16 Ağustos 2018 Perşembe Saat:
07:31

Uçakta Fotoğrafları Silmek

04-06-2018 13:16


 

 

 

Uçak yolculuklarını pek sevmem. Her ne kadar kendimi rahatlatma adına defalarca, o tonlarca ağırlığı 2 kanadın uçurmasını fizik kurallarıyla okusam da bir türlü “kafam” almıyor. Ondandır belki her binişimde ilk binişim gibi korku, heyecan yaşıyorum. Çoğu kez korkumu ertelemek, unutmak için yanımda hiç tanımadığım insanlarla içlerinden “bu ne saçma sapan konular” demelerine aldırış etmeden sohbete girişirim. Nedense korkuyorum, korkumu yenmek için biraz konuşabilir miyiz demektense bir an önce sussa keşke bakışlarını tercih ediyorum.

 

Yine korkularımı yanıma alarak bir uçak seferine başladım ki o da ne! Hava oldukça rüzgarlıydı. Buraya kadarmış! Zaten uçaktan bu kadar korkuyorsam sebebi de demek ki ölümümün uçak kazasından olacağındanmış gibi zihnimde senaryolar kurmaya başladım. İnsanların yüzlerine baktım. Acaba uçağın bu kadar titreyerek yol almasından korkmuyorlar mı? İlginç, herkes gayet rahat! Yoksa ölüme mi hazırlar

 

Herkesin gayet rahat olması beni bir nebze dahi rahatlatmıyordu. Üstelik yanımdaki uyuyordu! Kaldırsa mıydım? Düşünceler düşünceler… Zihnimi başka bir şeyle meşgul etmek için elime telefonumu aldım. Binlerce fotoğrafın içinde gezinmeye başladım… Malum teknoloji çağı… Her anı fotoğraflıyoruz. üstelik öyle eskiden olduğu gibi her andan, her ortamdan birer tane çekmekle yetinmiyoruz. Malum sosyal medya hesaplarında da paylaşacağız. Estetik de olmalı değil mi? O nedenle her ortamda en güzel kareyi yakalamak için onlarca fotoğraf çekiyoruz. Belki sosyal medya hesapları olmasa bu kadar fotoğraf da çekmeyiz! E bunları hesaba kattığımızda binlerce kare birikiyor. Telefonun hafızasının dolmasıyla biriken fotoğraflarımızı flaşlara, bilgisayarlara aktarıyoruz… öylece kalıyorlar… sonra yine başlıyor fotoğraf biriktirme hevesimiz…

 

Aç gözlülüğümüz, çağın vebası doyumsuzluğumuz fotoğraf çekerken de kendini sergiliyor yani!

 

Ah o günler… Bir doğum gününde doğum günü çocuğunu ortaya alıp, o güne ait sadece bir ya da iki, üç fotoğraf karesiyle yetinmek… Belki buna teknolojinin getirdiği avantaj olarak bakanlarınız var. Gözü kapalı, ağzı yamuk çıkanlar oluyor, sil çek sil çek hatta efekt ekle daha hoş kareler elde ediyoruz değil mi? Değil efendim. Biz bunları yaparken ortamın ruhundan da eser kalmıyor karede. Olduğumuz gibi değil, olmamızı istediğimiz gibi çıkana kadar 5-10-15 poz veriyoruz… vakitten ucuz ne var! Çek sil çek sil….

 

Fotoğraflarda gezinirken aklımdan bunlar geçiyordu… Yerden epey yüksekte, kendimi ölümün eşiğinde hissederken bu karelerin çoğunun ne kadar gereksiz olduğunu düşündüm. Hele beğendiğim mobilyalar, elbiseler, yemeklerin fotoğrafları, ekran görüntüleri gözüme takılınca vaktimi ne kadar da değersizce geçirdiğimi düşündüm. Başımdan aşağı dökülen kaynar sular sanki uçağı ağırlaştırıyordu!

 

O kadar emindim ki öleceğime, hemen onları silmeye koyuldum! Bir yakınımın esprili şu vasiyeti aklıma geldi “eğer ölürsem beni telefonumla gömün, kimse telefonumu açmasın”

 

Hepimiz biraz böyle düşünüyoruz sanırım…

 

Uçak havada. Hala ölmedim, ama titremesi normal değil, can çekişiyor… Ölüm geliyor… O çok beğendiğim mobilya modellerini düşündüm. Şuan evimde o hayalini kurduğum klasik şık mobilya var diyelim.. Bu beni şuan ölümden kurtaracak kudreti var mı? Cazibesi bu kadarcık mıydı? Sadece evimde mi duracaktı? Ebedi evime götüremeyecek miydim? O kadar para vermiştim halbuki!

 

Elbiseler… Şu moda elbiseler… Binlerce instagram mağazasında efil efil uçuşan kargo bedava elbiseler… Dolabımda mı kalacaklar? Bana şuan hiç mi faydası dokunmayacak

 

Envayi çeşit yemek tarifleri…

 

Hepiniz bir yere kadarmışsınız…

 

Dünyada neleri istediğimize bakalım. İnançlıysak ölümden sonraki hayata da inanıyoruz. Peki neden sadece bu dünya için harcamalar yapıyoruz? Şu dünya sınav değil mi? Hangi sınavda süre bu kadar uzatıldı? Hangi sınavda defalarca kuralları çiğnediğin halde sınav gözetmeni tarafından atılmadın? Hangi sınavda etrafındakiler bu kadar kopya verdi sana?

 

Şuan kendinizi havada düşünün ve uçağınız düşüyor. Aşağıda neler bırakmak isterdiniz?

 

Her ay yine ayakkabı al ama kendine değil, Türkiye’de kaç milyon yoksul var? Yoksullara ulaşan yardım dernekleri var? Bir kere de çocuk ayakkabısı al ve ihtiyaç sahibine ver. Bak bakalım ayağına geçirdiğin ayakkabı mı seni daha mutlu ediyor? Bir çocuğun gülümsemesi mi?  Aşağıda deri papuçlarını mı bırakmak istersin, bir çocuğun gülümsemesini mi?

 

Aşağıda tıka basa dolu dolap mı bırakmak istiyoruz? Şahsen öldükten sonra arkamda rahmetlinin de bir iki parçasından başka hiçbir şeyi yokmuş demelerini ne çok isterim…

 

Canan Karatayvarilik yapalım…

 

Ah dünya… Beyaz şeker gibisin çok lezzetlisin ama zehirsin…

 

Değerli okuyucu sözlerimi noktalarken bir sualle tekrarlıyorum:

 

Telefonunda sen öldükten sonra bakmalarından çekindiğin kareler mi var? Hemen silmeye koyul, uçağının düşmesini bekleme…

 

Aslında hepimizin uçağı aşağı doğru düşüyor… Ecele yaklaşıyoruz. Kimimizinki yarın yere çakılacak, kimimizinki 5-10-15 yıl sonra…  Gerçek şu ki hiçbirimizin uçağı havada kalmayacak bir gün iniş yapacak… o halde neden şimdiden inişe hazırlanmayalım?

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !