18 Haziran 2018 Pazartesi Saat:
02:58

Sünni Azı Dişinin, İkinci Suriye Sınavı

17-02-2016 12:19


‘Yeni Suudi Arabistan’ ile ‘Yeni Türkiye’nin oyun kuruculuk perspektifi, Suudiler tarafından “ABD’nin bizimle beraber hareket etmesini sağlamanın tek yolu dişimizi göstermemizse, diş gösteririz. Ve Sünni dişi azılıdır” ifadesiyle açıklandı.

Suriye’deki asker dengenin bariz bir şekilde Suriye ordusunun lehine değişmesi, uluslararası düzeyde Suriye ölçeğinde yaşanan soğuk savaşın niteliğini de kapsamını da farklılaştırmaya başladı.

Suriye krizinin başından, 12 Eylül 2014’e kadar Suriye’nin müttefikleri ile Dostlar Grubu adını kullanan Amerikan müttefikleri arsında bir soğuk savaş söz konusuydu.

Türkiye ve Suudi Arabistan’ın şimdilerde Amerika’yı Suriye’ye askeri müdahaleye zorlaması ise müttefikleri ile Amerika arasında da bir soğuk savaş yaşandığını gösteriyor.

Suriye’nin müttefikleri ile Amerika’nın müttefikleri arasındaki ‘soğuk savaşta’ tarafların önceliği aynı, hedefleri farklıydı.

Her iki tarafın önceliği de Şam’daki siyasi düzendi; ancak Suriye’nin müttefikleri Şam’daki siyasi düzene Suriye halkının karar vermesini sağlayacak bir çözümü hedeflerken Dostlar Grubu, Şam’daki siyasi düzeni değiştirmeyi hedefliyordu.

ABD’nin müttefikleriyle soğuk savaşı

Ancak şimdi Türkiye ve Suudi Arabistan gibi müttefikleri ile Amerika arasında yaşanmaya başlayan ‘soğuk savaşta’ hem öncelikler hem de hedefler bakımından açık bir çelişki söz konusu.

Çünkü Amerika, terörle mücadeleyi öncelik; siyasi çözümü de hedef olarak belirlerken Türkiye ve Suudi Arabistan, Suriye ile savaş önceliğinde ısrar ediyor ve Şam yönetiminin devrilmesi hedefini koruyor.

ABD ile müttefikleri arasındaki bu soğuk savaş, Suriye ordusunun Türkiye sınırını kontrol altına alacak şekilde ilerlemeye başlamasıyla daha görünür hale gelmiş olsa da aslında 2014’e uzanan bir maziye sahip.  

IŞİD’in ‘hilafet devleti’ ile bölgesel bir tehdit olmaya başlaması Amerika’nın önceliğini değiştirmesine, bu öncelik değişikliği ise 12 Eylül 2014’te yapılan Cidde toplantısıyla Dostlar Grubu’nun terörle mücadele koalisyonuna dönüşmesine neden oldu.

Öncelik ve hedef değişimine ilk itiraz Türkiye’den

O dönemde Dostlar Grubu’nun terörle mücadele koalisyonuna dönüşmesine ve Suriye yerine IŞİD’le savaşa öncelik verilmesine Türkiye’den başka itiraz eden olmamıştı.  

Türkiye, Cidde bildirisini imzalamayarak ve İncirlik’i uluslararası koalisyona açmayarak bu öncelik ve hedef değişikliğine tepki gösterdi.

Hatta bu tavrının Musul’da rehin alınan elçilik personelinin güvenliği konusundaki hassasiyetten kaynaklanmadığını şöyle açıkladı: “Türkiye bir şey ispat etmek zorunda değil. Bütün meseleyi rehinelerle ilişkilendirip rehineler bırakıldığında ne yapacaksınız diye soru Türkiye gibi bir ülkeye sorulmaz. Türkiye kendi kararını kendi verir. Birileri bir şey ispat edecekse uluslararası toplum kendini ispat etsin. İnsanlar kimyasal silahlarla öldürüldü, bir tek BM kararı çıkarılabildi mi?”

IŞİD sorununu “Suriye halkının sahipsizliği”, “uluslararası toplum sahip çıkmaması ve muhalefetin zayıflaması” ile ilişkilendirip öncelik değişikliğine tepki gösteren Ankara, o dönemde yalnız kaldı. Çünkü o dönemde henüz Suudi Arabistan’ı ‘Yeni Suudi Arabistan’ haline getiren Salman bin Abdulaziz krallığı yoktu. Ayrıca IŞİD’in hilafet devleti de Suudi Arabistan’ı doğrudan tehdit ediyordu.

‘Yeni Türkiye’ ile ‘Yeni Suudi Arabistan’ın stratejik ortaklığı ve yeni soğuk savaş

Türkiye’yi ‘Dostları’ arasındaki yalnızlıktan kurtaran gelişmeler 2015’ten sonra yaşandı. Salman bin Abdulaziz’in kral olması ile ocak ayından itibaren artık tıpkı ‘Yeni Türkiye’ gibi oyun kuruculuk iddiasına sahip bir ‘Yeni Suudi Arabistan’ söz konusuydu.

Yemen’e askeri müdahale, İsrail’le basın önünde görüşmeler ve yapılan ortak tehdit değerlendirmeleri, “34 üyeli İslam Koalisyonu” ve son olarak Suriye’ye kara gücü gönderme önerisi, ‘Yeni Suudi Arabistan’ın oyun kuruculuğunun tezahürleri oldu.

Katar’ın 2013’te oyundan düşmesi ile desteksiz kalan ‘Yeni Türkiye’, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki oyun kuruculuğunu destekleyerek Suriye konusundaki yalnızlığını giderecek ilk adımı atmış oldu.

“Sünni dişi azılıdır”

‘Yeni Suudi Arabistan’ ile ‘Yeni Türkiye’nin oyun kuruculuk perspektifi, Suudi yetkililer tarafından “ABD’nin bizimle beraber hareket etmesini sağlamanın tek yolu dişimizi göstermemizse, diş gösteririz. Ve Sünni dişi azılıdır” ifadesiyle açıklandı.

Türkiye’nin 12 Eylül 2014’teki yalnızlığına son veren bu perspektif, Suudi Arabistan’ın havadan, Türkiye’nin de karadan müdahalesi ile Şam yönetiminin devrilmesini öngörüyordu.  

Amerika’nın Şam’ın devrilebileceğine yeniden inanması ve önceliğini yeniden değiştirerek vekalet savaşı seçeneğine geri dönmesi için somut ‘zaferler’ gerekiyordu. Bu da ‘Fetih Ordusu’nun, İdlib’i ‘fethetmesiyle’ elde edilmişti.

Ancak Suudi yetkilinin ifadesiyle ABD’yi Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte hareket etmeye zorlamak için gösterilen “sünni azı dişi” Washington’da beklenen etkiyi yapmadı. Çünkü Türkiye ve Suudi Arabistan tarafından bir araya getirilen ‘Fetih Ordusu’nun ana gövdesini Amerika’nın terörist olarak kabul ettiği Nusra Cephesi oluşturuyordu.

‘Sünni azı dişinin’ ikinci versiyonu

Her ne kadar Şam’ı değil, IŞİD’i hedef alan bir perspektifle sunulsa da Suudi Arabistan’ın Suriye’ye kara gücü gönderme önerisi ve Türkiye’nin de bu öneriye destek vermesi, ‘Sünni azı dişi’ gösterme senaryosunun tekrarı gibi gözüküyor.

ABD’nin öncelik değiştirmesini sağlayamayan ilk tecrübenin aksine şimdilerde söz konusu edilen ikinci girişimin gerçekleşme ihtimalini arttıran faktörler şunlar:

1- Sudiler kara gücünün hedefini Şam değil, IŞİD olarak ortaya koyuyor.

2- Türkiye de ABD’ye bu gücü, iki ülke arasında krize neden olan PYD’nin yerine kara müttefiki olarak öneriyor.

3- Suriye ordusunun Türkiye sınırını tamamen kontrol altına alması, Cenevre’de ABD ve müttefiklerinin elini zayıflatacak bir gelişme olarak ortaya konuyor.

Ancak Nisan 2015’te gösterilenin aksine ‘Sünni azı dişinin’ bu ikinci versiyonunun gerçekleşmesini imkansız kılan şartlar da söz konusu:

Suriye’ye kara gücü gönderme ihtimali

1- Nisan 2015’in aksine bu kez Suriye’nin müttefikleri sahada hem hava hem de kara gücü üstünlüğünü elinde bulunduruyor.

2- 175 bin kişilik ordusuyla Yemen’de öngördüğü hedefleri bir yıldır gerçekleştiremeyen Suudi Arabistan’ın, Suriye’ye göndermeyi önerdiği kara gücünün fiziksel bir varlığı bulunmuyor.

3- Yemen konusunda bile Suudi koalisyonuna desteği sembolik düzeyde kalan Türkiye, Mısır, Pakistan gibi müttefiklerinin Yemen’le kıyaslanmayacak karmaşık şartların bulunduğu ve uluslararası tarafların yer aldığı Suriye’de Suudilere kara desteği vermesi şüpheli gözüküyor.

Amerika, Suriye’deki önceliğini değiştirmiş olsa da Şam’daki siyasi düzenin değiştirilmesi yönündeki hedefini hala koruyor. Suriye ordusunun Türkiye sınırını tamamen kontrol altına alması, Cenevre’de Amerika’nın düşük profilli dahi olsa koruduğu bu hedefi gerçekleştirmesini imkansız kılacak potansiyeller taşıyor.

Bu durum, Amerika’nın bu kez IŞİD’le mücadele hedefiyle tanımlanan ‘Sünni azı dişine’ şans tanıması ihtimalini arttırıyor.

Ancak bu ihtimalin gerçekleşmesi, Amerika’nın henüz siyasi niyetten öte bir fiziksel varlığı bulunmayan Suudi kara gücü konusunda “dünya savaşı çıkabilir” uyarısı yapan Rusya’yı ya ciddiye almaması ya da ikna etmesiyle mümkün.

 

Alptekin Dursunoğlu / YDH

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !