25 Ağustos 2019 Pazar Saat:
14:44

Ümmet'in Şahidi

12-01-2015 07:15


 

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

''O, bir mabuttur ki Bilgisiz (Mekkeli) ler içinden, kendi cinslerinden bir peygamber göndermiştir; onlara ayetlerini okumaktadır ve onları tertemiz bir hale getirmektedir ve onlara kitabı ve şeriatların hikmetlerini öğretmektedir ve bundan önce onlar, elbette apaçık bir sapıklık içindeydiler.'' Cuma / 2

 

Fahri kâinat Hz. Resulüllah (s.a.a) ve velayetin altıncı güneşi Hz. İmam Cafer Sadık'ın (a.s) mübarek veladet yıldönümü ve vahdet haftası başta İmam-ı Zaman Hz. Mehdi (af), veliyyi emri müslimin ve bütün Müslümanlara tebrik arz eder, bu kutlu veladet önce Hz. İmam Mehdi'nin (af) zuhuruna, İslam ümmetinin ve bütün mazlum halkların, Emperyalist, Siyonist ve onların zalim terör çetelerinin zulüm ve cinayetlerinden kurtulmasına vesile olmasını cenabı haktan niyaz ederim.

 

Hz. Resulüllah (s.a.a) Doğru Yolun Ana Kaynağıdır

 

Hz. Resulüllah'ın (s.a.a) davet ve davete itaat etmenin özelliğini Kuran-ı Kerim şöyle buyuruyor: ''De ki: işte bu, benim yolum; ben de can gözüm açık olarak sizi Allah'a çağırmadayım, bana uyanlar da o çeşit çağırmada ve Allah'ı tenzih ederim ve ben müşriklerden değilim.'' Yusuf / 108

 

Ayetin anlamı şu; söyle: Ben ve ümmetimden bana itaat eden akıllı müminler, ilim, amel, basiret ve algılama yolu ile insanları Allah'a davet etmekteyiz, bu yol doğru yoludur. Dolayısıyla Hz. Resulüllah (s.a.a) bu yolun ana kaynağıdır. Bu konuda kuran-ı Kerim şöyle buyuruyor:

 

''..And olsun, beyanında hikmet, hükmünde metanet olan Kuran'a; Şüphe yok ki sen, gönderilenlerdensin elbette; Doğru bir yoldasın. '' Yasin / 1-4

 

Ayet-i Kerime Hz. Resulüllah'ı (s.a.a) doğruların ana kaynağı (Sırat'ı Müstakim) olarak vurgu yapmaktadır.

 

''Sen yapış sana vahiy edilene, şüphe yok ki doğru yoldasın sen.'' Zuhruf / 43

 

''Allah'ın Resulü de içinizde. Kim Allah'a sımsıkı yapışırsa şüphe yok ki o, dosdoğru yola sevk edilmiştir.'' Al-i İmran / 101

 

Hz. Rseulüllah'ın (s.a.a) mübarek varlığının özelliği kendisinin doğru yol olmasıdır. Dolayısıyla Allah ısrarla buyuruyor ''sen yapış sana vahiy edilene, şüphe yok ki doğru yoldasın sen'' maalesef çok az bir insan gurubu sırat'ı müstakim'in kıldan ince ve kılıçtan keskin olduğunu anlayabilmiştir.'' Hadis-i Şerif de şöyle buyuruyor: "İnsanların en yiğidi büyük cihattta heva ve hevesini dizginleyen kimsedir.'' Ancak böylesi bir kimse sırat köprüsünden geçebilir, hikmet kanunlarının incelenmesi için akıl ve amelin beraber bir insanda birikim yapması gerekiyor ki kıldan ince ve kılıçtan keskin olan kılıçtan korkmaması gerekiyor, İmam Ali (a.s)  Hz. Resulullah'ın (s.a.a) canı nispetindedir buyuruyor: ''Ben Allah'ın doğru yoluyum'' Çünkü Hz. Resulüllah'ın kendisi doğru yoldur ve ana kaynaktır. Bu yol yerden, gökten ve herhangi bir mekânla kaplanan yol değildir.

 

''Ey inananlar, siz, kendinize bakın; doğru yolu buldunuzsa sapık kişi, size bir zarar veremez. Hepinizin de dönüp varacağı yer, Allah tapısıdır ve o mutlaka yaptığınız şeyleri bildirir size.'' Maide 7 105

 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Tanımlanması

 

Allah! Hz. peygamber'in sıfatını Kuran-ı Kerim de şöyle tanıtmaktadır: ''Ey peygamber, gerçekten de seni, bir tanık, bir müjdeci ve bir korkutucu olarak gönderdik ve izniyle, halkı Allah'a davetçi ve aydınlatıcı bir ışık olarak yolladık.'' Ahzab / 45,46

 

Allah! Kuran-ı Kerim'de bütün peygamberleri kendi isimleriyle çağırmaktadır. Ya Musa, Ya İsa, Ya Davud, ama Hz. Resulüllah'ı (s.a.a) en uygun lakabıyla çağırmaktadır. Kuran birçok sıfatla o hazreti çağırmaktadır. ''Ve biz, seni bütün insanlara, ancak müjdeci ve korkutucu olarak gönderdik ve fakat insanların çoğu bilmez.''  Sebe / 28

 

Yani ey Habibim ben seni bütün insanlık için davet edici, müjdeleyici, korkutucu, nazir ve şahit olarak görevlendirdim ve aydınlatıcı bir nur karar kıldım.  Ve sen bir rahmetsin. Kuran-ı Kerim şöyle buyuruyor: ''Ve biz seni, ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.'' Enbiya / 107

 

Ey Allah'ın Resulü sen kıyamet gününe kadar tüm zaman ve çağların peygamberisin, hiç bir toplum ve ümmet senin risaletinin dışında yaratılmamıştır. Dolayısıyla sen insanların yaptıkları bütün amellere nazir ve şahitsin, çünkü sen insanların tekamüle ulaşması için seçilmiş bir meşalesin ve sen insanların ahlakı, itikatı ve yaptıkları bütün iyi ve kötü amelleri görmektesin, kıyamet günü bunların hepsine şahitlik edeceksin, siz tıpkı normal insanların birbirlerinin yanında yaptıkları şeyleri görmüş canlı şahit oldukları gibi, sen gaybi ilmin sayesinde her şeyden haberdar olarak insanların kalplerinde ki gizlilikleri ve ümmetin yaptıklarına şahitlik yapacaksın.

 

İnsan öyle bir makama ulaşmaktadır ki insanın aklından, düşüncesinden ve kalbinden geçen her şeyi bilmektedir. Ve kıyamet günü bütün bunların hepsine şahadetlik yapmaktadır. dolayısıyla tekamüle ermiş bir insan Allah'ın halifesi makamına ulaşıyor ve Onun emirlerine kayıtsız şartsız itaat etme şerefine naiı oluyor.

 

Kur'an tabiriyle ''Enfusena ve Enfusekum'' yani İmam Ali (a.s) Hz. Resulullah'ın canı olarak tanıtmıştır, İmam Ali (a.s) şöyle buyuruyor: ''Hz. Resulüllah (s.a.a) kıyamet günü ilahi mahkemesinin canlı şahidi olarak bütün insanların yaptıkları amellerine şahitlik edecektir.

 

İnsanların yaptıkları amelleri, yaşadığı itikadı ve ahlakını göremiyorsa kıyamet günü ona nasıl şahitlik edecektir, çünkü Allah Resulüllah'ı (s.a.a) kıyamet günü bütün insanların yaptıklarına şahitlik edeceğini buyurmuştur.

 

Evet Hz. Resulullah (s.a.a) dünyada ve ahirette bütün peygamberlerin, bütün insanlığın ve özellikle kendi ümmetinin yaptıklarına nazir ve şahit olacaktır.

 

Bütün bu ayetlerden anlaşılıyor ki Hz. Resulullah (s.a.a) ümmet için hem dünyada hem de ahirette kendisine yakışır bir davranışla ümmetin kurtuluşu için gereken çabayı göstermektedir. Peki ümmet ne yaptı? 1445 yıldır ümmet salla başını al maaşını misali birbirlerini yok etmek için her dönemde ki Emperyalist güçlerin maşası olarak kendi peygamberine, Kitabına, Dinine ve Dinin getirdiği şeriata karşı savaş açarak birbirlerini yok etmek için mücadele ettiler, ne acıdır ki o günden bu güne kadar olan süreçte öldürten zalim Emperyalist ve Siyonist çeteler, öldüren onlara satılmış İslam ülkelerinin başında bulunan ameli inkârcı devlet idarecileri ve bunların elinde yetiştirilip piyasaya sürülen vahşi ve cani terör gurupları, bugün İslam toplumunu idare eden beşeri sistemler Laik, Demokrasi, Krallık, Padişahlık ve liberal sosyal devlet denilen Şeytan yavruları ümmeti itikat, Ahlak, Kültürel, sosyal, ekonomi ve siyasi olarak yok etmek için hiç bir fedakârlıktan kaçınmadılar. Geleceğe ümitle bakmak isteyen yeni nesli alkol, esrar, eroin, kokain, fuhuş ve uyuşturucu kulandırılıp uyuşturularak bütün insani değerlerini yok ettiler.

 

Vesselamu Aleykum Varehmetullah-i Veberekatuh-u

 

Ellahumme eccil liveliyyike-l Ferec

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !