22 Ekim 2018 Pazartesi Saat:
19:38
29-03-2018
  

Takvanın ve Adaletin Sesi, İmam Ali

Allah Resulü şöyle buyurmuştur: "Ali, Hakkın ayeti ve hidayetin sancağıdır."

Facebook da Paylaş


Ehlader Araştırma Bölümü


Rahman ve Rahim Allahın Adıyla



Allah'ın, Resulünün ve masum imamların hoşnut olduğu bu günü; Kâbe'nin movludu, takvalıların imamı, Peygamber'in hak vasisi Hz. Emirel Müminin Ali'nin mübarek doğum gününü, başta onun evladı İmamı Zaman'a, rehberimiz Ayetullah Hamaneiy'e, âlimlerimize tüm dünya Müslümanlarına tebrik arzederiz.

Allah Resulü şöyle buyurmuştur: "Ali, Hakkın ayeti ve hidayetin sancağıdır."

Yüce Allah'ın bu büyük ayeti, insanlığın elinden tutup doğru yola ulaştıran hidayet önderi ve konuşan Kur'an Ali hakkında konuşmak en zor ve meşakkatli işlerin başında gelir. Kelimeler o görkemli, göz kamaştırıcı zirveye tırmanma eğilimine girdiğinde ve o haşmetli şahsiyete layık olmayı amaçladığında onun hakkında konuşmak daha da zorlaşır.

Ali'nin görkemini ve faziletlerini anlatmak isteyen kimse, nefes aldırmaz bir acizliğin kıskacına girer; şaşırıp kalır, ne diyeceğini bilemez. Akıllara durgunluk veren bu varlık fenomeni hakkında, onun düzeyine yaraşır bir söylem geliştirecek tek insan dahi yoktur. Büyük, dehşet verici ve kabiliyetleri ne olursa olsun, kapasiteleri ne kadar geniş olursa olsun herkesi kuşatan akıl almaz bir acizliktir bu. Zira Peygamber buyuruyor:

"Ey Ali! Seni benden ve Allah'tan başka hiç kimse hakkıyla tanıyamamıştır."

O; müminlerin emiri, vasilerin efendisi, Allah'ın emri ile hidayete götürücü, yol gösterici halifelerinin ilkidir. Kur'ân onun masum olduğunu ve her türlü kötülükten arındırıldığını açık bir dille ifade etmiştir. Resulullah efendimiz onu, eşini ve iki oğlunu yanına alarak "nefs"i unvanında Necran Hıristiyanlarıyla lânetleşmeye gitmiştir.

Peygamberimiz, onun sevilmesi farz olan akrabalarından olduğunu vurgulamış, defalarca onun Kur'ân-ı Kerim'le ilâhî görev itibariyle eşdeğer olduğunu; ikisine sarılmanın kurtuluşa, onlardan uzaklaşmanın ise alçalmaya neden olacağını dile getirmiştir.

Ali (a.s) kanlı savaş meydanlarının en fazla cihat eden cengâveridir. En sarsılmaz kararlılığı sergileyen, akıllara durgunluk veren direnişi gösteren yiğittir. Gecenin bağrında Allah'a yönelip içten yakaran bir kuldur. Allah'a kulluk etme hususunda onun gibisi yoktur. En fazla rabbinin aşkıyla yanıp tutuşan kalp onunkidir. Herkese yumuşaklık ve şefkatle muamele ederdi, ama Hakk'ın gerçekleştirilmesi alanında en sarsılmaz yiğittir, taviz verdiği görülmemiştir. Belagatta, örneksiz hitabetin imkânlarını, hikmet türlerini ve söz sanatını kullanmada benzersizdir.

Velhasıl Ali'yi azıcık tanıyan herkes şu sonuca varmıştır:

Varlığı bile belli olmayan bir damlacık, denizi nasıl övebilsin! Havada uçuşan zavallı bir zerrecik, güneşi nasıl methetsin?


İmam Ali Hakkında Ayet ve Hadisler


Hz. Ali’yi (a.s) Sevmek veya Buğzetmek
 

1.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali’nin sevgisi ateşin odunu yediği gibi günahları yer, bitirir.”[1]
 

2.Resulullah (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Seni ancak mümin sever ve ancak münafık sana buğz eder.”[2]


Ali İyilerin İmamıdır
 

3.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali iyilerin imamı, kötülerin katilidir. Ona yardım eden yardım görür ve onu yardımsız bırakan yardımsız kalır.”[3]
 

4.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali hakkında onun Müslümanların efendisi, takva sahiplerinin imamı ve yüzü ak olan kimselerin önderi olduğu bana vahyedildi.”[4]
 

5.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz aziz ve celil olan Allah, Ali b. EbiTalib (a.s) hakkında bana tavsiyelerde bulundu. Ben, “Ya Rabbi! Bunu bana açıkla” dedim.” “Dinle” buyurdu. Ben, “Dinliyorum” dedim. O, “Şüphesiz Ali hidayet bayrağı, dostlarımın imamı, bana itaat edenlerin nuru, takva sahipleri ile birlikte kıldığım kelimedir. Her kim onu severse beni sevmiştir ve her kim ona itaat ederse bana itaat etmiştir” diye buyurdu.”[5]


Ali Benim Halifemdir
 

6.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ey Haşimoğulları! Şüphesiz kardeşim, vasim, vezirim ve ehlim arasında halifem Ali b. EbiTalib’dir. O borcumu öder, verdiğim sözleri gerçekleştirir.”[6]
 

7.Resulullah (s.a.a) Ali’ye işaret ederek şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu benim kardeşim, vasim, aranızdaki halifemdir. O halde onu dinleyin ve itaat edin.”[7]


Ben Kimin Mevlası İsem Ali de Onun Mevlasıdır
 

8.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır.”[8]
 

9.Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ali bendendir ve ben de Ali’denim ve Ali her müminin velisidir.”[9]


Ali Hak ve Kur’an İledir


10. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali hak iledir, hak da Ali ile ve onun etrafında döner.”[10]

11. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali Kur’an iledir ve Kur’an da Ali ile. Havuzda yanıma gelinceye kadar birbirinden ayrılmazlar.”[11]


Ali Peygamber’in İlminin Kapısıdır

 

12. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben ilim şehriyim, Ali ise kapısıdır. İlim isteyenler kapısından gelmelidir.”[12]

 13. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben hikmet eviyim, Ali de kapısıdır.”[13]

 14. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Benden sonra ümmetimin en üstün hakimi ve alimi Ali’dir.”[14]


Ben ve Ali Bir Ağaçtanız

15. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ben ve Ali bir ağaçtanız. İnsanlar ise değişik ağaçlardan.”[15]

16. Resulullah (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Sen dünya ve ahirette benim kardeşimsin.”[16]

17. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali benden ve ben Ali’denim” [17]

18. Cabir şöyle diyor: “Şüphesiz Peygamber (s.a.a) Arefe’de iken Ali onun tam karşısında duruyordu. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Ey Ali! Yanıma gel. Beş parmağını beş parmağımın üstüne koy (elimi avuçla). Ey Ali! Ben ve sen bir tek ağaçtan yaratıldık. Ben o ağacın köküyüm, sen gövdesi, Hasan ve Hüseyin ise dallarıdır. Her kim bu dallardan birine tutunursa Allah onu cennete koyar.”[18]


Çeşitli

19. Resulullah (s.a.a), Ali (a.s) için şöyle buyurmuştur: “Senin bana oranla yerin, Harun’un Musa’ya oranla yeri gibidir. Sadece benden sonra peygamber yoktur.”[19]

20. Resulullah (s.a.a), emirlik ve hilafetten söz edilince şöyle buyurmuştur: “Eğer onu Ali’ye teslim ederseniz, onun yol gösteren ve doğru yolu bulmuş kimse olduğunu görürsünüz. O sizleri doğru yola götürür.”[20]

21. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim Adem’in ilmini, Nuh’un kavrayışını, İbrahim’in hilmini, Yahya b. Zekeriya’nın zühdünü ve Musa b. İmran’ın öfkesini görmek isterse Ali b. EbiTalib’e baksın.”[21]

22. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali müminlerin efendisidir.”[22]

23. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali’ye eziyet eden bana eziyet etmiştir.”[23]

24. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Ali ve Şiileri kıyamet günü kurtuluşa erenlerdir.”[24]

25. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Ali’yi anmak ibadettir.”[25]


Şüphesiz Ben…

26. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Şüphesiz ben sizin aranızda; Firavun ailesi arasındaki Harun, İsrailoğulları arasındaki Hitte (bağışlanma) kapısı, Nuh kavmi arasındaki Nuh’un gemisi gibiyim. Şüphesiz “nebe’ul-azim” (büyük haber) ve en büyük sıddık benim. Çok yakında sizlere vaad edilenleri bileceksiniz.”[26]

27. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ben asla cihat meydanından kaçmadım. Benimle savaşa giren herkesin kanıyla yeri suvardım.”[27]


Ben…

28. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben Resulullah’ın yar ve yardımcısıyım. Herkesten önce Müslüman olan, putları kıran, kafirler ile cihad eden ve din düşmanlarını ortadan kaldıran kimseyim.”[28]

29. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben Allah tarafından cennet ve cehennemi bölüştüren kimseyim. Oraya hiç kimse benim bölüştürdüğüm ölçü dışında giremez. Faruk-i Ekber (hak ve batılın en büyük ayırıcısı) benim. Ben kendimden sonraki insanların önderi, kendimden öncekilerin (Resulullah’ın) tebliğcisiyim.”[29]

30. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben hidayetçiyim, ben doğru yolu bulmuş biriyim, ben yetim ve miskinlerin babası, dulların koruyucusuyum. Ben her zayıfın sığınağı ve her korkağın güven yeriyim. Ben müminleri cennete götüren önderim. Ben Allah’ın kopmaz ipiyim. Ben Allah’ın sağlam kulpuyum. Ben takva kelimesi, Allah’ın gözü, doğru dili ve eliyim.”[30]

31. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben Müslüman olanların ilkiyim.”[31]

32. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben Peygamber (s.a.a) ile namaz kılanların ilkiyim.”[32]


İmam Ali’nin (a.s) İlmi

33. İmam Ali (a.s) kendisine biat edilince okuduğu bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Ey insanlar! Beni kaybetmeden önce sorunuz. Bana her şeyi sual ediniz. Zira ilklerin ve sonların ilmi benim yanımdadır. Allah’a andolsun ki eğer hakemlik makamına oturacak olursam Tevrat ehli arasında da Tevrat’a göre hüküm veririm.” Daha sonra şöyle buyurdu: “Beni kaybetmeden önce bana sorunuz, taneyi yarana ve insanı yaratana andolsun ki benden Kur’an ayetlerinden birini soracak olursanız ne zaman ve kimin hakkında nazil olduğunu sizlere söylerim.”[33]

34. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Göğsümde öyle bir gizli ilim vardır ki açığa vuracak olursam derin kuyuya sarkıtılmış ip gibi titrer durursunuz.”[34]


İmam Ali’nin (a.s) Mazlumiyeti

35. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah (s.a.a) vefat ettiği günden beri ben mazlumum.”[35]

36. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Benim gördüğüm zorlukları kimse görmemiştir.”[36]

37. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ben yöneticinin halka zulmettiğini sanıyordum. Ama şimdi halkın yöneticiye (bana) zulmettiğini görüyorum.”[37]

38. İmam Ali (a.s), kendisine “Sen hilafet hususunda hırslısın” dediklerinde şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki siz daha hırslı ve (Peygamber’e) daha uzaksınız. Ben ise daha layık ve (Peygamber’e) daha yakınım. Şüphesiz ben hakkı istedim, siz hakka ulaşmama engel oluyorsunuz! Beni bulunmam gereken makamdan aşağı indiriyorsunuz. Allahım! Ben Kureyş ve Kureyş’in yardımcıları hakkında senden yardım diliyorum. Zira onlar benimle akrabalık bağını kestiler, yüce makamımı küçümsediler ve hakkım olan hilafet hususunda benimle savaşmak için elele verdiler.”[38]

39. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Resulullah şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Sen olmasaydın benden sonraki müminler tanınmazdı.”[39]

40. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a andolsun ki kıyamet günü Allah ve Peygamberinin yanına zalim olarak gitmektense, gece deve dikeni üzerinde sabahlamak ve prangalara vurulup zincirler ile sürüklenmek bana daha sevimli gelir…

Allah’a andolsun ki bana karıncanın ağzındaki arpa kabuğunu almakla da olsa Allah’a isyan etmem için yedi iklimi ve göklerin altındaki her şeyi verseler yine de yapmam.”[40]

 

41. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bana hak gösterildiği günden beri onda şüpheye düşmedim.”[41]

 
_____________________________________________________________________________________
[1]Kenz’ulUmmal, 33021

[2]a. g. e. 32878

[3]a.g.e. 32909

[4] Tarih-i Dimeşk, İmam Ali’nin (a.s) Biyografisi), 2/258/775

[5]Nur’usSakaleyn, 5/73/74

[6]Emali et-Tusi, 602/1244

[7]Kenz’ulUmmal, 36419

[8] Tarih-u Dimeşk (İmam Ali’nin (a.s) Biyografisi), 1/366/461

[9]Kenz’ulUmmal, 32938

[10] Şerh-u Nehc’ilBelağa-i İbn-i Ebi’lHadid, 2/297

[11] Tarih-u Dimeşk (İmam Ali’nin (a.s) Biyografisi), 3/124

[12]Kenz’ul-Ummal, 32979

[13]a. g. e. 32889

[14]Emali es-Seduk, 440/20

[15]Kenz’ulUmmal, 32943

[16] Tarih-i Dimeşki, Ali’nin (a.s) biyografisinde, 1/105/145

[17]Sunen-u İbn-i Mace, 119

[18] Tarih-u Dimeşk (İmam Ali’nin (a.s) Biyografisi), 1/129/179

[19]Kenz’ulUmmal, 32881

[20] Tarih-u Dimeşk (İmam Ali’nin (a.s) Biyografisi), 3/69/1110

[21]a. g. e. 2/280/804

[22]el-Kafi, 1/294/1

[23]el-Bihar, 5/69/1

[24]a. g. e. s. 348/851

[25]a. g. e. s. 408/907

[26]Tenbih’ulHavatir, 2/41

[27]Nur’usSakaleyn, 2/139/37

[28]Gurer’ul Hikem, 3761

[29]el-Kafi, 1/198/3

[30]a. g. e. h. 2

[31]a. g. e. 1/47/85

[32]a. g. e. h. 84

[33]el-İrşad, 1/35

[34]Nehc’us Saadet, 1/42

[35]a.g.e, 2/448

[36] Şerh-u Nehc’ilBelağa-i İbn-i Ebi’lHadid, 4/103

[37]Kenz’ulUmmal, 36541

[38] Şerh-u Nehc’ilBelağa-i İbn-i Ebi’lHadid, 9/305

[39]Kenz’ul-Ummal, 36477

[40] Şerh-i Nehc’ul-Belağa-i İbn-i Ebi’l-Hadid, 11/245

[41]Gurer’ul-Hikem, 9482

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler