24 Eylül 2018 Pazartesi Saat:
18:50
19-02-2018
  

Ufak Tefek Tavizler!

Şeytan, insanı yavaş yavaş bozar, cani eder, hain eder sonra da çekip gider...

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Üstad Mesud Ali

 

Şeytan'ın siyaseti şöyledir: İnsanı yavaş yavaş bozar, cani eder, hain eder.

 

Hiç şüphe yok; Şeytan bilir, kendisi üstattır. Pat diye gelip de sana "Puta tap, zina et, komşunun duvarından atla" dese kimsenin ona kanmayacağı açıktır. En azından iman ehli kimseler ilk günden ona bu söylemlerle aldanmaz.

 

Peki, nasıl söylüyor? Yavaş yavaş, sabırla... Çok sabırlıdır o. Önce insanı birazla kandırır. Biraza inandırır. Kötüler evvelden beri kötü değillerdir. Önce birazcı olurlar, sonra kötü olurlar. Nasıl yani? Şöyle ki: Önce gelir, seni mekruhlarla kandırır; şüpheli şeylerle aldatır. "Falan şey haram değil ya, mekruhtur; bir kereden bir şey olmaz, yap gitsin!" der. "Falan film biraz sakıncalı, bir şey olmaz; falan müzik biraz sakıncalı, bir şey olmaz; falan yemek biraz sakıncalı, bir şey olmaz!" Hep sana bunları yaptırır. Önce birazlarla yaklaşır. Böylece inancının üst sınırlarını yavaş yavaş alçaltır. Seni sıradanlaştırır. Cehennem uçurumuna yaklaştırır. Kenarda yürütür. Her an uçuruma yuvarlanabilirsin...

 

Birazla yetinen kimse hep böyledir. Bazen bize soruyorlar: Hocam, falan müziği dinlemenin ne gibi bir sakıncası olabilir ki? Mesela rahatlatıcı bir müzik... Onu dinleyip sakinleşmek fena mı?

 

Bu müziğin helal olduğunu var sayarak bunları söylüyorum.

 

Bazen bir veya birkaç kez bir müzik kulağınıza çalınırsa bunda sakınca yok, helaldir. Ama kendini müzikle rahatlatmaya, onunla huzur bulmaya alıştırma. Neden mesela güzel Kuran tilavetlerinde huzur aramayasın? Neden kendini aşağı çekiyorsun, neden dindarlığını sıradanlaştırıyorsun? Taşı sıksak caiz olabileceğini söyleyebileceğimiz basit bir şey yüzünden koca inancını sarsmaya ne gerek var? Neden kendini o küçük şeyle zayıflatıyorsun?

 

-Neden hocam, ne sakıncası var?

 

-Sakıncası şu ki yüksekten uçuyordun, şimdi alçalmaya başladın. Pilot irtifayı düşürür de yoluna öyle devam ederse her an dağa çarpması kaçınılmazdır. Her an kendini kaybedebilirsin. Neden taviz veriyorsun? Yüksel!..

 

Şimdi bazıları diyecek ki: Hocam, neden helal olan şeyleri bizden uzaklaştırıyorsunuz? Allah'ın helali helal değil mi?..

 

Elbette... Ama konu bu değil. Eğer biz haram olan lezzetleri zaten yasaklamışken helali de yasaklarsak gençler er ya da isyan eder. "Bu, ne biçim din?" der. Her şeyi yasaklayan din, din olabilir mi? Tam tersi, bizim üstatlarımızın tavsiyeleri de budur. Derler ki: Helal olan lezzetlerden yararlanın ki haramlarla mücadele edebilesiniz. Kimse helali haram yapmıyor.

 

Nitekim Kuran da buna karşıdır: "De ki: Allah’ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış? De ki: Bunlar, dünya hayatında müminler içindir." (Araf, 32)

 

Ama konumuz bu değil. Konumuz şu ki: Kendine dön ve sor. Gerçekten de dini hassasiyetlerin zayıflamış mı, zayıflamamış mı? Duyarsızlık var mı, yok mu? İşte konumuz bu... Dininden taviz vermeye başlamış olman... Yani Şeytan'ın tuzaklarına yakın olman, her an uçurumdan yuvarlanabilme riski taşıman, her an dağa toslayabilir olman!.. Hem de ne yüzünden? Ufak tefek tavizler yüzünden!..

 

Konu şu ki: Böyle bir duruma gelmişsen ey genç, çabuk kendine gel ve yükseğe tırman... Derhal yükselişe geç! Yoksa risk altındasın ve her an bir dağa toslayabilirsin!

 

Ahlak Kütüphanesi

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler