19 Nisan 2019 Cuma Saat:
03:49
10-04-2019
  

Toplumsal İlişkileri Bozan Unsurlar

Ehl-i Beyt İmamları toplumsal ilişkileri bozan kimselerle hiçbir şekilde ilişki kurulmamasını vurgulamışlardır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

İslami metinlerde, bireylerde varolması halinde toplumsal ilişkilere ciddi zarar veren sabit kişilik özelliklerine işaret edilmektedir. Bu sıfatlardan bazılarını genel hatlarıyla inceleyeceğiz:

 

- Taassup:

 

Fikirleri, inançları, hatta kişinin bağlılık hissettiği kimseleri şiddetle savunmak anlamına gelir. İmam Seccad (a.s) taassubun, kişinin kendi kavminin kötüsünü, diğer kavimlerin iyilerinden üstün görmek ve kendi kavminin insanlarının başkalarına zulmetmesine yardım etmek olduğunu belirtir.[1]Taassup, bir inancı körükörüne savunmak ve yeterli kanıta dayanmaksızın bunda ısrar etmek gibi durumları kapsar. Böyle hallerde kişi etrafına nüfuz edilemez bir duvar örer ve hiçbir esneklik göstermeksizin kendisinin doğru olduğunu düşünür. Bu özelliği taşıyan bir kişi, toplumsal ilişkilerde eleştiriye kapalıdır. Hiçbir şeyden etkilenmemesi bir yana, kendisi de başkalarını hiçbir şekilde etkileyemez. Kur’an bu hali “hamiyet” olarak ifade eder.[2]Masumların (a.s) görüşüne göre taassup, dindarlığa ciddi zarar verir[3]ve mutaassıplar için hiç hoşa gitmeyecek sonuçlar doğurur.[4]

 

- Haset:

 

Başkalarının gelişmiş imkanlarının ve olumlu bir özelliğinin ortadan kalkmasını arzu ve temenni etmek anlamındadır. Bu sıfatı taşıyan kişi, etkili toplumsal ilişkilerin önemli özelliklerinden olan koşulsuz olumlu duyguları ifade etmekten ve iyilikseverlikten kaçınırlar. Bu şartlarda samimi ilişki kurmanın çok zor olacağında tereddüt yoktur.[5]Bu sıfat, zaman içinde ilişkileri yokeder.[6]İslami metinler bireyleri bu özellikten sakındırmaktadır.[7] Çünkü bu, dindarlığa zarar vermekle[8] ve kişilerin iyi işlerini etkisizleştirmekle[9]kalmamaktadır, bilakis kişinin hayattan haz almasını[10]ve ruh huzurunu[11]ortadan kaldıran bir tür psikolojik hastalıktır.[12] Kişi kendi özelliklerine ve kendi hayatının pek çok avantajlarına odaklanıp dayanmak yerine sürekli eksikliklerinin hüsranı içinde başkalarıınn hayatındaki avantajlara gözünü diker.[13]Bu sıfatın ruhsal etkisi bazen o kadar şiddetlidir ki bedene bile zarar verebilir.[14]Bu sıfatın diğer etkileri arasında daimi keder ve kaygı da vardır.[15]

 

- Korkaklık:

 

Etkili toplumsal ilişkilere zarar veren sıfatlar arasındadır. Çünkü korkak kişi gerekli şartlarda başkalarına destek verme gücünden yoksundur.[16]Buna ek olarak, zor durumlara göğüs geremez.[17]Korkağın psikolojik sağlamlığı ve kendine güveni yoktur. Bu bakımdan başkalarını etkilemenin birinci basamağında bile yetersizdir. İkinci basamakta ise başkaları üzerinde olumsuz etki bırakabilir. İslami metinler bu sıfatın varlığını, kişilerin dindarlığındaki zayıflığa bağlar.[18]

 

- Cimrilik:

 

Bireyin, sahip olduğu malları ve avantajları gerekli ve uygun işlerde harcamaktan kaçınmasına sebep olan sıfattır.[19]Bu sıfat İslami metinlerde fazlasıyla anormal addedilmiş ve kötü uhrevi sonuçları zikredilmiştir.[20]Cimri kişi, uygunsuz birçok sıfat ve davranışı kendisinde toplamıştır.[21]Cimriliğin dindarlık üzerindeki etkisi o kadar şiddetlidir ki imanla birlikte olması mümkün değildir[22]ve ibadet davranışının değerini azaltır.[23]Cimrilik bireyin toplumsal ilişkilerine ciddi zarar vermektedir. Böyle bir birey, ilişki kurarken kendisi hiçbir fayda sağlamaksızın şahsi çıkar ve avantaj elde etmenin peşindedir sadece.[24]Cimri, en zaruri şartlarda bile insanı terkedip herhangi bir yardımda bulunmaz.[25]Bu tek taraflı ilişkinin devam edemeyeceği ve zamanla kesintiye uğrayacağı gayet açıktır.[26]Böylelikle cimri kişi insanlardan uzaklaşır[27], toplumsal itibarı ve değeri ağır biçimde zaafa uğrar.[28]O, giderek insanların düşmanlığını çeker[29]ve bütün bu şartların etkisiyle ruh huzurunu kaybeder.[30]Cimri asla insanlarla samimi bir ilişki kuramaz.[31]

 

- Tamahkârlık:

 

Bireyin ilişki kurarken iyilikseverlik yerine daha çok kendisi için çıkar ve avantaj temin etmenin peşinde olduğu ruh halidir. Bu durum bir bakıma cimriliğe de benzer. Tamahkâr kişi, toplumsal ilişkide başkalarını destekleyemez veya koşulsuz sevgi besleyemez ya da samimiyet kuramaz. O, ulaştıktan sonra başkalarının ihtiyaçlarına ilgi göstermediği ve ilişkiyi sonlandırdığı bir hedefin peşindedir.[32]

 

- Ahmaklık:

 

Düşük düzeyde toplumsal algı ve akıl anlamındadır. Toplumsal ilişkilerin engellerindendir. İslami metinler bireyleri, böyle kimselerle yakın ilişki kurmaktan kesinlikle menetmektedir. Bu kişiler, çok düşük idrakleri nedeniyle, fayda sağlamak yerine insanlara zarar verirler.[33]Buna ilaveten dostlukları da sağlam değildir.[34]Bu kişilerle ilişki kurmanın diğer bir zorluğu da, insanı kısıtlayacak biçimde hep eşlik edilmesi ve onay beklentileridir.[35]Onlarla sözlü ilişkilerin de varabileceği bir yer yoktur.[36]Çünkü kendi görüşlerinde ısrar ederler ve başkasını idrak edecek kabiliyetleri yoktur.

 

- Fasıklık:

 

İslami metinlerde, yalnızca geçici ihtiyaçlar yönünde ve bayağı motivasyonları teminle gerçekleşen anormal davranışları sergilemek ve büyük günahları işlemek anlamında kullanılmaktadır.[37]Fasıklıkta birey, temel ahlaki normlara bile bağlılık göstermez. Bu kişilerle toplumsal ilişki kurmak yararlı bir sonuç doğurmayacaktır. Zira onlar ne başkalarının iyiliğini isterler, ne de olumlu duyguları göstermenin veya başkalarını desteklemenin peşindedirler.[38]Bu kişilerin alameti, beyhude işlerle uğraşmaları, amaçsız sözler sarfetmeleri, insanlara düşmanlık beslemeleri ve onlara töhmette bulunmalarıdır.[39]Bu kişilerle ilişki kurmanın bir başka zorluğu da, hayatta, insanın diğer toplumsal ilişkilerini de sapkınlığa sürükleyecek anormal ve ahlak dışı davranışlar ve tarzlardan etkilenmeleridir.[40]Bu kişiler ilişkilerdeki ahlaki zaafları nedeniyle kolayca ve çok düşük bedel karşılığı başkalarına zarar verebilirler.[41]Böyle kimselerle toplumsal ilişki kurmanın kötü sonuçları, beraberinde berbat uhrevi akıbeti de getirecek biçimde dindarlığın zaafa uğramasıdır.[42]Fasık kişiyle ilişki, insanın toplumsal itibarına da zarar verir. Çünkü halkın kişilerle ilgili değerlendirmesi, onun toplumsal ilişkilerine göredir.[43]Bu yüzden Masum İmamlar bu kişilerle hiçbir şekilde toplumsal ilişki kurulmaması gerektiğini çokça vurgulamışlardır.[44]

 



[1]     Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 233.

[2]     “إِذْ جَعَلَ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي قُلُوبِهِمُ الْحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ الْجَاهِلِيَّةِ” (Fetih 26).

[3]     “من تعصب او تعصب له فقد خلع ربقة الایمان من عنقه” (Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 232)

[4]     “لم یدخل الجنة حمیة غیر حمیة حمزة بن عبد المطلب” (a.g.e., hadis 5).

[5     “الحسود لا خله له” (Amidi, Gureru’l-Hikem, hadis 886) ve;

 “حسد الصدیق من سقم المودة” (Nehcu’l-Belağa, Hikmet 218).

[6]     “لا تباغضوا و لا تحاسدوا و لا تدابروا و لا نقاطوا و کونوا عباد الله اخوانا” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 73, s. 38).

[7]     Nisa 53, Bakara 109.

[8]     “آفة الدین الحسد” (Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 232).

[9]     A.g.e., hadis 1 ve 2.

[10]    “فان الحاسد ساخط لنعمی و صاد لقسمی الذی قسمت بین عبادی” (Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 232).

[11]    “لا راحة لحسود” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 252) ve;

لا یطمعن الحسود فی راحة القلب” (a.g.e., hadis 15).

[12]    Müslüman âlimlerin çoğu, hasedi, çetin ruh hastalıklarından biri kabul etmektedir. (Neraki, Camiu’s-Saadat, c. 2, s. 257).

[13]    “وَلاَ تَتَمَنَّوْاْ مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِهِ بَعْضَكُمْ عَلَى بَعْضٍ” (Nisa 32).

[14]    “صحة الجسم من قلة الحسد” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 256).

[15]    “الحسود مغموم” (a.g.e., hadis 29 ve s. 257).

[16]    “اما الجنان فانه یهرب عنک” (Saduk, Hisal, c. 1, s. 244).

[17]    “لا جبانا یضعفک عن الامور” (Nehcu’l-Belağa, Mektup 53).

[18]    “لا یکون المؤمن جبانا و” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 75, s. 301).

[19]    Rivayetler cimriliğin anlamına izah etmiştir: A.g.e., c. 71, s. 352, c. 73, s. 305; Kuleyni, Füruğu Kafi, c. 4, s. 45; Neraki, İlm-i Ahlak-i İslami(Camiu’s-Saadat’ın çevirisi), c. 2, s. 151.

[20]    “بَلْ هُوَ شَرٌّ لَّهُمْ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُواْ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ” (Âl-i İmran 180, Nisa 36).

[21]    “البخل جامع لمساوی العیوب و هو زمام بقاء به الی کل سوء” (Nehcu’l-Belağa, Hikmet 370).

[22]    “ما محق الایمان محق الشح شیء” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 301 ve 302, hadis 10).

[23]    Bu yüzden rivayetlerde, cömert ama günahkar kişinin, Allah katında cimri âbidden daha sevimli olduğu belirtilmiştir (a.g.e., s. 307).

[24]    “اما البخیل فانه یأخذ منک و لا یعطیک” (Hürr Amuli, Vesailu’ş-Şia, c. 8, s. 420).

[25]    “ایاک و مصادقة البخیل فانه یقعد عنک احرج ما تکون الیه” (Saduk, Hisal, c. 1, s. 244).

[26]    Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 303, hadis 15 ve 16.

[27]    “و البخیل بعید من الله بعید من الناس” (a.g.e., s. 308).

[28]    “البخل عار” (Nehcu’l-Belağa, Hikmet 3).

[29]    “البخل یوجب البغضاء” (Amidi, Gureru’l-Hikem, 780 ve 2651).

[30]    “اقل الناس راحة البخیل” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 70, s. 300 ve 303, hadis 17).

[31]    “لیس لبخیل حبیب” (Amidi, Gureru’l-Hikem, hadis 7465 ve 7473) ve;

زیادة الشح تشین الفتوة و تفسد الاخرة” (a.g.e., 5508).

[32]    “من احبک لشیء ملک عند انقضائه” (İbn Ebi’l-Hadid, ŞerhuNehci’l-Belağa, c. 20, s. 323) ve “و من و ادک لامر ولی عند انقضائه” (Amidi, Gureru’l-Hikem, hadis 8552).

[33]    “فانه یرید ان ینفعک فیضرک” (Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 376 ve Nehcu’l-Belağa, Hikmet 37).

[34]    “مودة الحمقی تزول کما یزول السراب” (Amidi, Gureru’l-Hikem, hadis 9829).

[35]    “لا تصحب المائق فانه یزین و لا یرجع الی خیر” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 71, s. 195).

[36]    “مماراة الاحمق تقول و یقول و لا یرجع الی خیر” (Aynı yer).

[37]    A.g.e., c. 68, s. 278.

[38]    “و لا یعینک علی امر دینک و معادک” (Kuleyni, Kafi, c. 2, s. 376).

[39]    “علامة الفاسق اربعة اللهو و الغو و العدوان و البهتان” (Harrani, Tuhefu’l-Ukul, s. 17).

[40]    “لا تصحب الفاجر فیعلمک من فجوره” (Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 71, s. 190).

[41]    “ایاک و مصادقة الفاجر فانه یبیعک بالتافه” (a.g.e., s. 196 ve 199).

[42]    “يَا وَيْلَتَى لَيْتَنِي لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًا لَقَدْ أَضَلَّنِي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ إِذْ جَاءنِي” (Furkan 28 ve 29).

[43]    Meclisi, Biharu’l-Envar, c. 71, s. 214; “المرء علی دین خلیله فلینظر احدکم من یخالل” (a.g.e., s. 192) ve “من یدخل مداخل السوء یتهم” (a.g.e., s. 191 ve 197).

[44]    A.g.e., s. 191 ve 192.

 

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler