16 Ağustos 2018 Perşembe Saat:
07:28
21-05-2018
  

Sorular ve Cevaplarla Oruç

Aşağıda yer alan hükümler zamanımızın büyük müçtehitlerinden olan Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hameneî'nin oruçla ilgili fıkhî hükümlerini içermektedir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 

Orucun Kazası ve Keffareti

 

1- Ramazan ayında dinî bir görev için seferde olmam nedeniyle üzerimde 18 gün kaza oruç var, vazifem nedir? Acaba üzerime kaza farz olur mu?

 

C: Seferde olmanız yüzünden tutmadığınız ramazan ayının oruçlarını kaza etmeniz farzdır.

 

2- Ramazan ayının orucu için ecîr olan (bedelle bir ölüden taraf oruç tutmayı üstlenen) kimse öğleden sonra orucunu bozarsa, üzerine keffaret farz olur mu?

 

C: Keffaret farz olmaz.

 

3- Ramazan ayını dinî bir görev için yolculukta geçiren ve bu yüzden oruç tutamayan kimseler, üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra tutmadıkları oruçları şimdi kaza etmek isterlerse, keffaret (fidye) de ödemeleri gerekli midir?

 

C: Ramazan ayının kazasını sonraki ramazana kadar geciktirmeleri, oruç tutmalarına engel olan mazeretlerinin [yolculuklarının] devam etmesi yüzünden olursa, sadece tutmadıkları orucu kaza etmeleri yeterlidir ve her gün için yaklaşık 750 gr. yiyecek maddesi fidye olarak fakire vermeleri gerekmez; gerçi fidye de vermeleri müstehap ihtiyattır. Ancak ramazan ayının orucunun kazasını sonraki ramazana kadar geciktirmeleri bir mazeret olmaksızın önemsemezlik yüzünden olursa, hem kaza etmeleri ve hem de fidye vermeleri gerekir.

 

4- Cehaleti yüzünden yaklaşık on yıl namaz kılmayan ve oruç tutmayan bir kimse tövbe ederek Allah'a dönüyor ve üzerine farz olduğu hâlde yerine getirmediği şeyleri yerine getirmeyi azmediyor, ama tutmadığı oruçların hepsini kaza etmeye gücü yetmiyor; öte taraftan üzerine farz olan keffareti ödeyecek kadar malı da olmuyor. Şimdi bu adamın sadece istiğfar etmesi yeterli midir?

 

C: Hiçbir durumda tutmadığı oruçların kazası üzerinden kalkmaz. Keffarete gelince, eğer ne iki ay oruç tutmaya ve ne de altmış fakiri doyurmaya gücü yetmezse, gücü yettiği miktarda fakirlere sadaka vermesi gerekir.

 

5- Gelecek ramazan ayından önce geçmiş ramazandaki tutmadığı oruçları kaza etmenin farz olduğunu bilmeyerek kaza oruçlarını tutmayan kimsenin hükmü nedir?

 

C: Farz olduğuna cahil olma, kazayı sonraki ramazana kadar geciktirme sonucu gereken fidyeyi üzerinden kaldırmaz.

 

6- 120 gün oruç tutmayan bir kimse ne yapmalıdır? Her gün için altmış gün oruç tutması mı gerekir? Ve acaba üzerine keffaret farz olur mu?

 

C: Tutmadığı ramazan ayının oruçlarını kaza etmesi gerekir ve eğer orucu şer'î bir mazeret olmaksızın kasten yemişse, kaza dışında her gün için keffaret vermesi de farzdır. Keffaret ise, altmış gün oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmak ya da altmış fakirin her birine yaklaşık 750 gr. yiyecek maddesi vermektir.

 

7- Üzerimde farz oruç varsa, farz oruçlarımın kazası olması niyetiyle ve eğer yoksa, mutlak kurbet kastıyla (Allah'a yakın olmak niyetiyle) yaklaşık bir ay oruç tuttum. Acaba bir ay boyunca tuttuğum bu oruç üzerime farz olan kaza oruçlarımdan sayılır mı?

 

C: İster kaza orucu olsun, ister müstehap oruç, emredildiğiniz şeyi yerine getirme niyetiyle oruç tutarsanız ve gerçekte üzerinizde de kaza orucu olursa, o oruçlarınız kaza oruçlarınızdan sayılır.

 

8- Üzerine ne kadar kaza orucun farz olduğunu bilmeyen kimse, üzerinde kaza oruç olmadığı inancıyla müs-tehap oruç tutarsa, tuttuğu bu oruçlar kaza oruçlarından sayılır mı?

 

C: Müstehap niyetiyle tuttuğu oruçlar, üzerindeki kaza oruçlarından sayılmaz.

 

9- Hükmü bilmeyerek açlık ve susuzluk yüzünden kasıtlı olarak orucu yiyen kimse hakkında görüşünüz nedir? Bu kimsenin üzerine sadece kaza mı farzdır, yoksa kazanın dışında keffaret de ödemesi gerekir?

 

C: Hükmü bilmeyen bu adam eğer öğrenme imkânı varken öğrenmemişse, farz ihtiyat gereği kaza dışında kef-faret de ödemelidir.

 

10- Bulûğa erdiği ilk yıllarda, zayıf ve güçsüz oluşundan oruç tutamayan kimse, sadece onların kazasını mı tutmalıdır, yoksa kaza dışında keffaret de mi ödemelidir?

 

C: Oruç onun için dayanılması zor bir meşakkate yol açmamış ve orucu kasten yemiş olursa, kaza dışında keffaret de ödemesi gerekir.

 

11- Tutmadığı oruçların ve kılmadığı namazların sayısını bilmeyen kimsenin vazifesi nedir?

Orucu kasıtlı mı, yoksa şer'î bir mazeret yüzünden mi bozduğunu bilmeyen kimsenin hükmü nedir?

 

C: Yerine getirmediğini kesin olarak bildiği oruç ve namazları yerine getirmekle yetinmesi caizdir.

Kasıtlı olarak orucu bozduğundan şüphe ederse, keffa-ret ödemesi gerekmez.

 

12- Ramazan ayında orucunu tutan kimse, bir şeyler yemek için sahurda uyanmaz, dolayısıyla orucunu akşama kadar devam ettiremezse ve gündüz başına gelen bir olay yüzünden de orucu bozarsa, üzerine bir keffaret mi, yoksa cem keffareti mi gelir?

 

C: Açlık, susuzluk vs. gibi sebeplerle dayanılması zor olan meşakkatli bir duruma düşünceye kadar orucuna devam eder ve sonra orucunu yerse, üzerine sadece kaza farz olur ve keffaret ödemesi gerekmez.

 

13- Üzerime farz olan kaza orucunu yerine getirip getirmediğimden şüphe edersem vazifem nedir?

 

C: Geçmişte üzerinize kaza orucunun farz olduğunu kesin bilirseniz, (oruç tutarak) o kazayı yerine getirdiğinize dair kesin bilgi elde etmeniz gerekir.

 

14- Baliğ olduğu ilk yıl ramazan ayının 11 gününü oruç tutan, bir gününü öğle üzeri bozan ve 18 gününü de asla oruç tutmayan kimse 18 gün için keffaret ödemesi gerektiğini bilmezse, vazifesi nedir?

 

C: Ramazan ayının orucunu kasten ve kendi isteğiyle tutmazsa, orucu bozduğunda ister keffaretin farz olduğunu bilsin, isterse bilmesin, tutmadığı günleri kaza etmenin dışında her güne karşılık keffaret de ödemesi gerekir.

 

15- Doktorun, orucun zararlı olduğunu söylemesi nedeniyle oruç tutmayan hasta, birkaç yıl sonra orucun kendisine zararlı olmadığını ve doktorun kendisini oruçtan men etmek hususunda yanıldığını anlarsa, üzerine kaza ve keffaret farz olur mu?

 

C: Güvenilir ve uzman bir doktorun bildirmesi veya makul bir sebebe dayanması neticesinde kendisine bir zarar dokunacağından korktuğu için oruç tutmamışsa, üzerine sadece kaza farz olur.

 

16- Eğer oruçlu kimse öğleden önce ruhsat haddine [vatanının veya on gün kalmayı kararlaştırdığı şehrin duvarlarını göremeyeceği ve ezan seslerini duyamayacağı noktaya] varmadan orucu bozan şeylerden birisini yapmanın caiz olmadığını bilmez ve asla böyle bir hükümden haberi olmazsa ve yolcu olduğu düşüncesiyle orucu bozan şeylerden birini yaparsa, orucunun hükmü nedir? Acaba o günün orucunu kaza etmesi gerekir mi?

 

C: Kasıtlı olarak orucunu bozan kimse hükmündedir.

 

ORUCUN KEFFARETİ VE MİKTARI

 

17- Kendine (buğday, pirinç vb.) yiyecek maddesi satın alması için fidye olarak fakire yaklaşık 750 gr. ağırlığına tekabül eden yiyecek maddesinin parasını vermek yeterli midir?

 

C: Fakirin, sizden taraf vekil olarak o parayla kendisine yiyecek maddesi alacağına ve sonra onu keffaret olarak kabul edeceğine güvenirseniz, sakıncası yoktur.

 

18- Bir grup fakiri doyurmak için vekil olan kimse, kendisine verilen keffaret malından kendi çalışmasının ve aşçılığının ücretini alabilir mi?

 

C: İşçilik ve aşçılık karşısında ücret talebinde bulunması caizdir; ancak onu keffaret olarak verilen maldan alması caiz değildir.

 

19- Hamile olduğu veya doğumu yaklaştığı için oruç tutamayan bir kadın, doğumdan sonra gelecek ramazan ayından önce tutmadığı oruçları kaza etmesi gerektiğini bildiği hâlde; kasıtlı veya kasıtsız olarak orucu kaza etmez ve birkaç yıl geciktirirse, acaba sadece o yılın keffaretini ödemesi yeterli midir, yoksa geciktirdiği bütün yılların keffaretini mi vermesi gerekir? Kasıtlı olduğu durumla, kasıtsız olduğu durum arasındaki farkı açıklar mısınız?

 

C: Birkaç yıl geciktirmiş olsa bile kazasını geciktirdiği oruçlar için sadece bir defa fidye vermesi gerekir. Fidye ise her güne karşılık fakire yaklaşık 750 gr. yiyecek maddesi vermektir. Elbette sonraki ramazana kadar geciktirmesi şer'î bir mazeret olmaksızın önemsemezlikten kaynaklanırsa, fidye farz olur. Dolayısıyla orucun sıhhatine engel teşkil edecek şer'î bir mazeret söz konusu olursa, fidye farz olmaz.

 

20- Hasta olması yüzünden oruç tutamayan, sonraki ramazan ayına kadar da kazasını yerine getiremeyen ve bu nedenle üzerine fidye farz olan kadının fidyeyi kendisinin mi ödemesi gerekir, kocasının mı?

 

C: Sorudaki takdire göre, her gün için fakire yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi ödemek, kadının kendisine farzdır, kocasına değil.

 

21- Üzerinde on gün farz oruç olan ve şaban ayının yirmisinde oruçlarını tutmaya başlayan kimse, öğleden önce veya sonra kasıtlı olarak orucunu yiyebilir mi? Eğer orucunu öğleden önce veya sonra yerse, ne kadar keffaret ödemesi gerekir?

 

C: Bu durumda orucunu bozması caiz değildir; ancak eğer kasıtlı olarak öğleden önce orucunu bozarsa, üzerine keffaret farz olmaz; ama öğleden sonra bozarsa, keffaret ödemesi gerekir. Kaza orucunun keffareti ise on fakiri doyurmak, bunu yapmaya gücü yetmediği takdirde de üç gün oruç tutmaktır.

 

22- İki yıl arka arkaya hamile olan ve bu iki yılda oruç tutamayan, ancak şimdi oruç tutmaya gücü olan bir kadının hükmü nedir? Acaba üzerine cem keffareti mi farz olur, yoksa sadece tutmadığı oruçları kaza etmelidir? Orucunu böyle geciktirmesinin hükmü nedir?

 

C: Ramazan ayının orucunu şer'î bir mazeret yüzünden tutmamışsa, üzerine sadece kaza farzdır. Fakat oruç tutmamadaki mazereti, orucun rahmindeki veya doğurmuş olduğu bebeğe zarar korkusundan kaynaklanırsa, kazayla birlikte fidye de ödemesi yani, her güne karşılık yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi vermesi gerekir. Ramazan ayından sonra şer'î bir mazereti olmaksızın orucun kazasını gelecek ramazan ayına kadar geciktirirse, yine her gün için fakire fidye vermelidir.

 

23- Orucun keffaretinde kazayla keffaret arasında tertip farz mıdır?

 

C: Farz değildir.

 

24- Oruçlu kimse tarafından bir günde orucu bozan şeylerden birinin tekrarlanıp kaç defa yapılması, keffaretin de tekrarlanmasını gerektirir mi?

 

C: Keffaretin tekrarlanmasını gerektirmez; fakat cimada ihtiyatın terk edilmemesi daha uygundur.

 

25- Öğleden sonra ramazan ayının kaza orucunu bozmanın keffareti nedir?

 

C: Her birine yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi olmak üzere on fakiri doyurmaktır. Eğer bunu yapmaya gücü yetmezse, üç gün oruç tutmalıdır.

 

26- Belli bir günde oruç tutmayı nezretmiş olan mükellef o günde kasıtlı olarak orucu bozan şeylerden birini yaparsa, keffareti nedir?

 

C: Bunun keffareti, ramazan ayının orucunu kasten bozmanın keffareti ile aynıdır; orada ödenmesi gereken keffaret aynısıyla burası için de geçerlidir.

 

27- İnsan, üzerine farz olan keffareti hemen mi yerine getirmelidir, yoksa keffareti yerine getirmenin farz oluşunun vakti geniştir?

 

C: Mevcut imkânların kaybedilmesi sonucu keffareti ödememesi gibi bir endişesi olmazsa, hemen yerine getirmesi gerekmez.

 

28- Oruçlu bir kimse ramazan ayında oruçlu karısıyla cinsel ilişkide bulunursa, keffaret açısından hükümleri nedir?

 

C: Eğer karısı da kocasına uyar ve bu işe razı olursa, kocası gibi onun da üzerine kasten orucu bozma keffareti farz olur, ayrıca her birine tazir (şer'î had) de uygulanır.

 

29- Üzerine keffaret farz olan kimse iki yıl kadar keffareti yerine getirmezse, acaba keffaret tekrarlanır mı?

 

C: Üzerinden yıl geçmesiyle keffaret tekrarlanmaz.

 

30- Acaba seferî veya hasta olması nedeniyle oruç tut-mayan kimse, oruçlu karısını cinsel ilişkiye zorlayabilir mi?

 

C: Karısını bu işe zorlayamaz ve eğer zorlarsa, ihtiyat gereği karısının da keffaretini ödemelidir.

 

31- Acaba altmış fakire verilmesi gereken yiyecek maddesini sadece bir veya iki fakire vermek, keffaretin ödenmesi açısından yeterli midir?

 

C: Altmış fakire verme imkânı olduğu hâlde altmış fakire verilmesi gereken yiyecek maddesini bir, iki veya daha fazla fakire vermek yeterli olmaz.

 

32- Üzerine keffaret farz olup ölen bir kimsenin keffaret borcunu karşılıksız olarak herhangi bir insanın ödemesi caiz midir?

 

C: Evet, karşılıksız olarak ölen kimsenin keffaretini ödemek caiz ve yeterlidir.

 

SADECE KAZAYI GEREKTİREN DURUMLAR

 

33- Geceleyin cünüp olduktan sonra ikinci defa uyuyan ve uyuduğu zaman uyanma alışkanlığı olduğu hâlde sabah ezanına kadar uyanmayan kimsenin keffaret ödemesi gerekir mi?

 

C: Sorudaki durumda üzerine sadece kaza farz olur, keffaret ödemesi gerekmez.

 

34- Orucunu riya (gösteriş) yapmakla bozan veya orucu bozan şeylerden birisini yapmadığı hâlde oruç niyetinden dönen, örneğin o gün oruçlu olmamaya niyet eden kimsenin kazayla birlikte üzerine keffaret de gelir mi?

 

C: Sadece orucunu kaza etmesi yeterlidir.

 

35- Oruçlu kimse sabah ezanını gözetlemesi mümkün olduğu hâlde gözetlemeden orucu bozan şeylerden birisini yapar da daha sonra sabah ezanının olduğunu anlarsa, hükmü nedir?

 

C: Sorudaki durumda üzerine sadece kaza farz olur.

 

36- Gerçekte fecir doğmasına (sabah ezanı okunmasına) rağmen henüz ezanının okunmadığını söyleyen birisinin sözüne dayanarak bir şey yiyen kimsenin keffaret ödemesi gerekir mi?

 

C: Hayır, keffaret ödemesi gerekmez.

 

37- Havada bulut ve hiçbir engel olmadığı hâlde havanın karardığını görünce akşam olduğunu sanarak akşam olmadan önce iftar eden oruçlu kimsenin orucunun hükmü nedir?

 

C: Bu durumda üzerine hem kaza ve hem de keffaret farz olur. Ama eğer akşam olduğuna emin olarak iftar etmişse, üzerine sadece kaza farz olur.

 

38- İki adil şahit veya oruçlu bir adil şahit, güneşin battığına kanaat getirdiklerini söyleyerek akşam olduğunu haber verdiklerinde, onların bu haberine dayanarak iftar eden ve daha sonra akşam olmadığı anlayan insanın orucunun hükmü nedir?

 

C: Sorudaki takdirde üzerine ne kaza, ne de keffaret farz değildir.

 

39- Üzerinde ramazan ayının kazası vs. gibi farz bir oruç olan mükellef müstehap bir oruç tutmak isterse, tutacağı oruç sahih olur mu?

 

C: Üzerinde ramazan ayının kazası, keffaret ve benzeri gibi farz bir oruç olan kimse müstehap bir oruç tutamaz.

 

40- Hükmü bilmediği için yolculukta oruç tutan kimsenin orucunun hükmü nedir?

 

C: Yolculukta tutulan oruç sahih değildir.

 

41- Yaşlı bir kadın ve erkek oruç tutamazlarsa veya oruç tutmak onlar için zor olursa, bu durumda oruçlarını bozabilirler mi?

 

C: Oruçlarını bozabilirler; hatta oruç tutmadıkları takdirde üzerlerine bir şey de gelmez. Fakat eğer oruç tutmaları zor olursa, her gün için fakire fidye olarak yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi vermelidirler.

 

42- Yaşlı kadın, yaşlı erkek ve çok susama hastalığı olan kimsenin keffareti nedir?

 

C: Oruç tutabilmelerine rağmen oruç tutmak kendileri için zor olursa, her gün için fakire fidye olarak yaklaşık 750 gr. yiyecek maddesi vermelidirler.

 

43- Kasıtlı olmadan veya bayılmaya sebep olan bir işi yapmadan bayılan oruçlu kimsenin baygınlık günlerinde tutmadığı oruçları kaza etmesi gerekir mi?

 

C: Baygınlık sonucu tutamadığı oruçları kaza etmesi gerekmez.

 

44- Doğuştan kâfir olan [daha sonra İslâmiyet'i kabul eden] bir kimsenin kâfir olduğu günlerin orucunu kaza etmesi gerekir mi?

 

C: Müslüman olduktan sonra kâfir olduğu günlerde tutmadığı oruçların kazası yoktur.

 

45- Şiî olmayan birisi Şiî olduktan sonra geçmişteki oruçlarını kaza etmeli midir?

 

C: Eğer o dönemde kendi mezhebine uygun ve mutabık şekilde oruç tutmuşsa, Şiî olduktan sonra oruçlarını kaza etmesi farz değildir; aksi durumda oruçlarını kaza etmelidir.

 

46- Acaba orucun kazasını hemen yerine getirmek farz mıdır?

 

C: Orucun kazasını hemen yerine getirmek farz değildir; fakat hiçbir mazeret olmadan gelecek ramazan ayına kadar geciktirmek caiz değildir.

 

47- Ramazan ayında bir mazeret nedeniyle oruç tutmayan bir kimse ramazan ayı çıkmadan önce ölürse, tutmadığı oruçların kaza edilmesi farz mıdır?

 

C: Sorudaki takdirde tutmadığı oruçların kaza edilmesi farz değildir?

 

48- Ramazan ayında bir mazereti nedeniyle oruç tutmayan mükellefin mazereti gelecek ramazan ayına kadar devam ederse, hükmü nedir?

 

C: Mazereti hastalık olur da sonraki ramazan ayına kadar devam ederse, tutmadığı oruçları kaza etmesi farz değildir; ancak her bir güne karşılık fakire fidye olarak buğday, arpa, pirinç ve benzeri gibi yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi vermesi gerekir. Ama eğer mazereti hastalıktan başka bir şey olursa, ister kazayı geciktirmiş olmasının nedeni hastalık olsun, isterse başka bir mazeret olsun, üzerine sadece kaza farz olur.

 

49- Orucun kazası sonraki ramazan ayına kadar geciktirilirse, hüküm nedir?

 

C: Eğer geciktirilmesi bir mazeret nedeniyle olmazsa, kaza dışında her gün için fakire yaklaşık 750 gr. ağırlığında yiyecek maddesi vermesi gerekir.

 

50- Acaba orucun kazasını sonraki yıllara geciktirmenin tekrarlanmasıyla fidye de tekrarlanır mı?

 

C: Tekrarlanmaz.

 

51- Ramazan ayının kaza orucunu öğleden önce bozmak caiz midir?

 

C: [Vakit geniş olur ve sonraki ramazan gelmeden önce] başka bir zamanda tutacak kadar vakit olursa, caizdir.

 

52- Büyük oğlun üzerine [ölen] babasının tutmadığı oruçları kaza etmek farz mıdır?

 

C: Babasına kaza etmesi farz olan oruçları kaza etmek büyük oğla farzdır.

 

53- Ramazan ayının birkaç gününün keffaretini sadece bir fakire vermek caiz midir?

 

C: Sakıncası yoktur.

 

54- Biz rahmetli İmam Humeyni'yi taklit etmeye devam eden, yeni konularda ise müracaatlarımızı size yapan ve taklitte tamamen size dönmek için onayınızı bekleyen büyük bir grubuz. Ayrıca içimizde Ayetullah Hoî ve Ayetullah Erakî'nin de mukallitleri vardır... Biz önceleri zalim, zorba ve din düşmanı bir ülkede yaşadığımız bir dönemde, tağutların ve fasıkların hükmü altında olduğumuz için beş aydan on beş aya kadar mübarek ramazan ayının oruçlarını tutamadık. Bu ise bilinçsizliğimizden ve özellikle devlete bağlı kurumlarda resmi görevi olanlarımıza devlet tarafından oruç tutma yasağı bırakılması, oruç tutmamıza izin verilmemesinden kaynaklanıyordu. Anladığımız kadarıyla üzerimize tutmadığımız oruçların hem kazası, hem de keffareti farz oluyor. Bu nedenle bazılarımız kazalarını tamamlamış ve bir kısmımız da oruçlarını kaza etmeye devam etmekteler. Fakat maaşlı olduğumuz ve az maaş aldığımız için beş ay veya daha fazlasının keffaretini vermeye gücümüz yetmiyor. Acaba keffaretten kurtulmamızın bir yolu var mıdır?

 

C: Kasten ramazan ayının orucunu bozmanın keffareti olan bir köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak veya altmış fakiri doyurmaktan âciz olan birisi, gücü yettiği miktarda sadaka vermelidir ve eğer buna da gücü yetmezse, istiğfar ederek Allah'tan bağışlanma dilemelidir.

 

55- Gusletmenin farz olduğunu ve nasıl yapılması gerektiğini bilmeyen, fakat bulûğ çağından on yıl sonra taklit etmesi gerektiğini ve guslün farz olduğunu bilen bir mükellefin namaz ve oruçlarının kazası konusunda üzerine farz olan nedir?

 

C: Cünüplü olarak kıldığı namazları kaza etmesi gerekir. Oruca gelince, ihtilâm olduğunu ve kendisinden meni çıktığını veya cünüplü olmayı gerektiren başka bir sebeple cünüplü olduğunu bilir, fakat cünüplü kişinin namaz kılabilmesi ve oruç tutabilmesi için gusletmesinin gerektiğini bilmezse, tutmadığı oruçları kaza etmelidir; hatta hükmü bilmeyişinde kusurluysa, güçlü görüşe göre üzerine keffaret de farz olur. Ama eğer sadece cünüplü olduğunu bilmez ve oruç tutması gereken günün sabahında da cenabetli olduğunun farkına varmazsa, bu durumda üzerine değil keffaret, kaza bile farz olmaz.

 

56- Belli bir günde oruç tutmayı veya belli bir namaz kılmayı nezreden yahut bunun için yemin eden ve daha sonra nezrini veya yeminini bozan kimsenin üzerine o günün keffareti dışında oruç veya namazının kazası da farz olur mu?

 

C: Oruç veya namazla ilgili nezrine muhalefet etme konusunda; keffaret dışında oruçta güçlü görüşe göre, namazda ise ihtiyat gereği kaza da farzdır. Bu konuda yemini bozmanın da nezri bozmaya ilhak edilmesi uzak bir ihtimal değildir.

 

58- Mükellefin fitre zekâtının verilmesinin gerekliliğine cahil olduğu dönemlerde ödemediği fitre zekâtını şimdi ödemesi gerekir mi? [Eğer gerekiyorsa,] her yıl için verilmesi gereken miktar nasıl hesaplanmalıdır?

 

C: İhtiyat gereği ödemelidir ve ölçü şimdiki fiyattır.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • islam shab khiz   03-06-2018 19:30

    canlar feda ey rehber.

Kategorideki Diğer Haberler