11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
02:00
23-08-2017
  

Sıffin Savaşı

"Ali sence bize su verir mi?" diye sordu. Amr b. As: "Ali, senin yaptığın şeyi asla yapmaz!

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İmam Ali'yi (a.s) yönetimi boyunca en fazla uğraştıran gürültülü ve karmaşık olaylar, Muaviye tarafından ortaya atılanlardı. İmam'ın amcası oğlu İbn Abbas gibi kimi Müslümanlar: "Muaviye'yi hemen azletme, önce onu bir göreve ata, sonra bir fırsatını bulur bulmaz azledersin." diyor ve hilekâr bir politika öneriyorlardı.


Ancak İmam Ali (a.s), bu yollara tevessül edecek, bu tür komplolara tenezzülde bulunacak biri değildi. Görünüşte o şartlar altında en zararsız yol gibi görünse de, İmam'ın (a.s) dürüstlüğü ve kişiliğiyle bağdaşır bir yol değildi bu. Kaldı ki halk, İmam'ın Osman'a yönelttiği en önemli eleştirilerden birinin, Muaviye'yi Şam valiliğinden azletmemiş olması olduğunu biliyor ve İmam'dan (a.s) da kendisine yaraşır şekilde adaletle davranmasını bekliyordu.


Üstelik Muaviye'nin ahlâksız uygulamaları, haksız ve İslâm'dan uzak yönetim tarzı, zorbalığı, beytülmali har vurup harman savurması ve pervasızca zulümler işleyip keyfî davranması o kadar alenileşip artmıştı ki, bir gün bile görevinde kalmasına göz yummak, onun zulmüne ortaklıktan başka bir mana ve sonuç vermeyecekti.


Kaldı ki, İbn Abbas gibilerinin tavsiyesiyle ona şimdilik dokunmayıp fırsat kollayacak olsa, Muaviye bunun farkına varmakta gecikmez, o da bir an önce İmam'ı (a.s) namertçe ortadan kaldırmak için güç toplayıp hileler ve komplolar tezgâhlardı. Kısacası sadece İslâm'a teslim olmuş bir siyaset izleyen İmam Ali (a.s) gibi biri için Muaviye'yi hemen görevden alıp azletmekten başka hiçbir yol yoktu. Ve İmam da (a.s) bunu yaptı.


Ancak, Muaviye bunu kabullenmeyerek İmam'a (a.s) başkaldırıp İslâm tarihine bir başka kanlı sayfa daha açılmasına neden oldu.Muaviye'nin isyan ve komplosuyla vuku bulan bu savaş, "Sıffin" adıyla tarihe geçecekti…
 
İmam Ali, Sıffin Cephesinde


Sıffin, Irak'la Suriye arasındaki bir bölgenin adıdır. Muaviye, önceden ordusunu bu bölgeye yerleştirip su girişlerini tutmuş, böylece İmam'ın (a.s) ordusuna suyun yolunu kesmişti. Ancak İmam Ali (a.s) oraya vardığında kısa bir saldırıyla suyolunu açmakta gecikmedi. Şimdi suyolları İmam'ın eline geçmişti.


Muaviye, tarihin en komplocu ve iğrenç çehrelerinden biri olan Amr b. As adlı danışmanına: "Ali sence bize su verir mi?" diye sordu. Amr b. As: "Ali, senin yaptığın şeyi asla yapmaz!" dedi ve gerçekten de öyle oldu. İmam (a.s) suyu ele geçirdikten sonra düşmanın su almasına izin verdi! Böylece İmam Ali'yle (a.s) Muaviye'nin kişilikleri de bir kez daha ortaya çıkmış oldu. İmam'ın ordusu 90, Muaviye'nin ordusu 85 bin askerden müteşekkildi.[1] İmam Ali'nin (a.s) ordusunda ensardan 900, muhacirinden de tam 800 sahabe vardı. Bu sahabeler, daha önce de Hz. Resulullah'ın (s.a.a) emrinde savaşmış, şimdi de Muaviye'ye karşı Hz. Ali'nin (a.s) saflarında yer almışlardı.


Muaviye'nin ordusunda ise, daha önce Hz. Resulullah ile (s.a.a) savaşan ve daima o Hazret'e karşı komplolar tezgâhlamış olan Ümeyyeoğulları (Süfyanîler/Emevîler) ve münafıklar toplanmıştı.[2] Mesudî ve diğer ünlü tarihçiler İmam Ali'nin (a.s) Muaviye'ye: "Gel bu yaptığından dön ve Müslümanlar arasında bölücülük yaratma!" diye savaştan önce mesaj gönderdiğini yazarlar.


Bu konuda epey mektuplar yazıldı, mesajlar gidip geldi; ama Muaviye, başlattığı bu fitneyi durdurmaya niyetli değildi. İmam (a.s) Şam ordusuna gönderdiği son mesajında: "Ben size Allah'ın Kitabı'yla konuştum ve sizi Allah'ın Kitabı'na davet ettim." dediyse de, Muaviye: "Biz Allah'ın Kitabı'yla değil, kılıçla konuşacağız." cevabını verdi.[3]


Savaşın kaçınılmaz olduğunu gören İmam Ali (a.s), ordusuna hitaben yaptığı konuşmada ise: "Sakın savaşı ilk baş-latan siz olmayın!" dedi ve şu direktifleri verdi:Savaştan kaçanı kovalamayın, esiri vurmayın, yaralananı bırakın, müsle[4] etmeyin…[5] Derken, savaş başladı. Savaşın 9. günü Hz. Ali (a.s) ve diğer taraftan Muaviye de savaş meydanına gelmiş, çarpışmalar çok kızışmıştı. İşte bugün Hz. Resulullah'ın (a.s) çok sevdiği sahabelerinden Ammar Yasir şehit düştü. Son nefeslerini verirken su istedi.

Bir kâse süt verdiler kendisine. Sütü içtikten sonra: "Allahu Ekber! Allahu Ekber!" dedi, "Vallahi sevgili Resulullah'ın (s.a.a) bana önceden haber verdiği gün, işte bugündür!"[6] Ammar'ın bu sözü, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) ona buyurmuş olduğu şu meşhur haberden kaynaklanıyordu: Ey Ammar! Senin şu dünyadan son içeceğin, bir kâse süt olacak ve seni zalim bir topluluk öldürecek![7]


İmam Ali (a.s) savaş günlerinde adamlarına sık sık şöyle diyordu: Yüce Allah'ın sizi görmekte olduğunu sakın unutmayın! Sizler, Resulullah'ın (s.a.a) amcası oğlunun askerlerisiniz! Savaşıp vuruşmaya alıştırın kendinizi; sakın savaştan kaçmayı; bu, gelecek nesillerin nazarında sizin için utanç ve kıyamet günü de sizin için azap teşkil eder! Nefsanî isteklerinizin kara bulutlarını canınızın ufkundan silip atın! Ölüme, huzur ve şevkle koşun! Şu güruhu alt edin artık, Muaviye'nin çadırını başına yıkın ve eliyle savaşıp ayağıyla firar eden o şeytanı cesaret ve yiğitliğinizle ürkütüp kaçırın! Mertlik gösterin ve hakkın çadırının yüce direğini kaldırıp dikin! Siz haklısınız, o hâlde üstünsünüz ve Allah sizinledir! Yüce Allah, gösterdiğiniz çaba ve gayretleri asla küçümsemeyecektir![8]
 

Savaşın Sonu


Savaş uzayıp telefat sayısı artınca, İmam (a.s) Muaviye'ye: "Niçin boş yere başkalarının kanını döküyorsun? Gel seninle ben teke tek dövüşelim; kim kazanırsa, iktidar onun olsun!" diye mesaj gönderdi. Muaviye'nin kurnaz müşaviri Amr b. As, Muaviye'ye: "Vallahi pek insaflıca bir teklif bu." dedi. Muaviye ise ona: "Delirdin mi?! Ali ile dövüşen canını kurtaramaz! Bildiğin bütün oyunlarını oyna, bir şeyler yap, yoksa işimiz bitik! Sana vaat ettiğim Mısır valiliğini düşün!" diye cevap verdi. Amr b. As, askerlerine: "Kimin yanında Kur'ân'ı varsa, hemen mızrağına geçirsin!" direktifi verdi. Ve nifak ordusu, Kur'ân'ı mızrağa geçirip bekledi.


Hz. Ali'nin (a.s) ordusundaki yoz düşünceli, aklı gözünde safdiller: "Biz, Kur'ân'a kılıç çekmeyiz!" diyerek savaşı durdurdular. Böylece büyük bir bozguna uğramak üzere olan Muavi'ye, düşüncesi kıt insanların saflığı sayesinde kurtulmuş oldu. Ve tarihte bilinen hakemiyet olayı yaşandı, benzeri bir başka komployla da Muaviye iktidara kondu! Bu komplo özetle şöyle gerçekleşti: Hz. Ali (a.s) iki taraf arasında görüşmeleri yapmak için önerdiği şahıs kabul edilmeyince, kendisine zorla dayatılan Ebu Musa Eş'arî'yi istemeye istemeye kabul etmek zorunda kaldı. Muaviye ise, danışmanı ünlü komplocu Amr b. As'ı hakem seçti.


Amr b. As, basit bir oyunla Ebu Musa'yı kandırdı.


Hem Hz. Ali'yi (a.s), hem Muaviye'yi azledip Abdullah b. Ömer'i halife ilan etme konusunda Ebu Musa'yı ikna ederek halkın huzuruna çıkardı. Ebu Musa Hz. Ali'yi (a.s) hilafetten azlettiğini söyledi. Ancak Amr b. As, çirkin anlaşmanın gereğini yerine getirmeyip: "Ebu Musa'nın Ali'yi azletme tavrı bence de çok doğru!" dedi ve ekledi: "Ben de, şimdi Ali'den boşalmış olan bu makama Muaviye'yi atıyorum!" diyerek Muaviye'yi hilafet makamına atadı. Bu, Hz. Ali'nin (a.s) yönetimine vurulan en büyük darbe olmuştur.[9]
 
________________________________________________________________________________

[1]- Murucu'z-Zeheb, Mesudî, 2/374
[2]- Fezailu'l-İmam Ali, s.154
[3]- Murucu'z-Zeheb, 2/377
[4]- İşkence ve küçük düşürme amacıyla birinin kulaklarını, burnunu kesmek.
[5]- Fezailu'l-İmam Ali, s.146
[6]- Murucu'z-Zeheb, 2/381
[7]- Usdü'l-Gabe, 4/46; Fezailu'l-İmam Ali, s.148
[8]- Nehcü'l-Belâğa, Abduh, 1/115
[9]- Murucu'z-Zeheb, 2/386–399

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler