20 Kasım 2017 Pazartesi Saat:
15:36
03-07-2017
  

Sözde Şii-Sünni Düşmanlığı ve Mezhep İmamları

Biz Müslümanlar hangi mezhebe tâbi olursak olalım birlik ve beraberliğin temininde çaba sarf etmeliyiz ki Yüce Allah’ın pak Ehl-i Beyt’inin şefaatlerini umalım.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Yıllardır körüklenmeye çalışılan sözde Şii-Sünni düşmanlığı her geçen gün dünyanın kutuplaşması ekseninde ısıltılıp ısıtılıp yeniden önümüze konuluyor. Medyatik hocaların da desteğiyle huzursuzluk ortamı ve din kardeşlerinin savaşı için kıvılcımlar oluşturuluyor.

 

Halbuki tüm Müslümanların ortak paydası olan Ehl-i Beyt’te buluşma fikri İslam mezhepleri arasında yaygınlaştırılsa; çıkarılmaya çalışılan fitnelerin önüne geçilmiş ve Şii-Sünni kavgasına meydan verilmemiş olunur.

 

Bu konudaki en önemli gerçeklerden birisi de Ehl-i Sünnet mezhep imamlarının Ehl-i Beyt ve onların soyundan gelen velayet imamları hakkındaki görüşleri, onlara duydukları saygı ve sevgi, hatta bazılarının onlardan ilim tahsil ettikleridir.

 

Şimdi burada Ehl-i Sünnet imamlarının Ehl-i Beyt hakkındaki görüşlerine yine Ehl-i Sünnet kaynaklarından birkaç örnekle açıklamaya çalışacağız:

 

Hanefi Mezhebinin isim babası olan ve döneminin hükümetine baş kaldıran İmam Ebu Hanife, İmamların altıncısı Sadık unvanlı İmam Cafer için şöyle diyor:

 

“Eğer o iki yıl İmam Cafer-i Sadık’tan ders almasaydım helak olurdum.” (Nebras, s.519).

 

Ebu Hanife, Zeyd ibn-i Ali ibn-i Hüseyin’in kıyamına mal varlığıyla destek oldu. (Dairetü’l-Meairif-i İslami, c.5, s.386).

 

Yine başka bir eserde bu olay şöyle ifade ediliyor:

 

“İmam Ebu Hanife, Abbasi halifelerinden Mansur döneminde Zeyd’in kıyamına katılma fetvası yayınlayarak, kendi şahsına ait malıyla destekte bulundu. Bunun neticesinde Halife Mansur’un gazabına uğradı, tutuklanarak zindana atıldı ve orada zehirletilerek şehit edildi.” (Risalet-u Tagrib, sayı: 3).

 

Görüldüğü gibi Hanefi Mezhebi'nin imamı, Hz. Hüseyin Efendimizin torunu Zeyd’e yardım ettiği için hem malını ve hem de canını vermişti.

 

Maliki Mezhebi'nin kurucusu Malik ibn-i Enes, Hz. Ali’nin fazileti hakkında birçok rivayet toplayarak halka nakletmiştir.

 

İmam Malik, Hz. Ali’yi ulu’l-azim peygamberlerden üstün olarak görüyordu, bundan dolayı bazıları onu aşırılıkla suçlamışlardı. (es-Siratu’l-Müstakim, c.1, s.210).

 

Malik ibn-i Enes şöyle diyor:

 

“Ali ibn-i Ebu Tâlib hakkında naklolunan fazilet ve üstünlük, sahabeden hiç kimse hakkında söylenilmemiştir.” (Hakim Haskani, Sevahidu’t-Tenzil, c.1, s.26; Benau’l-Makale el-Fatimiye, s.341).

 

İmam Malik ibn-i Enes, İmam Cafer-i Sadık hakkında ise söyle demiştir:

 

“Şimdiye kadar zühd, takva, fazilet, ibadet vs. bakımından İmam Cafer-i Sadık’tan daha üstün birini görmedim.” (Menakıb-i Ali b. Ebu Tâlib, c.4, s.275). 

 

Şafii Mezhebinin kurucusu İmam Şafii’nin Ehl-i Beyt’e özel bir bağlılığı vardı. Bu bağlılığı onun söz ve yazılarında görmek mümkündür. Şiirlerinin birinde şöyle diyor:

 

“Eğer Ehl-i Beyt’i sevmek Rafizilikse, ey kainat sen şahit ol en büyük Rafizi benim.” (Nebrast, s.492; İbn-i Asakir, Tarih-u Medinet-i Demesk, c.5, s.235).

 

“Ali olmasaydı halk, bagy ehlinin hükmünü asla bilmezlerdi.” (İbn-i Ebi’l-Hadid, Şerh-i Nehcü’l-Belağa, c.9, s.331).

 

İmam Şâfiî, Ehl-i Beyt ile ilgili olarak bir gazelinde şöyle demektedir:

 

“Ey Rasûlullâh’ın Ehl-i Beyt’i! Sizi sevmek, Allah tarafından Kur’ân’da farz kılınmıştır. Size bu kadar büyüklük ve fazilet yeter ki; size salavât göndermeyenin namazı bâtıldır.” (Şûra, 23 Mevedded ayeti için).

 

Hanbeli Mezhebi'nin kurucusu İmam Ahmed ibn-i Hanbel, Ehl-i Sünnet’in dört fıkıh imamlarından, aynı zamanda büyük hadis âlimlerinden birisidir. “Müsned-i Ahmed ibn-i Hanbel” onun hadis dalındaki eserlerinden birisidir. Bu eserde Ehl-i Beyt’in fazilet ve üstünlükleri hakkında onlarca hadis nakletmiştir.

 

Hz. Ali hakkında şöyle diyor:

 

“Hz. Ali’nin fazilet ve üstünlüğü hakkında söylenen hadisler, hiçbir sahabe hakkında söylenmemiştir.” (Sevahidu’t-Tenzil, c.1, s.26; Benau’l-Makale el-Fatimiyye, s.341).

 

İmam Ahmed ibn-i Hanbel bir rivayetin tüm ravilerinin masum İmamlardan olduğunu gördüğünde söyle diyor:

 

“Bu senetler deliye bile okunsa şifa bulur.”

 

Emeviler döneminde, Hz. Ali halife olarak değil de isminin bile zikredilmesinden korkulurken İmam Ahmed ibn-i Hanbel gözü açıklık yaparak Hz. Peygamberin hadisinde hilafetin otuz yıl olduğunu öne sürerek Hz. Ali’yi de dördüncü halife olarak konu etmeyi başardı. (İbn-i Teymiye, el-Fetava, c.35, s.19).

 

Bu hakikatler bize göstermiştir ki, Ehl-i Sünnet mezhep imamları esasen Ehl-i Beyt sevdalılarıdır. Bu durumda İslam’da iddia edildiği gibi Şii-Sünni diye bir ayrılık yoktur.

 

Biz Müslümanlar hangi mezhebe tâbi olursak olalım birlik ve beraberliğin temininde çaba sarf etmeliyiz ki Yüce Allah’ın pak Ehl-i Beyt’inin şefaatlerini umalım.

 

www.yenimesaj.com.tr

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler