabistan, “Krallığın Düşmanı” ilan ettiği kişileri öldürmeye devam ediyordu. 2015 yılında 157 idam cezasını infaz eden ve geçen seneye de 47 kişiyi idam ederek başlayan Suudilerin öldürdükleri arasında Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr de bulunuyordu.

 

Krallığı sıklıkla eleştiren muhalif din adamı Şeyh Nemr’in “Terörizm” suçlamasıyla idam edilmesinin ardından, başta Şiiler olmak üzere, insan hakları örgütleri ve din adamlarından yoğun eleştiriler gelmişti. En sert tepki ise şüphesiz İran’a aitti. Peki, İran’ın ve Arabistan Şiilerinin idam edilmesi durumunda Suudi Arabistan’ın bedel ödeyeceğini vurguladığı Ayetullah Şeyh Nemr kimdir?

 

1959‘da, Suudi Arabistan’ın doğusundaki Bahreyn sınırına yakın konumda yer alan Katif kentinde doğan Ayetullah Şeyh Nemr Bakır en-Nemr, uzun yıllar İran ve Suriye’de bulunmuştu. Suud Hanedanını İslam'a aykırı hareketlerinden ötürü sert bir dille eleştirmekten çekinmeyen Şeyh Nemr o dönemde ülkede seçim yapılması çağrısında bulunmuştu.

 

Ayetullah Nemr, savunduğu üzere şiddete teşvik eden açıklamalar yapmaktan uzak duran bir isim oldu. Öyle ki, 2011’de tutuklanmadan önce televizyonlara konuşan din adamı, “Otoriteye karşı, silahlar yerine kelimelerin konuşmasını destekliyorum. Kelimenin silahı kurşunlardan daha güçlüdür, çünkü otoriteler silahların savaşından kazanır.” demişti. Ama buna rağmen, tutuklanmasının ardından Nemr’e “İsyana Teşvik“ suçlaması yöneltilmişti.

 

Filistin’i destekleyen ve Müslüman ülkelerin Gasıp İsrail ve Büyük Şeytan'a “bağımlı olmaması” gerektiğini savunan Nemr, 2003 ile 2008 arasında, Riyad karşıtı vaazları ve protestolara katılımı nedeniyle sekiz kez tutuklandı. Nemr’in tutuklu bulunduğu sürede şiddet gördüğü açıklanmıştı.

 

Ayetullah Şeyh Nemr  2008’de, Riyad’ın kendisini “aşırıcı” gibi göstermeye çalıştığını, ancak özgür ve adil seçimlere bağlı olduğunu söyledi. Nemr, krallığın otoriter rejimine karşı her zaman halkın yanında olacağını da sözlerine ekledi.

 

2009’da, Suudi Arabistan Şiilerinin ağırlıklı olduğu Katif ve Avamiye’deki birçok din adamının aksine Kral Abdullah’la anlaşmaya varmayı reddeden Şeyh Nemr, bir süre gözlerden uzak durdu. 25 Şubat 2011’de yeniden ortaya çıkan Şeyh Nemr, Katif yakınlarındaki küçük bir camide vaaz verdi. Oxford’un Ortadoğu Merkezi’nden araştırmacı Toby Matthiesen, Nemr’in bu konuşması ve sonrasındaki süreçle ilgili, International Business Times’a yaptığı açıklamada şöyle diyor:

 

“Bu konuşma ve protestolara katılmasıyla, Nemr kendini protesto hareketinin ön cephesine konumlandırdı. Nemr, protestoların bir sembolü oldu.”

 

Şeyh Nemr, 2011’in Şubat ayında Katif ve Avamiye‘de başlayan ve reform, ifade özgürlüğü isteyen, yolsuzluğun ve ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını talep eden krallık karşıtı barışçıl eylemlerde öne çıkan bir isim oldu.

 

Nemr’in yıldızı, özellikle Suud Hanedanlığı tarafından ezilen, gelir durumu gitgide düşürülen veya elit Suudiler tarafından dışlanmış gençlere hitap eden bir lider olarak parladı. Nemr, Suudi Arabistan’daki Şii gençliğin lideri konumuna hızlıca yükseldi. Protestolardan sonra barışçıl davranma çağrısında bulunan Nemr, konuyla ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

 

“Suudi yetkililer mermilere, öldürmeye ve hapsetmeye güveniyor. Biz kelimelerin kükremesine ve adalet sözlerine güvenmeliyiz. Silahların kullanılmasını kabul etmiyoruz. Bu bizim uygulamamız değil. Kaybederiz. Bu bizim işimize gelmez. Protestolarda silahlı birini görürsek, ona bunun kabul edilemez olduğunu söyleyeceğiz. Kelimelerin kullanılması bizim yaklaşımımız. Bu yaklaşımı kabul edenlere kucak açıyoruz.”

 

Ayetullah Şeyh Nemr, Suudi Arabistan’da gördüğü baskılarla ilgili konuşmasında, doğduğu günden bu yana kendini ülkede güvende hissetmediğini söylemiş ve sözlerini şöyle sürdürmüştü:

 

“Doğduğunuz andan itibaren, korku, sindirme, zulüm ve suiistimalle çevrilisiniz. Sindirme atmosferine doğduk. Duvarlardan bile korktuk. Aramızda, bu ülkede tabi tutulduğumuz sindirme ve adaletsizliğe aşina olmayan kim? 55 yaşındayım, yarım asırdan fazla. Doğduğum günden bu yana, bu ülkede kendimi hiç güvende hissetmedim. Her zaman bir şeyle suçlanıyorsunuz. Her zaman tehdit altındasınız. Devlet Güvenlik Hizmeti Başkanı bunu bizzat kabul etti. Bana tutuklandığımda, ‘Şiilerin tamamı ölmeli!’ dedi. Onların mantığı bu.”

 

Nemr, Temmuz 2012’de polis tarafından ateş açılması sonucu ayağından yaralandı ve tutuklandı. Polis, Nemr’in çatışmada yaralandığını savunsa da, birçok görgü tanığı ve insan hakları kuruluşu, din adamının silahsız olduğunu savundu. Nemr, ülkede ayaklanmaya teşvik etmek, krallığın güvenliğine zarar vermek, hükümet karşıtı konuşmalar yapmak, Kral Abdullah’a itaat etmemek, İran ajanı olmak, mezhepçilik ve siyasi mahkumları savunmakla suçlandı.

 

Hakkındaki ‘temelsiz’ olduğunu söylediği tüm iddiaları reddeden Nemr, tutuklanmasının ardından işkence gördüğünü açıkladı ve bir süre sonra açlık grevine başladı. Nemr’in cezaevine girmesi üzerine binlerce kişi sokağa çıktı ve güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu 3 eylemci yaşamını yitirdi.

 

15 Ekim 2014’te, Nemr’in idam cezasına çarptırıldığının duyurulmasının ardından, İran cezanın infaz edilmesinin Suudi Arabistan’a pahalıya mal olacağını vurguladı. Nemr’in yargılanma sürecini eleştiren Uluslararası Af Örgütü, suçlamaların, ifade özgürlüğü hakkının ihlali olduğunun altını çizdi. Nemr’in avukatı, müvekkilinin suçlamalar hakkında yeterli bilgi edinemediğini, zaman zaman da yanıt verme hakkının bile elinden alındığını açıklamıştı. Cezanın açıklandığı dönemde, insan hakları kuruluşlarının yanı sıra, İran, Irak, Lübnan, Afganistan ve Hindistan’dan kınamalar gelmiş ve krallığı protesto etmek için on binlerce kişi sokağa çıkmıştı.

 

25 Ekim 2015‘te, Nemr’in son temyiz başvurusu da yüksek mahkeme tarafından reddedildi. Nemr’in eşi Muna Cebir el-Şeriyavi ise, din adamının tutuklu bulunduğu o dönemde bir hastanede yaşamını yitirmişti.

 

Kardeşinin öldürülmesinin ardından konu hakkında Twitter’dan açıklamalarda bulunan Muhammed en-Nemr, Riyad’ın bölgeye hala “güçlü olduğunu” hissettirmeye çalıştığını belirtti ve “İdamların bizi haklı taleplerimizden vazgeçireceğini düşünenler yanılıyor. Bir gün mezhepçilik bitecek ve daha iyi konumda olacağız” ifadesini kullandı. Nemr ve bağımsızlık taraftarlarını şiddetten uzak durmaya çağıran Nemr, eylemlerin barışçıl olması gerektiğini ifade etti ve “Tıpkı şehit Şeyhin reddettiği gibi şiddeti ve güvenlik güçleriyle çatışmayı reddediyoruz.” demişti.

 

Ehlader Ailesi olarak geçen sene bugün toprağa verilen Zaman'ın Ebuzerini rahmetle anıyor ve Allah Teala'dan başta şehidimiz Ayetullah Nemr'e ve sonra bizlere merhamet etmesini ve İslam'ın zafere ulaşacağı günleri yakınlaştırmasını istiyoruz.

 

Başımız Sağolsun!

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler