18 Kasım 2019 Pazartesi Saat:
17:01

Şâhen Şâh’lığı Yıkan Devrim Hikâyesi

02-05-2019 21:42


 

 

 

 

 

 

 
 
Kelimenin tam anlamı ile 2537 yıllık bir kurgu idi bu..
 
Sömürme, zûlüm ve egoistliğin Şah’lık vasfında vücûd bulma hâlinin hikâyesi idi bu..
 
Baba Pehlevî’den oğul Muhammed Pehlevî’ye, tıpkı Muâviye’den Yezid’e aktarılan saltanat misâli..
 
Lâkin zûlüm ve şahsî çıkarlar ekolü üzerine inşâ edilen bir Saltanat..
 
Burada değinmek istediğim Zâlim Pehlevî Şahı’nın yaşantısı ve davranışı ile İmam Humeynî’nin yaşantı ve davranışını bi nebze olsun mûkâyese etmek..
 
Tabii zâhiren bu cümlenin özünde mûkâyese etmek fiili olsa da, hâkikâtinde birbirine tamamen zıt bu iki yaşantının mûkâyesesi söz konusu dâhî olamaz..
 
Gelin birlikte bu kutsal direnişe ufak bi değinelim..
 
Muhammed Rıza Pehlevî babasının yerini nasıl devr almıştı;
 
Baba Rıza Pehlevî’nin 1941 senesinde Britanya ve Sovyetler Birliği’nin baskısı ve dayatması ile istifâ ettirilip yerine oğlu Muhammed Rıza Pehlevî, şahlığı devr alıyor.
 
İktidârına; Pers İmparator’luğunun 2500. Kuruluş Yıldönümü kutlamaları ve bu kutlamalara harcadığı milyon dolarlar ile damga vuruyor..
 
Bununla birlikte Sarayı’nda yaptığı, halkın geçimi ve ihtiyâçlarını umursamaksızın harcamaları bardağı taşıran son damlalardan sade birkaçı oluyor..
 
Bu haksız ve dünyâperestçe harcamalarından birine örnek ise; batılaşma felsefesi ile başörtüsü yasağı idi..
 
Bir diğer örneği;öğle yemeği için özel uçak ile Paris’e gitmesi idi..
 
Öyle ki, artık bu iş rutin ve sıkıcı bir hâl aldığında öğle yemeğini bu kez Paris’ten getirtmesi dâhi yöneticiliği hakkında biraz oturup düşünmeye yeterli birer örnektir..
 
Modernleşme ve sekülerleşme adı altında ülkeyi dinden uzaklaştırıp, tamamî ile batı düşünce ve yaşayış tarzını zihinlerde oluşturma çabaları ile birçok Din Adamları ve Âlimlerini karşısına aldı.
 
Bil husûs İmam Humeynî’nin kendisi bu zûlüm ve sapkınlıklara göz yummadı.
 
Ve Allah’ın İmam’a yardımı ile zâlim yönetime karşı, devrimin ayak sesleri duyulmaya başlıyordu..
 
Aziz İmam’ın Şah rejimine karşı ilk harekâtlarından başlıcaları;
 
Şah’ın yasadışı referandumu olan, “Beyaz Devrim” adı altındaki icraâtını boykot etmesi idi.
 
Müdâviminde, Şah rejiminin eli ile kanlı Feyziyye Medresesi fâciasını protesto etmesi olmuştur.
 
Merhum İmam’ın yüce ahlâkı, bu vahşetlere göz yummasına nasıl müsâde edebilirdi ki..?
 
Aziz Seyyid Ruhullah, İran’daki Pehlevî saltanâtı rejimine karşı olan mücâdelesine 1962 yılında başladı.
 
Bu nasıl bir imtihân yolculuğu idi ki, zamanın Yezid’inin eli ile iki defâ tutuklanılmaya mâruz bırakılmışdı..?
 
Bu tutuklamanın amacı ne idi ki..?
 
Kendi yaptırım ve zûlümlerine karşı çıkan bir Âlim’in varlığı elbette ki bu zâlim saltanâtı rahatsız edecek idi..
 
İkinci tutuklanmasında, ilk olarak Türkiye’ye; 
 
Ankara başta olmak üzere ardından Bursa’ya,
 
Ve sonrasında Necef’e sürgün edilmişdi..
 
Bu Yüce Âdemoğlu, kutsal hedefinden bir an olsun şaşmayıp;
 
Necef’de sürgünde iken de maksadına riâyet edip 13 yıl Necef ilim havzâsında devrimci direnişlerin liderliğini üstlenmişti.
 
Bunun ile birlikte dinî ve ilim havzalarında da eğitimde bulundu.
 
Halkın mücâdelesinin artması ile 1979 yılında İran’a döndü ve İslâm devriminin zaferinden, ömrünün sonuna değin İran İslâm Cumhuriyeti’nin Lideri olarak kaldı..
 
İmam Humeynî’nin yegâne görüşü; 
 
“Fakihin Mutlak Hâkimiyeti” idi.
 
İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Anayasasını bu tecriye göre şekillendirmek için sarf etti.
 
İmam’ın görüşüne göre, hükümet yönetimi, Fıkh’ın amele, pratiğe ve yaşantıya dökülmesi felsefesi üzerine icraât etmelidir.
 
Kum’un Feyziyye Medresesinde eğitim verdiği dönemde ahlak dersleri düzenlerdi.
 
İmam Humeynî’nin Fıkh’a ve Usul’e verdiği ehemmiyetin yanı sıra İslam Felsefesi ve Teorik İrfan’da da söz sahibi idi.
 
Ve nitekim bu alanda birçok eserlere imzâ atmış, önde gelen Ârif Âlimlerden biri idi..
 
Böylesi bir görüş ve felsefeye sahip olan bir önderin muhakkak ki, kendi zâhirî yaşantısında da bu inanç ve görüşü yansıttığını görebiliriz.
 
Evet, elbette ki öyle olmalı idi..
 
Zâlim ve dünyaperest bir Şah’a karşı devrim yaratan Aziz İmam Humeynî, elbette ki onun tam tersi bir yaşam sürmeli idi..
 
Ve nitekim Ruhullah Humeynî, halkın sıradan bir vatandaşından daha üst seviyede bir yaşam sürmedi.
 
Sâde ve Zâhid bir yaşantısı var idi, Şah’ın şatafât ve lüks içindeki yaşantısının aksine..
 
İslam Devrimi Lideri olarak, Cemeran’da küçük ve mütevâzi bir evde ömrünün son on yılını geçirdi..
 
Ve İmam imzâ attığı kutsal devrimi arkasında bırakarak 3 Haziran 1989 senesinde tüm sevenlerini ve Şiâ Âlemini derin bir hüzne boğdu..
 
İslam Devrim Lideri’nin vefâtı tüm ona hayranlık duyanları derin bir yas’a boğmuştu..
 
Öylesine ki, mûbârek nâ’şının teşyiine milyonlarca insan akın etti.
 
Mûbârek nâ’şının teşyiine akın edenlerin sayısı 13 milyona ulaşmıştı, ve bununla beraber dünyanın en kalabalık teşyî olarak tarihe adını kazımıştı..
 
Temennim o ki İmam’ın bu direnişi, tıpkı Erbab’ı Hüseyin’in direnişi gibi bugünün ve geleceğin sahibi gençlerimize meşâle olsun..
 
Bu devrim hakkında tefekkür edecek ne çok mânâ vardır, düşün o hâlde..
 
Düşün...
 
Rabbi’nin hikmetle nakş ettiği âyetinde buyurduğu gibi;
 
‎كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟
 
"Akledesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklıyor." Bakara/242
 
Allah’ın selâmı O Yüce İslâm İnkılâbı Devrimcisi İmam Humeynî’nin üzerine olsun..
 
Haksızlık ve zûlmün karşısında inanç ve dirâyet ile durabilme ümidi temennisi ile..
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Şeref Özbay   23-05-2019 22:00

    2537 yıllık tabiri ilgimi çekti ve çok şaşırdım. Babadan oğla-dededen toruna-nesilden nesle. Çok doyurucu bilgilere haizdi. Araştırmalarınızın devamını dilerim.

Flag Counter