17 Ekim 2017 Salı Saat:
07:04

Tövbe, İbadet ve Duanın Baharı

13-06-2017 12:41


 

 

 

 

 

 

Allah'a hamd u senâlar olsun ki bir kez daha Ramazan Ayı'nı idrak etme şeref ve tevfikine nail olmuş bulunmaktayız. İbadet dua ve münâcâtın, Rahim Allah'ın rahmet-i rahimiyesinin mu'min kullarına en güzel ve en mükemmel şekliyle tecelli ettiği, kâbil ruhları ve müstait nefisleri maddenin esaretinden kurtarıp mana miracına çıkaran üç mübarek ve aziz ay!

"Hayatınızın bazı günlerinde (ilahi) rüzgarlar eser. O rahmet rüzgarlarına kendinizi vermekten gafil olmayın." (Hadisi şerif)

İşte bu rahmet rüzgarlarının estiği ve günden güne şiddetlenip kamilleştiği aylardır, Recep, Şa'bân ve Ramazân ayları. Bu rahmet-i rahimiyenin tecellisi, bu mübarek üç ayda her gün daha bir artarak devam eder. Ve bilahere "Kadir gecesinde" en doruk noktasına ulaşır. Aslında bu ayların her bir günü o ilahi sofraya oturabilmek için bir hazırlıktır. Kabiliyet ve liyakat kazanma vesilesidir.

Habib-i İlahi Ramazân ayı hakkında okuduğu meşhur hutbesinde buyurmuyor mu: "Ey insanlar Allah'ın ayı, bereket, rahmet ve mağfiret ile size doğru gelmekte. O öyle bir aydır ki... onda Allah'ın ziyafetine davet edilmişsiniz..."

Evet bu ilahi ziyafetin en mükemmel sofrası ise, "Kadir Gecesi"nde kurulmaktadır. İşte bu rahmet sofrasının başına oturabilmek için liyakat lazım, hazırlık lazım. İşte Recep ve şa'bân ayı bize bu liyakatı kazandıracak, bizi "Ziyafetullah"a lebbeyk diyebilmeye layık kılacak bulunmaz fırsatlar!
 

Ramazan Ayı:

Emir-ül Mu'minin Ali'den (a.s) şöyle rivayet edilmiştir: "Resul-i Ekrem bir gün bize hutbe okuyarak şöyle buyurdu:

"Ey insanlar, Allah'ın ayı, bereket, rahmet ve mağfiret ile size doğru gelmekte. Öyle bir ay ki, Allah katında en üstün aydır. Onun günleri en faziletli günler, geceleri en faziletli geceler ve saatleri en faziletli saatlerdir. Bu ayda siz Allah'ın ziyafetine davet edilmiş ve Allah'ın değer verdiği kimselerden sayılmışsınız. Nefesleriniz bu ayda tesbih (zikir) ve uykunuz ibadet sayılır. Amelleriniz kabul ve dualarınız icabet edilir. O halde doğru niyetler ve temiz kalplerle Allah'tan isteyin ki sizi bu ayın orucunu tutmaya ve kendi kitabını (Kur'ân'ı) okumaya muvaffak kılsın; zira hiç şüphesiz gerçek bedbaht (kimseler), bu yüce ayda Allah'ın mağfiretinden mahrum kalan kimselerdir.

Bu ayda açlık ve susuzluğunuzla, kıyamet gününün açlık ve susuzluğunu hatırlayın. Fakir ve düşkünlerinize sadaka verin. Büyüklerinize karşı saygılı ve küçüklerinize şefkatli olun; yakınlarınıza sılay-ı rahim yapın. Dilinizi koruyun; gözlerinizi haram olan şeylere yumun ve kulaklarınızı haram olan şeylere tıkayın. Başkasının yetimlerine şefkatli davranın ki sizin yetimlerinize de şefkatli davranılsın.

Günahlarınızdan Allah'a tevbe edin. Namaz vakitleri en faziletli vakitlerdir; o vakitlerde Allah kullarına rahmet gözüyle bakar; O'nunla münâcât ettiklerinde cevap verir; O'nu çağırdıklarında lebbeyk der ve O'na dua ettiklerinde icâbet eder. Ey insanlar, canlarınız amellerinizin elinde rehindir. Onları mağfiret dileyerek kurtarın. Sırtlarınız vizr u vebalinizle ağırlaşmıştır; uzun secdelerinizle onları hafifletmeğe çalışın. şunu bilin ki hiç şüphesiz, şanı yüce Allah, namaz kılan ve secde edenleri azap etmemeğe, insanlar Rabb-ül Alemin'in huzurunda durup hesap verecekleri sırada, onları korkutmamaya dair kendi izzetine and içmiştir.

Ey insanlar kim bu ayda mu'min bir oruçluya iftar verirse, Allah katında bir köle azat etmenin sevabını alır ve geçmiş günahlarının bağışlanmasına vesile olur. "Ya Resulallah, hepimizin buna gücü yetmiyor" denilince, Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Bir yarım hurmayla da olsa cehennem ateşinden korunmaya çalışın. Bir için suyla da olsa cehennem ateşinden korunmaya çalışın; zira Allah-u Teala bu azı yapan kimseye de aynı mükâfatı verir, eğer ondan fazlasına gücü yetmez ise.

Ey insanlar, içinizden kim bu ayda ahlakını güzelleştirirse, bu, ayakların kaydığı günde sırattan -rahatlıkla- geçmesini sağlar. Kim bu ayda elinin altında olanlara (hizmetçilere, çoluk, çocuklara ve...) kolaylık sağlar ve yüklerini hafifletirse, Allah da onun hesabını hafifletir.

Kim bu ayda -başkalarına karşı yapabileceği- şer ve kötülüklerinin önünü alırsa, Allah da onu mülakat edeceği günde, ona karşı gazabının önünü alır. Kim bu ayda bir yetime değer verir ve ona ikram ederse Allah da kıyamette ona değer verir, merhamet eder. Bu ayda yakınlarına sılayı rahimde bulunan kimseyi Allah kendisini mülakat edeceği günde rahmetine kavuşturur; akrabalarıyla ilişkisini kesen kimseyi de Allah, kıyamet gününde kendi rahmetinden mahrum kılar. Bu ayda müstehap bir namaz kılanın Allah, cehennem ateşinden kurtuluşunu yazar. Kim bu ayda farz bir namazı kılarsa, diğer aylarda kıldığı yetmiş farzın sevabını almış olur. Kim bu ayda bana çok salat-u selam getirirse, terazilerin hafif olacağı günde (amel) terazisini ağırlaştırır. Bu ayda Kur'ân'dan bir âyet okuyan kimse diğer aylarda bir Kur'ân hatmetmenin sevabını alır.

Ey insanlar, cennetin kapıları bu ayda açıktır; Rabbinizden isteyin ki onları yüzünüze kapatmasın. Cehennem kapıları ise kapalıdır; Rabbinizden dileyin ki onları sizin yüzünüze açmasın. şeytanlar da bu ayda bağlanmışlardır; Rabbinizden dileyin ki onları size musallat kılmasın..."

Burada önemli bir hususu hatırlatmanın da mu'min kardeşlerimize faydalı olacağını düşüncesindeyiz. O da şudur ki Resulullah (s.a.a) ve onun mutahhar Ehl-i Beyt'inden nakledilen bütün sözler gibi, onlardan nakledilen dua ve münacatlar da birer ilim, irfan ve maneviyat hazineleri olarak karşımızda durmakta, ama maalesef biz bunlardan gafletteyiz. O nur kaynaklarından nakledilen bütün dualar genel olarak ve üç mübarek aylar için nakledilen dua ve münacatların her birisi özel olarak, eşsiz manevi ve irfanî derslerle doludur. Gelin hep birlikte bu hazineleri yeniden keşfedip onlardan gereken istifadeyi ve İlahî feyzi alalım ve bundan fazla kendimizi bu nur menbaından mahrum bırakmayalım. İçtenlikle inanıyoruz ki bu İlahi eserler keşfedildiğinde mu'min kardeşlerimiz, bir taraftan bunları keşfettiklerinden dolayı büyük bir mutluluk duyacak, bir taraftan da neden bu güne kadar bunlardan uzak kaldıklarına teessüf edeceklerdir. Ama olsun, zararın neresinden dönülürse kârdır. Rabbimize sonsuz hamd u senâlar olsun ki Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyt'inden (a.s) nakledilen üç mübarek ayların fazilet, dua ve amellerini içeren önemli bir eser, Kevser Yayıncılık tarafından Türkçe'ye kazandırılmış ve istifadenize sunulmuştur. Ümid ediyoruz ki bu önemli ve değerli eserden mu'min kardeşlerimiz azami derecede istifade edeceklerdir.

Şunu da hatırlatmamız gerekir ki bu üç ayın her birisinde bir mübarek gece vardır ki bütün gecelerden değerli ve faziletlidir: Recep ayında "Ragâip Gecesi" (Recep ayının ilk Cuma gecesi), şa'bân ayında "Berât gecesi" (şa'bân'ın 15. gecesi) ve Ramazân ayında "Kadir Gecesi" (Ramazan'ın 19. veya 21. Yada 23. Gecesi) ki hepsinden de faziletlisi Kadir gecesidir.

Bilahare değerli okuyucularımızı teşvik etmek ve bu hazinelerin muhtevasını bir nebze olsun tanıtmak için, bu dua ve münacatlardan kısa bir pasaj sunarak bu bölümü noktalamak istiyoruz:

"...Allah'ım! Ey aldanandan uzak olmayan yakın! Ey mükafatını ümit edenden esirgemeyen cömert! Kendisini çağırdığında sana icabet eden ve yardımınla amele sevk ettiğinde sana itaat eden kimseye baktığın gibi, bana bak. Mabudum! İştiyakla sana yaklaşan bir kalp, doğruluğu sana yükselen bir dil ve değeri, sana yaklaşmaya vesile olan bir bakış bana bağışla. Allah'ım! Seninle tanınan, şöhretsiz; sana sığınan, zelil ve kendisine teveccüh ettiğin kimse de başkalarına köle olmaz. Allah'ım! Senin yoluna yönelen aydınlanır ve sana sığınan korunur; Ey Mevlam, ben sana sığındım; rahmetine olan ümidimi boşa çıkarma, ra'fet -ve lütfundan- beni mahrum etme.

Allah'ım! Beni, dostlarının arasında, rahmetinin artmasını ümit eden kimsenin ikamet ettiği yerde yerleştir. Allah'ım! Seni sürekli anma istek ve aşkını bana ilham eyle -kalbime yerleştir- ve bana, isimlerine ve kutsinin mahalline ulaşma gayret ve neşesi ver. Allah'ım! Kendi yüce zatın hürmetine beni de sana itaat edenlerin mahalline ve razı olduklarının güzel menziline kavuştur. Çünkü ben. Nefsimi savunmaya kadir değilim, ona bir yarar vermeye de gücüm yetmez. Allah'ım! Ben senin günahkar ve zayıf bir kulun ve sana yönelen kölenim. Öyleyse beni, kendilerinden yüz çevirdiğin ve gafletleri kendilerini affından alı koymuş kimselerden kılma.

Allah'ım! Her şeyden kopup sana yönelmeyi bana bağışla. Kalp gözlerimizi, sana bakmak nuruyla aydınlar; öyle aydınlat ki kalp gözlerimiz, nur engellerini aşsın ve azamet madenine ulaşsın, ruhlarımız da kudsünün izzetine bağlansın.

Allah'ım! Beni, çağırdığında sana icabet eden, teveccüh ettiğinde celal ve azametin için kendinden geçen ve gizlide kendisiyle münacat ettiğin, açıkta senin için amel eden kimselerden kıl. Allah'ım! Yeis ve ümitsizliği hüsn-i zannıma galip kılmadım ve ümidimi kereminin güzelliğinden kesmedim. Allah'ım! Eğer hatalarım beni, senin yanında düşürüp zelil etmişse o halde beni, sana olan hüsn-ü tevekkülümle affet. Sana gönül bağladığım için beni bağışla. Allah'ım! Eğer günahlarım beni, lütfünun güzelliklerinden uzaklaştırmışsa, şüphesiz şefkatinin güzelliğine olan yakinim beni -sana yönelmek için- uyarmıştır. Allah'ım! Eğer gaflet, sana kavuşmaya hazırlanmaktan beni uyutmuşsa, değerli nimetlerini tanımak beni uyandırmıştır. Allah'ım! Eğer büyük azabın beni ateşe çekiyorsa, büyük mükafatın da beni cennete doğru çekiyor..." (Münâcât-ı şa'bâniye'den bir bölüm)

Bu mübarek aylara daha bir değer kazandıran, faziletlerine fazilet katan bir diğer husus da bu aylarda vuku bulan olaylar ve münasebetlerdir. Allah Resulü'nün (s.a.a) risâlet makamına erişmesi, Hz. Ali'nin (a.s) dünyaya gelmesi gibi. Burada bu değerli münasebetlere de kısaca değinip yazımıza son vermek istiyoruz:
 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !