25 Ağustos 2019 Pazar Saat:
14:46

Vaat Edilmiş Topraklar

02-06-2019 03:50


 

 

 

 

 

Kendilerini üstün ırk olarak gören Yahudiler, Allah’ın özel kulları olduklarına inanırlar ve kendileri dışındaki tüm insanları, kendilerine köle ve hizmetçi olarak görürler. Aynı şekilde Yahudi inancında Vaat Edilmiş Topraklar (Arz-ı Mev’ud) inancı vardır. Vaat edilen topraklar nedir? Yahudilik inancına göre Allah-u Teâlâ, yeryüzündeki bir bölgeyi İlahi olarak Yahudi’lere özel kılmıştır ve bu bölge kıyamete kadar Yahudi’lerin olacaktır. Bu inanca göre, İbri kabilelerin babası olan Hz. İbrahim, ailesi ve kabilesiyle beraber Filistin’e doğru yola çıktı. Allah-u Teâlâ, ona ve evlatlarına, bu toprakların onların soyuna bağışladığını müjdeledi. Yani bu topraklar Hz. İbrahim’in soyuna vaat edilmiştir. Hz. İbrahim’den sonra Hz. Musa’nın gelmesi ve Yahudi kavminin Firavun’un elinden kurtulması olayından sonra bu ilahi anlaşma üzerine Hz. Musa, bütün İbri kabilelere Mısır’dan Ken’an bölgesine, yani bugünkü Filistin’e göç etmeleri emrini vermiştir. Bu toprakların sokaklarında peygamberler yıllarca insanlara nasihat etmişlerdir. Yahudilik dini ve medeniyeti orada gelişmiş ve şekillenmiştir. Bu şekilde bu topraklar, Yahudiliğin bir parçası haline geldi.

 

Yahudi’lerin kutsal kitabı Tevrat’ta da bu inanç, yani vaat edilen topraklar konusu geçmektedir. Bunlara birkaç örnek verelim:

 

Tevrat’ta (عهد عتیق) Vaat Edilen Topraklar

 

Tevrat’ın bazı yerlerinde bu toprakların Yahudilere bağışlandığı geçmektedir:

 

1- Allah-u Teâlâ, İbrahim’e zahir olarak buyurdu ki: Ben, bu toprakları senin soyuna bağışlayacağım. (Tekvin veya YaratılışBölümü; 7:12)

 

2- O gün Allah, Hz. İbrahim’le anlaşma yaparak şöyle buyurdu: Ben, Mısır’dan Fırat Nehrine kadar olan bu toprakları senin soyuna bağışladım. (Tekvin veya YaratılışBölümü; 18:15)

 

3- Allah, Hz. İbrahim’e zahir olarak şöyle buyurdu: Eğer benim sözümü dinler ve itaat edersen, seninle birlikte olurum ve sana bereket veririm. Bütün bu toprakları sana ve senin soyuna bağışlarım. (Tekvin veya Yaratılış, 2:26)

 

4- Allah-u Teâlâ Hz. Musa’ya dedi: Mısır’dan çıkartmış olduğun bu kavmi, İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a vaat ettiğimiz topraklara doğru götür. Çünkü onlara, bu toprakları onların soyuna bağışlayacağız diye söz verdik. (Huruç-Çıkış, 1:33)  

 

5- Allah-u Teâlâ Hz. Musa’ya buyurdu: İbrahim, İshak ve Yakup’a, evlatlarınıza bağışlayacağım diye vaat ettiğim topraklar burasıdır. (Tesniye veya Yasa, 4:34)

 

Tevrat’ta buna benzer ayetler çoktur. Kısacası bu topraklar, Yahudilerin olmazsa olmazlarıdır. Yahudiler tarih boyunca sürekli bu toprakların hayaliyle yaşamışlardır. Farklı delillerle bu topraklardan (Filistin) uzak kaldıklarında ise ayrılık acısından sürekli ağladılar, geri dönmek için dualar ettiler ve sürekli bunun çabası ve gayretinde oldular.    

 

Yahudiler İçin Vaat Edilen Toprakların Önemi

 

Bu topraklar Yahudiler için o kadar önemli ki inançlarında orada yaşamak imanın şartı olarak bilmektedirler.

 

(Yahudiler, yazılı Tevrat’ın yanında ayrıca Allah tarafından Hazret-i Musa’ya indirilmiş sözlü bir vahiy bulunduğunu söylerler ki o da Talmut’tur.) Talmut’ta şöyle geçer: “Vaat edilen topraklarda yaşayan kimse mümin sayılır ve kim de onun dışında yaşarsa Allah onun yanında olmaz.”

 

İslam Açısından Vaat Edilmiş Topraklar

 

Elbette Müslümanlar ve İslam açısından bu topraklar mukaddestir. Peygamber Efendimizin miraç olayını anlatan İsra Suresi’nin birinci ayetinde şöyle geçer:

 

سُبْحَانَ الَّذٖى اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ

 

“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

 

Mescid-i Aksa ve etrafı berketli ve mübarek kılınmıştır. Mescid-i Aksa, İslam’daki üç önemli mescitten birisidir. Bu üç mescidin birincisi Mescid-i Harâm (Kâbe), ikincisi Mescid-i Nebevî, üçüncüsü ise Mescid-i Aksâ'dır. Hadislerde geçtiği üzere bu mescitte kılan bir rekattalık namazın bin rekat değeri ve sevabı vardır. Peygamberimiz (s.a.a) buradan miraca çıkmıştır. Yani bu topraklar sadece Yahudiler için değil, Müslümanlar için de kutsaldır.

 

Kur’an-ı Kerim’de Hz. Musa’nın Yahudi kavmiyle bu topraklara gelişinden şöyle bahseder: Maide/21

 

يَا قَوْمِ ادْخُلُوا الْاَرْضَ الْمُقَدَّسَةَ الَّتٖى كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ وَلَا تَرْتَدُّوا عَلٰى اَدْبَارِكُمْ فَتَنْقَلِبُوا خَاسِرٖينَ

 

“Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”

 

Bu ayette Allah-u Teala Ben-i İsrail’e bu topraklar size yazıldı, girin buraya, burada yaşamaya devam edin ve buradan çıkmayın denmektedir. “كَتَبَ اللّٰهُ لَكُمْ” “Allah size yazdı” yani burada yaşmanızı size farz kıldı. Kur’an-ı Kerim’de “كَتَبَ” yani yazıldı tabiri, farz kılındı anlamına gelir. Oruç ayetinde olduğu gibi; oruç ayetinde de “يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ” “Oruç, sizden öncekilere yazıldığı (farz kılındığı) gibi size de yazıldı (farz kılındı.)” Bakara/183

 

Burada yaşamaları onlara farz kılındı; ama sabırla, huzur içinde, zulümde bulunmadan, mümin olarak burada yaşamaları emredildi.  

 

Araf/128:

قَالَ مُوسٰى لِقَوْمِهِ اسْتَعٖينُوا بِاللّٰهِ وَاصْبِرُوا اِنَّ الْاَرْضَ لِلّٰهِ يُورِثُهَا مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهٖ وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقٖينَ

 

“Mûsâ, kavmine, "Allah'tan yardım isteyin ve sabredin. Şüphesiz yeryüzü Allah'ındır. Ona, kullarından dilediğini mirasçı kılar. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi.”

 

Yani bu topraklar Allah’a aittir ve Allah da istediğine verir. Eğer Allah’tan sakınırsanız ve takvalı olursanız burada kalabilirsiniz. Bu topraklarda yaşama şartı, takvalı olmaktır. Takvalı olmayan toplumların bu topraklarda yaşama izni yoktur. 

 

Bu topraklardaki mücadelenin sonucunda takva sahipleri kazanacaktır. Allah bu ayette bu toprakların takva sahiplerine geçeceğini müjdelemektedir. Bu, İlahi bir müjdedir. İsrail’in oradan çıkması için toplum bazında bütün Müslümanların, özellik de o bölge Müslümanlarının takvalı olma yolunda gayret göstermeleri gerekir. Çünkü Allah’ın vaadi, gerçek manada mümin ve muttaki olan kullaradır.

 

Hatta Yahudiler bu topraklarda yaşamaya başladıktan sonra işledikleri günah ve şirk yüzünden, takvalı olmadıkları için bu topraklar onlara 40 yıl haram edilmiş ve oradan 40 yıl uzaklaştırılmışlardır. Maide/26:

 

قَالَ فَاِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ اَرْبَعٖينَ سَنَةً يَتٖيهُونَ فِى الْاَرْضِ فَلَا تَاْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٖينَ

 

“Allah, şöyle dedi: "O hâlde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme.”

 

Sonuç: Yahudiler, kendilerini Dünya’nın efendisi olarak ve bu toprakların sahibi olarak görmekteler. Bu toprakların Allah tarafından onlara vaat edildiğine ve bu topraklarda yaşamayı, imanın şartı olduğuna inanmaktadırlar. Bu vaat edilen topraklar, yani Arz-ı Mev’ud, Nil’den Fırat’a kadar olan bölgedir ki bu topraklar Filistin’i de içine alır. İsrail’in asıl hedefi ne pahasına olursa olsun bu bölgeleri ele geçirmektir. Sadece Filistin değil, Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları ele geçirme hedefini gütmektedirler. Bu hedefleri, bölge ülkelerinin hepsini etkilemektedir.

 

Türkiye’miz açısından baktığımız da güneydeki bazı topraklarımız bu hedefin içine girmektedir. Ortadoğu’da Amerika eliyle terör gruplarının desteklenmesi de bu hedefler içindir. Yahudi’lerin dünya sermayesini ellerinde bulundurmaları da bu konuda onları cesaretlendirmektedir. Bu yüzden bölge ülkelerinin sürekli uyanık olmaları gerekir. İsrail ve Amerika, bu bölge hakkında nasıl yaklaşırlarsa yaklaşsınlar, asıl hedefleri bu toprakları Yahudi’lere teslim etmektir. Bütün bölge ülkeleri bunun farkında olması gerekir. Ama inşallah, Allah’ın vermiş olduğu İlahi vaat üzerine bu topraklar gerçek mümin ve takva sahibi kimselerin eline geçecektir.

 

Bu İlahi vaatten dolayı Elhamdulillahi Rabbi’l Alemin…     

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !