15 Aralık 2018 Cumartesi Saat:
11:44
26-11-2018
  

Türkcan Akbal ile Kutlu Doğum Üzerine

Ey inananlar, siz de ona salâvat getirin, tam teslim olarak da selâm verin...

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Türkcan Akbal

 

Âlemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber, son elçi, Eşrefu’l- mahlûkat, Seyyidu’l-murselin, Hatemu’l-enbiya, Yüce İslam peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.a) ve onun pak evladı, İmam Cafer Sadık (a.s)’ın mübarek doğum yıldönümlerini, başta; mevlamız, ağamız, İmam Mehdi (a.f)’e, onun hak naibi olan; Veliyi emri Müslimine, müçtehitlerimize, alimlerimize, seyitlerimize, tüm dünya Müslümanlara ve siz değerli Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt (a.s) âşıklarına tebrik arz ederim.

 

Yüce Allah Kuran’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

 

“Şüphe yok ki Allah ve melekleri, salâvat getirir Peygambere; ey inananlar, siz de ona salâvat getirin, tam teslim olarak da selâm verin.”

 

Burada Allah, müminlere emirde bulunuyor; Ey iman edenler, siz de Allah ve melekleri gibi Peygambere (s.a.a) salâvat getirin. Bu ayet-i kerimeden de anlıyoruz ki; Peygamber Efendimizin (s.a.a) adı geldiğinde salâvat getirmeliyiz.

 

İşte bundan dolayı, namaz aralarında bu ayet-i kerime okunduğunda Peygambere (s.a.a) ve Ehlibeyt’ine (a.s) salâvat getirmekteyiz.

 

Asrımızın en büyük ariflerinden ve müçtehitlerin olan merhum Ayetullah Behçet, bir konuşmasında şöyle demiştir; Biz, gezdik-gezdik, dolandık ama bu âlemde salâvattan daha faziletli bir zikir bulamadık.

 

Peygamber Efendimizin (s.a.a) Doğum Tarihi ve Vahdet Haftası

 

Ehlisünnet kardeşlerimize göre, Ehlisünnet’in tarih ve hadis kitaplarında yazılanlara göre; Allah Resulü (s.a.a) Fil yılında yani; Ebrehe’nin Mekke’yi yıkmaya geldiği yıl, Rebiyülevvel ayının 12’sinde pazartesi günü dünyaya gelmiştir.

Şia’ya göreyse, Şia’nın tarih kitaplarında yazılanlara ve Ehlibeyt imamlarından (a.s) nakledilen rivayetlere göre; Allah Resulü (s.a.a) Fil yılında Rebiyülevvel ayının 17’sinde Miladi 570 yılında dünyaya gelmiştir.

 

Peki, neden bu iki tarih arasındaki zaman dilimine ‘‘Vahdet Haftası’’ diyoruz? İran İslam Devrimi’nin mimarı, Rahmetli İmam Humeyni, Ehlisünnet kardeşlerimizle birlik, beraberlik ve vahdet olması gayesiyle 12-17 Rebiyülevvel tarihleri arasında kalan zaman dilimini ‘‘Vahdet Haftası’’ olarak ilan etmiştir.

 

Biz vahdet derken neyi kastediyoruz?

 

Kutlu Doğum ve Vahdet Haftası içerisindeyiz. Biz vahdet derken neyi kastediyoruz? Biz vahdet derken; Furu-ü din’de vahdet diyoruz zira Usul-ü din’de vahdet olmaz. Yani bir Hıristiyan gelse dese ki; Tevhid’de Vahdet yapalım, biz; Baba, Oğul ve Ruhü’l-Kudüs’e inanıyoruz, sizde gelin teslise inanın, bu caiz değildir. Veya bir Ehlisünnet kardeşimiz gelip dese ki; biz imameti kabul etmiyoruz ve İmamların masum olduğuna inanmıyoruz, gelin siz de inanmayın. Bu caiz değildir çünkü adı üstünde Usul-ü din, yani; dinin esasları, dinin temelleri, dinin sütunları. Usul-ü din olmazsa, din çöker.

 

Ancak bir Ehlisünnet kardeşimiz gelip dese ki; gelin Furu-u din’de vahdet yapalım bu caizdir. Nasıl mı? Örneğin bir Şia, bir Sünni camisine giderek, orada cemaat ve Cuma namazı kılabilir. Bir Şia, bir Sünni imamın arkasında ona bağlanarak namaz kılabilir. Tüm müçtehitlerimizin fetvası da bu yöndedir. Hacca gidenler bilir. Mekke ve Medine’de, Vahhabi cemaat imamlarına iktida ederiz.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.a) dünyaya geldiğinde gerçekleşen mucizeler

 

1-İran’da ateşperestlerin tapınağında bin yıldır yanmakta olan ateş söndü.

 

2-Sasani hükümdarı, Enüşirvan’ın sarayının tavanı yarıldı, sarayın 14 sütunu çöktü.

 

3- Save gölü, kurudu.

 

4-Tüm dünyada ki putlar devrildi ve yüz üstü yere çakıldı.

 

İmam Ali’den (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Allah Resulü (s.a.a) dünyaya geldiğinde, Kâbe’nin üzerindeki putlar yüzüstü yere çakıldı. Akşam olduğundaysa, gökyüzünden şöyle bir nida işitildi:

 

Hak geldi, batıl zail oldu, muhakkak ki batıl yok olmaya mahkûmdur.

 

Peygamber Efendimizin annesi Âmine hatun şöyle der: Allah’a yemin olsun ki oğlum dünyaya geldikten sonra ellerini yere koydu, başını göğe kaldırdı ve etrafına bakındı, o anda ondan öylesine bir nur yükseliverdi ki, o nur sayesinde Şam’ın saraylarını gördüm. O nur perdesinin arkasından bir ses bana şöyle seslendi; ‘‘İnsanların en hayırlısını doğurdun, bebeğinin adını ‘‘Muhammed’’ koy’’.

 

Yedinci gün gelip çatmıştı. Abdulmuttalip, Allah'a şükür amacıyla bir koyun kurban etti ve bir grubu yemeğe davet etti. Kureyş'ten davetlilerin bulunduğu o büyük kutlamada, torununun adını "Muhammed" koydu.

 

Yeri gelmişken söyleyeyim; İmam Hüseyin (a.s) dünyaya geldiğinde Peygamber Efendimiz (s.a.a) yedinci günü kurban kesti, saçını tıraş etti, ağırlığınca gümüş sadaka verdi. Çocuk dünyaya geldiğinde ‘‘Velime’’ yani yemek vermek, kurban kesmek ve sadaka vermek, Peygamber Efendimizin (s.a.a) sünnetlerindendir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.a) anne karnındayken babası Abdullah vefat etti. Doğduktan sonra 5 yaşına kadar sütannesi Halime’nin yanında kaldı.

 

Beş yaşındayken annesi Amine’nin yanına getirildi. 6 yaşındayken annesi Amine’yi kaybetti. 8 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalip tarafından korundu, kollandı.

 

Sekiz yaşındayken dedesi de vefat edince, Amcası Ebu Talip evleninceye dek, kardeşinin yadigârını kendi evinde, kendi çocuklarıyla birlikte büyüttü.

 

İmam Sadık (a.s) Ehli Sünnet kardeşlerimiz hakkında şöyle buyurmuştur: Ehlisünnet’in cemaatlerinde namaz kılın, cenaze merasimlerine katılın, hastalarını ziyaret edin ve haklarını ödeyin.

 

Bu mübarek günde ellerimizi göğe kaldıralım Peygamber ve Ehlibeytini vasıta kılalım

 

Ya rabbi bizleri Peygamber ve Ehlibeyt’inin yolundan ayırma.

 

Ya Rabbi bizleri dünya da Peygamber ve Ehlibeyt’inin ziyaretine, ahretteyse şefaatlerine nail eyle.

 

Ya Rabbi ağamız, mevlamız, İmam Mehdi’nin zuhurunu acil eyle.

 

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullah ve Berakatuh

 

 

  

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler