11 Aralık 2017 Pazartesi Saat:
06:02
05-12-2017
  

Sorularla Peygamber Efendimiz (I)

Resulü'n doğum ve rıhlet tarihi hakkında kaynaklarda birçok ihtilafa rastlamaktayız...

Facebook da Paylaş

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

            Soru: Allah Resulü'nün (s.a.a) doğum ve rıhlet tarihi hakkında kaynaklarda birçok ihtilaf ve farklılığa rastlamaktayız. Tarihi bir olay olan ve herhangi bir nefsani eğilimin söz konusu olamayacağı böyle  bir konuda ihtilafın sebebi ne olabilir acaba?

 

            Cevap: Muhterem Kardeşim Ehl-i Beyt Mektebi'nin büyük alimlerinden Merhum İrbilî, kendi kitabında bu ihtilaflara değindikten sonra şunu dile getiriyor:

 

            “Hz. Peygamber'in (s.a.a) doğumu hakkındaki ihtilaflar normaldir. Çünkü o dönemin Arapların, Peygamber ve onun geleceğiyle ilgili bir bilgileri yoktu ve okuma yazma da bilmiyorlardı. Kendi evlatlarının bile doğum tarihlerini bilmiyorlardı. Ama Resulullah'ın (s.a.a) vefat tarihinde ihtilaf edilmesi şaşırtıcıdır. Elbette ezan ve kametin niteliğindeki ihtilafı görünce buna da şaşırmamak gerekir. Kaldı ki; Peygamber’in vefat tarihi konusunda ihtilaf etmek için hiçbir gerekçe de yoktu.”

 

            Merhum İrbilî’nin sözü net ve açıktır. O şöyle demek istiyor:

 

            Allah Resulü'nün (s.a.a) doğum tarihindeki ihtilafların bazı yorumları olabilir, ama Resulullah’ın vefat tarihi hakkındaki ihtilaflar gerçekten de şaşırtıcıdır. Çünkü Müslümanlar, onun bir kurtuluş meleği ve kendileri için karanlıklardan nura, ölümden hayata giden yolda kılavuzluk eden yüce bir şahsiyet olduğunu çok iyi biliyorlardı. Bu tarihin gizlenmesini, unutturulmasını veya değiştirilmesini gerektirecek siyasî veya kabilevî bir sebep de ortada yoktu.

 

            Bundan da şaşırtıcı olanı, Müslümanların Hz. Nebi'nin (s.a.a) zamanında yıllarca tekrarladıkları amellerde ihtilaf etmiş olmalarıdır. Hatta günde beş defa Resulullah’la birlikte aldıkları abdest, kıldıkları namaz hakkında dahi ihtilaf ettiklerini görmekteyiz. Farz edelim ki; bunu da, bazılarının dediği gibi, Müslümanların, Resulullah'ın (s.a.a) sakalının hareket etmesinden onun, öğle ve ikindi namazlarında Hamd ve sure okumakla meşgul olduğunu anladıkları, yani Peygamber’in namazda ne okuduğuna, ne söylediğine dikkat etmedikleri şeklinde geçiştirdik, peki onların daima duydukları ezan hakkındaki ihtilaflarına ne diyebiliriz?!

            Bu durumu göz önünde bulundurduğumuzda, ashabın ara sıra ihtiyaç duyulan meseleler hakkında ne derecede bilgi sahibi oldukları ortaya çıkmıyor mu?! Bu durumda, ashabın sözleri ve amellerini, bazı fırkaların dediği gibi “Sünnet-i Maziye” veya "Şeriat-ı Mut'â" (itaat edilmesi gereken şeriat)  olarak adlandırmak doğru olur mu?!

 

            Durum bu iken ve bu kadar açık olan konular hakkında ihtilaf edildiğine göre, “Peygamber, hidayete ihtiyaçları olmadığından ümmeti kendi başlarına bıraktı ve onlara bir önder tayin etmeden göçüp gitti.” diyenlerin sözlerini kabul etmek mümkün mü?!

 

            Bu konu, araştırmaya değer önemli bir konudur. Ama onun detayına inmek için daha geniş bir fırsat gerekir.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler