16 Temmuz 2019 Salı Saat:
03:30
28-06-2019
  

Suud-İran rekabetinin yeni mahalli: Nijerya

Nijerya Federasyonu’nu oluşturan 36 eyaletten 12’si hâlihazırda Şeriat kanunlarıyla yönetiliyor.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Yaklaşık 200 milyonluk nüfusuyla Nijerya, Afrika kıtasının en kalabalık ülkesi. Bu nüfus onu sadece Afrika’nın en kalabalık ülkesi kılmakla kalmıyor, aynı zamanda Sahraaltı Afrika’daki en büyük iç pazar olma potansiyeline de işaret ediyor. Ülkenin stratejik konumu, ekonomisi, doğal kaynakları ve genç nüfusu Nijerya’yı kıtada baskın bir aktör ve dünyadaki ekonomik ve politik arenada ise önemli bir oyuncu kılıyor.

 

Nijerya’da Şiiliğin ortaya çıkışı ve Şiilerin sayısının artmasıyla birlikte, Nijerya’nın Afrika’da yeni bir İran’a dönüşme ihtimaline dair endişeler, IMN ve liderine karşı sert bir muhalefetin ortaya çıkmasını tetikledi. Bu muhalefetin ön saflarında Vehhabi gruplar ve (son yıllarda) Nijerya ordusu yer alıyor. Nijerya hükümetinin Şii grubun bölgenin istikrarı için gizli bir tehdit oluşturduğuna kani olması, Nijerya ordusu tarafından birçok kez hedef alınmasına yol açtı. Özellikle son yıllarda Nijerya ordusu IMN’ye karşı daha sert yöntemler kullanmaya başladı.

 

Nijerya aynı zamanda Afrika’nın en büyük Müslüman nüfusuna da ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 250 etnik grubuyla ülke, kıtadaki ve dünyadaki en geniş etnik çeşitliliği de barındırıyor. Etnik ve dini çeşitliliğin bu denli büyük olması, ulusal uyumun sağlanmasında büyük zorluklar oluşturuyor ve zaman zaman Nijerya için sıkıntı kaynağı oluyor. Etnik-mezhepsel farklılıkların tetiklediği grup tartışmaları gerilimlere, şiddete ve büyük bir istikrarsızlığa neden oluyor.

 

Çok sayıda etnik ve dini organize militan grubun bulunduğu Nijerya’da, 1960 yılındaki bağımsızlıktan sonra (özellikle son otuz yılda), devleti İslami bir yönetim benimsemeye zorlamak amacıyla mücadele eden birçok silahsız/silahlı grup ortaya çıktı. Kuzey Nijeryalı Müslüman eyaletlerin çoğu, silahlı gruplar arasında bir mücadele alanına dönüştürüldü. Nijerya Federasyonu’nu oluşturan 36 eyaletten 12’si hâlihazırda Şeriat kanunlarıyla yönetiliyor.

 

Nijerya’da çoğunlukla Maliki mezhebine bağlı Sünnilerin oluşturduğu Sufiler, Suudi Arabistan’ın fonlarıyla Nijerya’da kendine yer bulan Vehhabi gruplar, bununla birlikte Kaduna, Kano, Katsina ve Sokoto eyaletlerinde (takipçileri azınlıkta kalsa da) 1980’lerde İran devriminden etkilenen Nijeryalı din adamı İbrahim ez-Zakzaki tarafından yayılan Şiilik bulunuyor. Bu gruplarla birlikte, küçük çaplı diğer bazı İslami gruplar da mevcut.

 

Yayılma stratejileri

 

Mezhepsel faaliyetlerin Nijerya’da başlaması 1960’lara dayanıyor. Ülkenin İngiltere’den bağımsızlığını kazandığı 1960 yılında, Nijerya’da Şiiler ve Vehhabiler neredeyse hiç yoktu. O zamanki Müslümanların çoğu, hiçbir gruba bağlı olmayan Sufilerden oluşuyordu. Suudiler 1960’ların başlarında Vehhabiliğin Nijerya’da yayılması için yatırım yapmaya başladı. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında ülkeye Vehhabiliğin girişiyle, Nijerya Müslümanları arasında gruplaşmalar görülmeye başlandı. İdeolojik mezheplerin vekil savaşlarındaki rolü, hiç şüphesiz Nijerya Müslümanlarının uzlaşı ahengine zarar vermiştir.

 

1979’daki İran devriminden sonra ise Nijerya’da, İslamı yorumlayış biçimi olarak Şiilik formunda yeni bir akım ortaya çıktı. Yerli bir Nijeryalı Şii topluluk olan Nijerya İslami Hareketi’nin (Islamic Movement of Nigeria (IMN]) ortaya çıkışı ve faaliyetlerine başlaması, 20. yüzyılın başlarından bu yana Nijerya’da yaşayan Lübnanlı Şiileri de dolaylı olarak teşvik etti.

 

İran devrimiyle birlikte Suudi Arabistan ve İran, Müslüman dünyanın liderliğini elde etmek için bir rekabete girişti. Suudi Arabistan Sünniliği Vehhabilik biçiminde yayarken, İran Şiiliği teşvik etmeye çalıştı. Yayılma stratejisi ve ilişki kurma yolları meyanında seminerler verdiler, camiler ve eğitim kurumları açtılar, vaizler ve aktivistler görevlendirdiler. Ayrıca medya, yazarlar ve akademisyenler aracılığıyla rollerini genişletmeyi ve ideolojilerini teşvik etmeyi amaçladılar.

 

Şiiler ve Vehhabilerin hükümet bursları sağlayarak İran ve Suudi Arabistan’a eğitim için gönderdiği gelecek vaat eden genç Nijeryalı öğrenciler ülkelerine geri döndüklerinde, Vehhabi ve Şii ideolojinin yayılmasında önemli bir iş görüyorlar. Örneğin Nijerya Şiilerinin lideri İbrahim Ez-Zakzaki İran’da, Vehhabilerin önemli ismi Bid’atlarla Mücadele ve Sünneti İhya Cemaati (Cema’at-ü İzâleti’l-Bid’a ve İkâmeti’s-Sünne [JIBWIS]) grubunun lideri Ebubekir Gumi ise Suudi Arabistan’da eğitim alarak Nijerya’da ideolojilerinin yayılmasında öncülük etmişlerdi. Suudi Arabistan’dan finansal destek aldığı bilinen Ebubekir Gumi, 1960’larda Suudi Arabistan Medine İslam Üniversitesi’nin danışma kurulunda görev yaptı ve aynı zamanda Kral Faysal ödülünü aldı. Gumi’nin yıllarca sürdürdüğü Sufi karşıtlığına rağmen, Sufilik Kuzey Nijerya’da ve diğer Afrika ülkelerinde milyonlarca Müslüman için canlı ve etkili olmaya devam ediyor.

 

Afrika’da faaliyet gösteren Suudi Arabistan menşeli yardım kuruluşları insani hedeflerinin yanı sıra, Sahraaltı Afrika’nın Vehhabi itikadına göre “yeniden eğitilmesinde” önemli bir rol oynuyor. Özellikle Suudi Arabistan bu etki araçlarını başarılı bir şekilde kullanarak Nijerya ve diğer Afrika ülkelerini, İran’la bağlarını zayıflatmaya ikna etmeye çalışıyor. Suudi Arabistan’ın Nijerya üzerinde bu kadar durmasının asıl sebebi ise İran’ın bölgede etkili olmasını istememesinden kaynaklanıyor.

 

- Suudi Arabistan ve İran’ın vekâlet savaşı

 

Vehhabiler ve Şiiler gibi rakip grupların destekçileri arasında son yıllarda yaşanan şiddetli çatışmaların ardından Kuzey Nijerya, İran ve Suudi Arabistan arasındaki vekâlet savaşında da önemli bir mücadele alanı haline geldi. Yaşanan olaylar Suudi Arabistan ve İran’ın (Yemen’de olduğu gibi) Kuzey Nijerya’da da bir vekâlet savaşı verdiği konusunda şüphe bırakmıyor.

 

Şiiliği ve Vehhabiliği birer yumuşak güç olarak kullanan Suudi Arabistan ve İran, Nijerya’daki bu vekâlet savaşını, kendilerine yakın grupları destekleyerek yürütüyor. Bu vekâlet savaşı ise Nijerya’da zaten var olan gruplaşmaları daha da derinleştiriyor. Sünnilerin egemen olduğu toplumda Şiiliğin ortaya çıkışı doğal olarak dini alanda yeni bir yapılanmaya sebep oldu. Kano’daki Şii ve Sünni gruplar arasındaki ilişki iki yönlü olarak gelişti: Bir tarafta Vehhabi JIBWIS, diğer tarafta Kadiriyye ve Ticaniyye gibi Sufi gruplar ve daha sonra ortaya çıkan Boko Haram var. Tüm Sünni gruplar Şii itikadına ait unsurların 1990’larda ilk kez kamusal alanda görünür olmasına tepki göstermişlerdi. Bununla birlikte, günümüzde Nijerya’nın kuzeyindeki Sünni çoğunluğun Şiilere kıyasla daha büyük bir desteğe sahip olduğu anlaşılıyor ve Sünni olan geleneksel İslami kuruluşlar Şiilere mesafeli duruyor.

 

İran devriminin etkisi ve bunun ardından bir Şii grubun (IMN) oluşumu, Nijerya’da Şiiliğin yayılmasında anahtar vazifesi gören faktörlerin arasında yer aldı. Kurucu lideri Zakzaki her ne kadar “mezhepsel olmayan” bir organizasyon olarak tanımlasa da IMN Afrika’nın en büyük Şii hareketi olmayı sürdürüyor.

 

İran kıtanın bu bölgesini ekonomik ve ideolojik genişleme açılarından çok cazip buluyor. İran’ın Nijerya’daki faaliyetleri muhtemelen iki amaca hizmet ediyor: Birincisi, İran’ın, kendisini hedef alan BM ve ABD politikalarına karşı Afrika ülkelerinin desteğini kazanması ve benzer şekilde “Şiilik” propagandası yaparak Nijeryalı Müslümanları etkilemesi. İkincisi ise IMN’nin ve Afrika’da ortaya çıkan diğer Şii grupların taban olarak büyümesine ve ideolojik gelişimine katkıda bulunması.

 

İran’ın Batı Afrika’ya girmesi, rakip olarak gördüğü Suudi Arabistan ve onun ihraç ettiği Vehhabilik için de doğrudan bir meydan okuma olarak görülebilir. Fakat İran’ın kısa vadeli kazançlarının sürdürülebilir olması pek de muhtemel değil. Çünkü son yıllarda Afrika’daki İran yanlısı hükümetlerin sayısında azalma görülmeye başlandı.

 

Şiiliğin Nijerya’da ve diğer Afrika ülkelerinde yayılmasının Suudi Arabistan’ın politikaları ve çıkarları için endişe verici olduğu açıkça görülüyor. Bu doğrultuda, Suudi Arabistan Şiiliğin etkisini azaltmak ve kendi nüfuzunu arttırmak için bölgede çeşitli Vehhabi grupları destekliyor.

 

Bu endişelere karşılık olarak, bir Şii din adamı olan Şeyh Nimr en-Nimr’in Suudi Arabistan’da idam edilmesinin ve Nijerya’da Şii lider Zakzaki’nin tutuklanmasının ve onun diğer Şii takipçilerinin idamlarının gerçekleşmesinin, dünyadaki Şiileri istikrarsızlaştırma ve kışkırtma girişiminin bir parçası olduğu anlaşılıyor. Bu aynı zamanda İran’ın ve onun etki ajanı olarak algıladığı kişi ve kurumların önünü kesme yönündeki küresel baskının da bir parçası.

 

İdeolojik benzerlikler

 

Şiddetin savunulması bir yana, Şii düşünceye sahip IMN ile Vehhabi düşünceye sahip şiddet yanlısı olan Boko Haram arasında çarpıcı ideolojik benzerlikler bulunuyor. Her iki grup laik devlet yönetimi yerine İslam hukukuna dayalı bir İslam devleti istiyor, Kuzey Nijerya’nın geleneksel siyasi ve dini seçkinlerini eleştiriyor, aynı zamanda eğitim dâhil olmak üzere Batı etkisinin sona ermesini talep ediyor. IMN’nin modeli devrim sonrası İran devletinin özlemlerini barındırırken, Boko Haram’ın vizyonu daha sert ve daha az gelişmiş görünüyor; fakat ikisi de devlet içinde bir devlet olarak işlev görmeye çalışıyor.

 

Bununla birlikte, Vehhabi Boko Haram ve Şii IMN benzer doktrinleri paylaşıyor: Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerini şeytan olarak görmek; Nijerya hükümetiyle var olan çatışmalarını ABD ile Irak, Afganistan ve Pakistan’daki Müslümanlar arasındaki çatışmalarla karşılaştırmak; laik devleti “gayrimeşru” olarak görmek; çözüm olarak İslami bir sistem önermek; hükümeti kitlelerin fakirliği yüzünden suçlamak; Osman Dan Fodio’nun mirasına (Sokoto’nun sultanı gibi mirasçılarını kınayarak) sahip çıkmak. Tüm bu benzerliklerine rağmen, iki grup birbirlerine karşı aynı zamanda düşmanca bir bakış açısına da sahip.

 

Nijeryalı Vehhabi liderlerinin İran’ın etkisine karşı koymak için, dünyanın birçok bölgesinde Şii karşıtı kampanyaları finanse eden Suudi Arabistan’dan fon aldıkları, söylem ve fiillerinden anlaşılıyor. Diğer taraftan, Suudi Arabistan’ın Boko Haram’ı desteklediğini söylemek ne kadar yanlışsa, hareketin dünya görüşü üzerinde hiçbir etkisi olmadığını söylemek de aynı derece yanlış olur.

 

Nijerya hükümetinin bakış açısı

 

Müslüman bir siyasetçi olan Buhari’nin iktidara gelmesinin ardından, Suudi Arabistan Nijerya’da daha geniş bir zemin bulmuş oldu. Başkan Buhari’nin Nijerya’daki şiddet yanlısı olmayan Vehhabi gruplarla sıcak ilişkilere sahip olduğu söyleniyor.

 

Şii grup IMN ile Nijerya devleti arasında 2015 yılında ortaya çıkan gerilim nedeniyle Nijeryalı Şii lider Zakzaki tutuklandı. 2016’da bir federal yüksek mahkemenin serbest bırakılması yönünde karar vermesine ve İran’ın da tepki göstermesine rağmen, Zakzaki’nin tutukluğu devam ediyor. IMN’nin kalesi olan Zaria şehrinin bağlı olduğu Kaduna eyaletinde ve diğer birkaç kuzey eyaletinde hareketin faaliyetleri yasaklandı veya kısıtlandı. Nijerya hükümetinin Şiilere yönelik uygulamaları, bir yönüyle Suudi Arabistan ve İsrail’in vekâlet savaşına da katkı sağlıyor.

 

Vehhabilerin Buhari’nin hükümetteki ikinci dönemini ve Zakzaki’nin devam eden hapsini, Afrika’nın en kalabalık ülkesinde Şiiliğin yükselişine engel olmak için kullanabileceği bir fırsat olarak görmesi tabiidir. Sorulması gereken soru, bunun bir sonucu olarak, Suudi Arabistan vekâlet savaşında rakiplerini Batı Afrika ve Afrika’dan topyekûn silmeye çalışır mı?

 

Belli aralıklarla devam eden gerginliklerin üstüne, 2010 yılında İranlı bir şirket tarafından, nakliye şirketi sahibi Lübnanlı bir işadamına ait kargo taşımacılığı yapan bir gemiyle, Nijerya’nın Lagos Apapa limanına yasadışı silah sevkiyatı yapıldığının tespit edilmesi, Nijerya-İran ilişkilerine zarar verdi. Hiç şüphe yok ki bu durum, İran’ın Batı Afrika’daki duruşuna ve Suudi Arabistan, ABD ve uluslararası topluma karşı bir cephe oluşturma çabalarına zarar verdi. Yasadışı silah sevkiyatı, İran’ın Nijerya’da terörizmi desteklediğine ve bölgedeki karışıklıklar üzerinden var olma mücadelesi verdiğine dair şüpheleri artırdı. Tüm bu gelişmelerden sonra hasımları İran’ı, Nijerya’da Şiiliği yaymak ve Hizbullah’a benzeyen radikal bir sosyo-ekonomik ve askeri sistem oluşturmakla suçladılar.

 

İran’ın silah getirme kabiliyeti ve İsrail’in Nijerya’daki istihbarat kabiliyeti göz önüne alındığında, 2015 yılından itibaren Şiiler ile hükümet arasında başlayan ve çatışmalara kadar varan gerginlik, bölgedeki güçlerin hem ilgi hem de dikkat seviyesini göstermiştir. Bütün bu olaylar Suudi Arabistan, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı, müttefikleri tarafından yürütülen gizli savaşın ve geniş bir küresel vekalet savaşının görüntüsünü sunmaktadır.

 

Başka bir Boko Haram mı?

 

Nijerya’da Şiiliğin ortaya çıkışı ve Şiilerin sayısının artmasıyla birlikte, Nijerya’nın Afrika’da yeni bir İran’a dönüşme ihtimaline dair endişeler, IMN ve liderine karşı sert bir muhalefetin ortaya çıkmasını tetikledi. Bu muhalefetin ön saflarında Vehhabi gruplar ve (son yıllarda) Nijerya ordusu yer alıyor. Nijerya hükümetinin Şii grubun bölgenin istikrarı için gizli bir tehdit oluşturduğuna kani olması, Nijerya ordusu tarafından birçok kez hedef alınmasına yol açtı. Özellikle son yıllarda Nijerya ordusu IMN’ye karşı daha sert yöntemler kullanmaya başladı.

 

2015 yılında, Nijerya Şiilerinin en yoğun yaşadığı yer olan Zaria kentinde yapılan törenler sırasında, Genelkurmay Başkanı Tukur Buratai’yi taşıyan konvoy geçerken durdurulmuş, ordunun müdahalesiyle 300’den fazla Şii öldürülmüştü. Nijerya ordusu Şii grubun Nijerya’nın genelkurmay başkanına suikast girişiminde bulunduğunu iddia ederek Zakzaki’yi ve yüzlerce takipçisini tutuklamıştı. Daha sonra ordu IMN’nin kurumlarına saldırdı ve Zakzaki ailesinin üyeleri de dâhil olmak üzere yüzlerce Şii öldürüldü.

 

Nijeryalı Şii makamları, Nijerya hükümetinin uyguladığı baskıyı bu denli kolaylaştıran etkenin, Suudi Arabistan’ın Nijerya hükümetiyle olan sıkı ilişkileri ve ona verdiği mali destek olduğunu, ayrıca Şiileri devre dışı bırakmak veya ortadan kaldırmak için Batı güçleriyle, İsrail’le ve Vehhabi gruplarla anlaştığını iddia ediyor.

 

Zakzaki’nin tutuklanması, liderinin ölümüne ve Boko Haram’ın ortaya çıkmasına neden olan, 2009’da Maiduguri eyaletinde Nijerya ordusu ile Muhammed Yusuf’un takipçileri arasındaki çatışmayla benzerlikler taşıyor. Yusuf’un durumunda olduğu gibi, Zakzaki’nin hapsi veya nihayetinde ölümü de (çok azının tahmin edilebileceği) hassas bir durumu canlandırabilir. Bugüne kadar henüz bir şiddet eylemi başlatmamış olmasına rağmen, IMN’nin propaganda tarzının ve askeri eğitim tekniklerinin Hizbullah’ınkilere benzemesi, bu yönde bir girişim beklemenin yanıltıcı olmayacağı kanaatini güçlendiriyor. Nijeryalılar, Şii grup IMN’nin giderek ikinci bir Boko Haram’a dönüşmesinden endişe duyuyor.

 

Şiiliğin lider ülkesi İran ile Afrika’nın en büyük ekonomisi Nijerya arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği ise Zakzaki’nin akıbetine bağlı görünüyor. Suudi Arabistan ve İran’ın mezhepsel çatışmaları ve küresel güçlerin rekabeti yüzünden Nijerya halkının çektiği acıların bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor.

 

[Nijerya’da sömürgecilik ve dini gruplar hakkında araştırma yapan Kenan Toprak 2014-2016 yılları arasında Nijerya’da eğitim ve insani yardım çalışmalarında bulunmuştur]

 

 

  ANADOLU AJANSI 

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler