17 Ağustos 2019 Cumartesi Saat:
20:28

Toplumsal Birleşim Ve İslami Vahdet...!!!

18-08-2014 12:31


 

Bismillahirrahmanirrahim

 

'' İyilik etmek ve kötülükten sakınmak hususunda birbirinize yardım edin, suç işlemek ve düşmanlık etmek için yardımlaşmayın ve Allah'tan sakının, şüphe yok ki Allah'ın cezası, çok şiddetlidir.'' Maide/2

 

'' Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra da gene bölük bölük olanlara, gene ayrılığa düşenlere benzemeyin. Öyle kişilerdir onlar ki onlaradır pek büyük azap.'' Al-i İmran / 105

 

Toplumsal Birleşim Ve İslami Vahdet...!!!

 

Bir düşünceye sahip olmak, aynı düşünceyi paylaşmak, o düşünceye yakın olmak, veya farklı düşünceleri kabul etmek, farklı düşüncelere saygı göstermek ve tahammül etmek, farklı inanç ve kültür yapısıyla bir arada yaşamak ve yardımlaşmak toplumsal birleşim ve İslami vahdet'inkendisidir.

 

Tevhid inancı ve ahlak'ı anlayış bunu gerektiriyor, Müslümanlar birleşmeli, birbirlerinin ellerinden tutmalı ve saygı ve sevgiyle kucaklaşmalıdır. Müslümanların! Mezhebi, Dili, Rengi, Irkı, Kültürü, Kimliği ne olursa olsun, Coğrafiyası ve Memleketi nere olursa olsun birbirlerini olduğu gibi kabul etmeli ve toplumsal birleşimeyi ve islami vahdeti sağlamalıdır.

 

Müslümanlar! hayata canlı tutunmalarının ve birbirlerine karşı saygı ve sevgi ile yaklaşmalarının yegane sebebi İlahi muhabbetten kaynaklandığını bilmeleri gerekiyor. Eğer Müslümanların kalplerinde İlahi sevgi ve muhabbet olmasaydı herşeyi kin, nefret ve düşmanlık kapsar, İslam düşmanları kendi emperyalist ve gayrimeşru emellerine ulaşmak için Müslümanları sürekli birbirine düşürmeye devam ederlerdi. Dolayısıyla Ümmetin toplumsal birleşim ve İslami vahdet'in oluşumunu sağlamaları bir zerurettir. 

 

Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor '' Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın ve anın Allah'ın size verdiği nimeti, anın o zamanı ki düşmandınız birbirinize, kalplerinizi uzlaştırdı, nimetiyle kardeş oldunuz. İçinde ateş dolu bir çukurun tam kenarındaydınız, sizi kurtardı Allah, doğru yolu bulursunuz diye delillerini böyle açıklar işte.'' Al-i İmaran / 104

 

'' Ey inananlar, sabredin, sebat edin, karşı durun ve Allah'tan sakının, ancak bu sayede kurtulur, bu sayede üst olursunuz.'' Al-i İmran / 200

 

Müslümanlar! İslam düşmanlarının karşısında başarılı olmak istiyorlarsa, Siyonist ve Emperyalistlerin Ümmet arasına ekmeye çalıştıkları kin, nefret ve düşmanlık tohumlarına dikkat etmeli, sabır ve metanetle birbirlerinin fikirlerini, düşüncelerini, inanç ve kültürlerini olduğu gibi kabul ederek birleşmelidir.

 

Hz. Resulüllah ( s.a.a) şöyle buyuruyor '' Allah'ın rahmet eli toplumsal birleşimi oluşturanlarladır.''

'' Toplumsal birleşimi oluşturan ümmetim rahmette, ayrım yapan ve bölünenler ise azaptadır.''

'' Müminlerin birbirine olan bağlılığı, bir binayı sağlam tutan tuğlalar gibidir.''

 

İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor '' Müminler hak üzere birlik olmalıdır, çünkü Allah hak iledir.''

 

Toplumsal Birleşim'in Önemi

 

Allah tarafından gönderilen Peygamberlerin en büyük vazifesi bütün insanları Tevhid'e davet etmek, onlara dinlerini yaşatmak, insanları din sancağının altında birleştirmek, ve bu dini hilelerle bölüp parçalamak isteyen düşmanların hilelerini ortadan kaldırmak ve İlah-i adaleti dünya'ya hakim kılmak için olmuştur.

 

İslami Vahdet'in Faydaları

 

1- Düşmanların saldırısını önler

2- Bireysel ve toplumsal gelişimi sağlar

3- Allah'ın özel rahmet'inin inişine vesile olur

4- Düşmana karşı üstünlük sağlamasına sebep olur

5- Toplumsal diyalog ve iletişimi pekiştirir

6- Toplumsal olumsuzlukları ve ihtilafları ortadan kalıdırır

7- Hayırlı işlerde yarışmayı ve rekabeti teşvik eder

9- Müminlere yardım etmeği ve dayanışmayı oluşturur

10-Bireysel ve Toplumsal gelişmeye vesile olur

Dolayısıyla toplumsal birleşim ve İslami vahdeti oluşturmak Müslümanların ihtilafını giderdiği gibi İslam düşmanlarına en büyük darbeyi vurmaktadır.

 

Bozgunculuk Ve İhtilaflar...!!!

 

Müslümanların arasına mesafe bırakacak her türlü haraket Şeytan fitnesidir. Onun öngördüğü herşey bozgunculuk ve ihtilafdır.

 

İslam toplumunda Mezhep, Irk, Renk, Dil ve Kültür farkı gözeterek ayrım yapmak ve ötekileştirmek bozgunculuktur. Allah buna musade etmiyor, eğer bir Müslüman bu sıfata sahipse acil olarak terketmelidir. Aksi takdirde Allah'ın gazabına uğrayanlardan olur.

 

Bugün İslam düşmanları çeşitli oyun ve entrikalarla Müslümanların arasına onarılması zor fitne tohumları ekerek kardeşi kardeşe kırdırmaktadır. Şia ve Sünni ayrımı yaparak ihtilaf salmaktadır. İhtilaf ve bozgunculuk İslam Ümmet'ini perişan etmiştir. Müslümanlar! Münafık ve Fitneci düşmanların hilelerine aldanmamalıdır. Şia ve Sünni'ye düşmanlık eden vahhabi ve selefi yobazlar ve onların tekfirci terörist militanları Allah'ın bahşettiği bütün İlahi değerleri yok etmektedirler. Ve bundan yararlanan uluslararası  Emperyalist ve Siyonist sömrü çeteleridir.

 

Suriye, Irak, Lübnan, Bahreyn, Afganistan, Filistin, Myanmar ve dünyanın her yerinde akan kan Müslüman kanıdır. Göz yaşı hep Müslüman annelerin göz yaşıdır. Müslümanları katleden Siyonistler, Emperyalistler ve onların maşası olan satılmış tekfirci Vahhabi ve Selefi terör militanlarıdır.

 

Şia ve Sünni Müslümanlar İhtilaf ve bozgunculuktan kaçınılmalıdır. Çünkü hepisinin Allah'ı, Peygamberi, Dini, Kitabı, Sünneti, Kıblesi, Namazı, Orucu, Vs inançları  birdir. hep beraber aynı Mukaddesata inanıyorlar,  Peki sorun ne...?

 

Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor '' Ve şüphe yok ki, benim dosdoğru yolum, ona uyun siz ve sizi, onun yolundan ayıracak yollara gitmeyin. Çekinip sakınasınız diye işte bunları emretmiştir size.'' An'anam / 154

 

Ayeti Kerim'e doğru yolun Allah'ın emirlerine itaat etmek olduğunu buyuruyor. Madem Müslümanlar tek bir Allah'a inanıyor ve Onun emirlerine uymayı kendilerine bir vazife kabul ediyorlarsa? Neden toplumsal birleşme ve İslami Vahdet'i sağlamıyorlar veya sağlayamıyorlar? Elbette bunun bir çok nedeni vardır.? Ama..!

 

Müslümanların vahdet'i oluşturamamalarının yegane sebebi, Ümmet'in başına bela ettikleri Zalim, Facir, Fasık ve iki yüzlü Münafık idareci ve devlet adamlarıdır. Bunlar ellerinde bulundurduğu rejim ve iktidar gücüyle kendi halkına zulüm etmektedir. Halkı sürekli aldatan, Şeytan gibi yalan söyleyen ve her türlü ayrımcılığı yapanlardır. Müslümanlar İslamı yeteri kadar bilmedikleri ve yaşamadıkları için, bu iki yüzlü münafık idarecilerin söylemleri doğru kabul edilmektedir. Ama ne yazık ki halk hiç bir zaman bu yalan ve aldatmaca söylemlerin yarar ve zararını hesaba katmadan onların yaptıkları yanlışları onaylamaktadır.

 

İslam ülkelerinin tamamına yakını Emevilerden kalma diyanet denilen kurumu vardır. Bu kurumda paralı ve saray hocaları beslenmektedir. Bu satılmış hocaların yardımıyla istedikleri tebligatı yaptırarak tağut rejimlerini meşrulaştırmaktadır. Satılmış ve Molla bozuntularının ise dinden imandan zerre kadar alakaları yoktur, Çünkü bunların derdi, ne Allah ve ne dindir. Bu saray Molaları iyi maaş ve geleceklerini garanti altına almak ve tağut rejimin emirlerini yerine getirmek için gayret göstermektedir. Devletin bunlara verdiği yetki kadar konuştururlar, onlar ise aldıkları direktif ve emirleri yerine getirirler.

 

Bu anlatımlar Devletin aleyhine ve zararına olduğundan Kur'an ve İslam dan bahsetmezler, hatta kendileri dahi devletin aleyhine olan şeyleri asla konuşmazlar, çünkü onlar bu tağut rejimleri meşru ve başlarındaki Facir, Fasık ve ikiyüzlü Münafık idarecileri ise '' ULUL EMR'' (Emir sahipleri) olarak kabul ediyorlar.

 

İslam..! tarih boyu bu saray molla bozuntularının söylem ve eylemlerinden dolayı hep darbe  almış ve ihanete uğramıştır. Ne acıdır ki bu saray Mollalarının amirliğini yapan Facir ve Fasık idareciler onların yanlarında kendilerini göstererek halkın temiz duygularıyla oynayıp gayri meşru emellerine ulaşmak için toplumlar arasında düşman yaratma gayreti içerisinde olmuşlardır. Tabi bununla yetinmeyen Fasık İdareciler ölen mazlum insanların kanı üzerinde siyaset yapmaktadır.

 

 Birkaç gün önce ABD başkanı Obama'ya terör örgütü Işid'ı şuana kadar neden engellemediniz soran muhabire şöyle bir cevap verirken gerçek niyetlerinide açıklıyor, Irak'ın kuzeyi ile Suriye'nin başkenti Şam arasındaki boşluğu bir Sünni devleti kurmakla doldurabileceklerini dost ve müttefik bölge ülkelerinin üstlendikleri büyük sorumluluk ve destekleriyle gerçekleştirebileceklerini söylerken, aslında şunu haykırıyor ey zavallı Müslümanlar biz sizleri aldatıyoruz, çünkü Suriye'de zalim bir diktatör yoktur, ama biz bu kavramı yarattık, Irak Şia'sı ile Suriye Alevi'si yok edilmelidir, ve bir Sünni devleti kurulmalıdır, ve bunun gerçekleşmesi için Esad ile Maliki zulüm eden zalimlerdir söylemleriyle insanları inandırmalıydık, aksi takdirde Terör örgütünü teşvik edemezdik, ve sizleride buna inandıramazdık,

 

 ABD, Siyonist İsrail ve İngiltere dünyanın dörtbir yanında nerde piskobat, uyuşturucu bağımlısı, Alkolik, Din Allah tanımayan ipsiz sapsız ortada kalmış insan görünümünde ki zavallı insanları Dolar karşılığı topladılar, Arabistan, Katar ve Türkiye'nin yardımıyla ellerine verdikleri moderin silahlar'la mazlum, masum ve çaresiz insanların canına salarak, cihad adı altında çocuk, kadın, yaşlı, sivil ve asker demeden toplu katliamlar yapıyorlar, Kafalar kesiyorlar ve kadınlara tecavuz ediyorlar,  kadınları belirli Dolar karşılığı pazarlıyorlar, İslam'ın bütün mukaddes değerlerini, Peygamberlerin, Ashabın ve Evliyaların Türbelerini ve camileri dinamitlerle patlatarak yok ediyorlar. Bunların asla ne Sünni nede başka bir İnançla alakaları yoktur sözde İslam devleti kuracaklar, Mazlumların kanının ve Namuslarının üzerine nasıl İslam devleti kurulabilir? Eğer böyle bir şey mümkün olsaydı emeviler muvaffak olurlardı.

 

Obamanın söylediği bu sözden birkaç gün öncede malesef Dışişleri bakanı Davutoğlu aynı söylemleri kullanmıştı,

 

Ey benim mütedeyyin ve mümin Ehl-li Sünnet kardeşim mümkünmüdür İslam mezhep'lerinin herhangi birinde savunmasız ve masum insanları katletmek ve namuslarını helal bilmek fetvası verilebilir? Hiç bir İslam mezhebi'nin böyle sapık fetvası yoktur ve olamaz, böyle bir sapık fetva ancak ve ancak ABD, Siyonist ve İngiliz güdümlü İslam dışı sapık Vahabbi ve Selefi inancında sözkonusudur. ve zaman zaman sapık ve cahil Kardavi gibi Şeyh bozmaları böyle sapık fetvalar veriyorlar.

 

 Dolayısıyla bu  Emperyalist uşaklarının attıkları yalan nutuklara aldanmayalım, ve birbirimizi düşman görüp Emperyalist ve Siyonistlerin ekmeğine yağ sürmeyelim ve sürdürmeyelim.

 

Müslümanlara karşı oynanan bu oyuna karşı uyanmalı, Kendilerine çeki düzen vermeli ve İslam Ümmeti arasında bozgunculuk yaparak fitne tohumları ekmek isteyenledere müsamaha göstermemelidir. Çünkü onlar uluslararası Emperyalist ve Siyonist çetelerin çıkarları uğruna Müslümanları birbirine düşürmektedirler.

 

Kur'an-ı Kerim şöyle buyuruyor '' Onlar, öyle kişilerdir ki Allah'ı ve Peygamberlerini inkar ederler, Allah'la Peygamberlerinin arasını ayırmak isterler ve bazısına inandık, bazısına inanmadık derler ve imanla küfür arasında bir yol tutmak isterler.'' Nisa / 150

 

''  Dinlerini parça parça bölüp bölük bölük fırkalara ayıranlarla hiç bir ilgin olamaz ve şüphe yok ki onların bu hareketlerini Allah soracaktır ancak ve sonra da işledikleri işleri haber verecekler onlara.'' Anam / 159

 

Ayetlerde belirtildiği gibi bu Şeytan ve Tağut temsilcileri Hakkı inkar ederler, halkıda aynı istikamette yürütmek için bol bol Hakkın diliğle konuşurlar, bunlar Batıl'ı Hakk ve Hakk'ı ise Batıl göstermek ve Ümmet arasında fitne çıkarmak, Bozgunculuk yapmak ve İhtilaf üretmek için gayret göstermektedir. Müslümanlar özüne dönmelidir, Allah'ın Resulün'e, Kur'an ve Ehl-i Beytin'e sarılmalıdır, Müslümanlar birbirlerinin arasında hiç bir fark gözetmeden, kardeşce birbirlerine sahip çıkmalıdır, aksi takdirde bu bozguncu ve ihtlafcı zalimler Müslümanlara bir çok acıları yaşatmaktan geri durmayacaktır.

 

Kur'an-i Kerim şöyle buyuruyor '' Allah'a ve Peygamberlerine inananlara ve içlerinden hiçbirini ayırt etmeyenlere gelince; Onlara ecirleri verilecektir ve Allah, suçları örten rahimdir.'' Nisa / 153

Allah böyle buyururken Müslümanlar nasıl farklı düşünebilirler, Eğer Müslümanlar Allah'a ve Resulün'e gerçek manada itaat etseler düşman asla araya nifak tohumu ekemeyecektir.

 

İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor '' Allah'ın dininde İhtilafa düşmeyin, Çünkü hak birlik olmakta karar kılınmıştır. Ama siz onu hafife aldınız. Ayrımcılık yapmak ve ihtilaf üretmek batıldır,  Ama bu kulağa hoş gelen bir seda olarak gördüğünüz için ondan kaçınmadınız, Allah geçmişten günümüze kadar bütün toplumlar arasında ihtilafa düşen ve bozgunculuk yapanlara asla merhamet etmemiştir.''

 

Hz. Resulüllah (s.a.a) şöyle buyuruyor '' İhtilafa düşmeyin, çünkü sizden öncekiler ihtilafa düşerek yok olup gittiler.''

 

İmam Ali (a.s) : '' Allah'a yemin ediyorum ki bir kavim size musallat olacaktır. Onlar batıl olmalarına rağmen tek Ümmet, sizler hak olmanıza rağmen bölük bölük ve parça parça olacaksınz.''

 

'' Eğer cahiller susmayı tercih edebilselerdi, İnsanlar arasında ihtilaf ve ayrışma olmazdı.''

 

Hadislerde belirtildiği gibi ayrımcı ve ihtilafın ne denli büyük bir müsibet olduğu ve ne gibi büyük facialara sebeiyet verdiğini anlamak için biraz aklı kullanmak yeterlidir.

 

Bozgunculuk Ve İhtilaf'ın Neticesi

 

1- Toplumsal ve Siyasal fitnelerin gelişmini sağlar

2- Katliam, yağma ve ihaneti oluşturur

3- Elde edilen bütün sermayenin boşa gitmesine sebep olur

4- Şahsiyyetli insanları terörize ettirir

5- Müslümanlar arasında düşmanlığı sağlar

6- İslam ve Müslümanların düşmanlarının sevinmesine neden olur

7- Müslümanları birbirinden uzaklaşmasının önünü açar

8- Kalbin siyahlaşması ve amellerin batıl olmasına sebep olur

9- Allah ve Resul'ün (s.a.a) gazaplanmalarına sebebiyet veririr

Müslümanlar hangi İnanç ve Mezhep'ten olursa olsun İtikati ihtilafları bir kenara bırakmalı ve Allah'ın ipine sarılmalıdır. Din kardeşliğini pekiştirmelidir. İslam'ın mukaddesatına, Peygamberlerine, Evliyalarına, seçkin Sahabelerine ve Camilerine sahip çıkmalıdr. ABD, Siyonist İsrail ve Uluslararası Emperyalist çetelerin uşaklığını yapan ve onların çıkarlarına hizmet eden satılmış Vehhabi ve Selefi bozması tekfirci terör unsurlarına karşı İslami Vahdet'i oluşturmalıdır. Aksi takdirde sudan bahanelerle Ümmetin arasına ihtilaf salan ve bozgunculuk yapan hem tarih önünde, hem mahşeri kübrada Allah'ın, Resul'ünün, Kur'an ve Ehl-i beyt'inin huzurunda cevap verecek dilleri ve yüzleri asla olmayacaktır.

 

Dini liderler; Ayetullah Seyyid Ali Haminei Şöyle buyuryor: '' Ehl-i beyt  Şia'sı ile Ehl-i Sünnet  arasına ihtilaf çıkarmak isteyen ve Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin mükkaddesatına dil uzatan ve hakaret eden kim olursa olsun haindir. Bunlar Ehl-i beyt'e ve Mektebin'e en büyük ihaneti yapmıştır.

 

Yine Taklid merci Ayetullah Seyyid Ali Sistani şöyle buyuruyor: Ehl-i Sünnet bizim din kardeşimizdir diye söylenmeyin. Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz bizim canımızdır.

 

Allah Müslümanların arasına bozgunculuk ve ihtilaf salmak isteyen her kim olursa olsun eğer hidayete layıksa Allah hidayet etsin, Eğer hidayete layık değilse Allah kahrı perişan etsin.

 

Allahumme Accil li Veliyyikel Farach-u

Vesselamu Aleykum Varehmetullah-i Vabere Katuh-u

 

Tevekkül EROL           

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !