07 Ağustos 2020 Cuma Saat:
00:16
12-02-2020
  

Vahhabilik ve İçten Çöküş

İslam düşmanları; On iki İmam Şiası ve Vahhabiler arasında fitneler çıkarma peşindeler...

Facebook da Paylaş

 

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Dr. İ'sam Ali Yahya el-İmad

 

(Bu yazı Dr. İsam Ali Yahya el-İmad'ın Vahhabi olduğu dönemde başından geçenler ve Ehl-i Beyt Mektebi ile tanıştıktan sonra yaşadıklarının bir tahlili olan "Vahhabilik ve İçten Çöküş" adlı Türkçe çevirisi yapılmış ama henüz basımı gerçekleşmemiş kitabın giriş bölümüdür.)

 

İslam ümmeti gerçekten zor bir dönemden geçmektedir. Çünkü İslam düşmanları; On iki İmam Şiası ve Vahhabiler arasında fitneler çıkarma peşindeler ve bunu da her fırsatta yapıyorlar. Elbette, bu dine gerçekten gönül verenler de, bu fitnelerden kurtulma yollarını aramıyor değiller. Bu sorun, yani Vahhabiler ve On İki İmam Şiası arasındaki vahdet problemi İslam'ın başlıca ana konularından birisidir.

 

Öte yandan ben ve günümüz Vahhabi dünyasının önde gelen isimlerinden biri olan Osman el-Hamis arasında geçen tartışma ve konuşmaları konu alan “el-Zilzal İntisaru'l Hak” adlı kitap ve onun yanı sıra “Minhacu's-Sahih ve'l Cedid fil Hivar ma’al Vahhabiyyun” kitabı da bu konuya değinmektedir.

 

Siz değerli okuyuculardan yalnızca şunu istiyorum; bu yazıyı okurken iyice düşünmeniz ve sonuna kadar sabretmeniz. Çünkü kitap içinde geçen konular; zamanında Vahhabi iken Caferi olan ve yıllarca Vahhabilerle konuşulup tartışılan tecrübelerin eseridir. Ve sanırım bu kitabı biraz daha dikkatle incelersek; benim, Şeyh Muhammed bin Abdulvahhab’ın düşüncelerini kendi içinden eleştirdiğimi de anlayacağız. Şunu da belirtmek istiyorum; Şeyh Abdulvahhab’ın ideolojisini eleştirmenin en uygun yolu kendi içindendir, dışarıdan değil.

 

Şeyh’i eleştirmenin en uygun yolu dışarıdan olamaz derken; Şeyh Abdulvahhab karşıtları olarak bilinen Şiiler ve Sufiyye’yi ve içten eleştiride de, Vahhabiliğin bazı önemli isimleri ve İhvanu'l Müslimin’in yaptığı eleştirileri kastediyorum.

 

Doğrusu biz, bazı Şii ve Sufilerin Abdulvahhab’ı eleştirirken izledikleri yolu hiç de uygun bulmuyoruz. Çünkü bu tarz eleştiriler; Vahhabileri yoldan çıkmış gösteriyor ve Şiilerle Vahhabiler arasında olabilecek birlikteliği de yok ediyor.

 

Bazı Şiilerin Vahhabi kardeşlerimiz hakkında hiç de iyi düşünmediklerini ve onları Hak düşmanı olarak gördüklerini de çok iyi biliyoruz. Hâlbuki böyle bir yaklaşım, Vahhabiler adına büyük bir zulümdür. Biz daha önce Vahhabi idik ve Hak ile tanıştık sonra da Caferi olduk... Ve birçok Vahhabi kardeşlerimizi tanıyorum ki; Vahhabiliği bırakıp Hakkı kabullendiler.

 

Şeyh için yapılan “İçsel eleştiriler” taraftarlarının hüsn-ü zan ve iyi niyetiyle ortaya konulmuş ve onları gerçeğe yöneltmek ve yaklaştırmak çabasından ibarettir. Ama “Dışsal eleştiriler” temelinde Şeyh taraftarlarını doğru yoldan alıkoymak ve uzaklaştırmak üzere kurulmuştur. Aslında benim Caferiliğe ilk adımı attığım andan beri yaptığım tek şey; On İki İmam Şiiliği ile Vahhabiliği yakınlaştırmak olmuştur. Nedeni de; bu iki büyük mezhep arasında olan çatışmanın gerçek sebebinin bazı gizli eller tarafından çıkarıldığını ve İslam dünyası içindeki birliğin yok edilmek istendiğini bilmemdir.

 

Bu yazıda, Vahhabi düşünce yapısının temeline yerleşmiş konuları irdeleyip, onların zihinlerinde soru işaretleri oluşturmak ve aynı zamanda hiç bir hassasiyet ve nefret uyandırmadan yeni bir metot bulma peşindeyim.

 

Şimdi sizlere Vahhabileri içten eleştirme konusunda iki gerçeği anlatmak istiyorum.

 

Birinci Gerçek;Vahhabiliğin kendileri tarafından eleştirilmesi, birçok Vahhabi bilginini ya bu mezhepten uzaklaşmaya yöneltmiş ya da en azından aşırılıcılıktan kurtarmıştır.

 

İkinci Gerçek;İhvan-i Müslimin’in, Vahhabiliğe karşı yapmış olduğu eleştiri ve tenkitler de çok etkili olmuştur. En azından Müslüman Kardeşler grubu diğerlerine nazaran onlara daha yakınlardı ve Vahhabi karşıtı olarak da sayılmıyorlardı.

 

Sayın okuyucularımız da; bu yazı içerisinde benim iki grup yazar kadrosundan yararlandığımı anlayacaklardır. Bunlardan ilki; Vahhabi yazarlar ve İkincisi de; İhvan-i Müslim’in yazarlarından olan Sait Havva, Seyyid Kutub ve Hasan el Benna’dır.

 

XX. yüzyılın ikinci yarısında şekillenmeye başlayan İslami hareket ve özellikle de İhvan-i Müslimin, Vahhabi düşünce yapısını çok etkilemiştir. Ama şunu da belirtmekte fayda var; İhvan-i Müslimin’in Vahhabi ideolojiye olan etkisi, Vahhabiliğin onlara olan etkisinden daha fazladır.

 

Burada bilmemiz gereken önemli bir konu da; Vahhabilerin, On iki İmam Şiası düşmanı olmadıklarıdır. Gerçekten onlar; Caferi mezhebini tam manasıyla tanısalar kuşkusuz hiç tereddüt etmeden ona uyacaklardır. Öyleyse bizim yapmamız gereken de, ılımlı yazar ve eleştirmenler gibi Vahhabi düşüncesini eleştirmek olmalı. Aynı zamanda bizlerin Vahhabileri cezp etmek için Hasan el Benna, Seyyid Kutub, Muhammed Gazali ve Sait Havva gibi diğer Müslüman Kardeşler grubuna mensup kişilerin de tecrübelerinden mutlaka yararlanmamız gerekmektedir. Vahhabi düşünce yapısını aşırıcılıktan uzak tutup kurtarmak için sanırım çok çaba harcamalı ve sabretmeliyiz.

 

Yüce Allah’tan bizleri başı dik ve başarılı kılmasını temenni ediyorum. Şüphesiz O işiten ve dualara icabet edendir.

 

 

el-İmad Kimdir?

 

Allame Ali Yahya el-İmad’ın oğlu olan Dr. İ’sam, 1968 senesinde Yemen’in İbb eyaletine bağlı es-Sibar’da dünyaya geldi. es-Sibar kenti, İbb eyaletinde Vahhabiliğin merkezi olarak ün yapmış meşhur bir yerdir. el-İmad ailesinde Vahhabi mezhebine ilgi 200 yıldan fazla bir maziye sahiptir. Amcası Şeyh Abdurrahman el-İmad, Yemen’in en büyük Selefi ve Vahhabi âlimlerinden biri olarak kabul görmektedir.

 

Dr. İ'sam el-İmad, amcası Şeyh Abdurrahman el-İmad’ın yanında eğitim görmüş; bu vesileyle Selefi ve Vahhabi düşünce yapısını benimsemiştir. Dr. İ’sam, amcası sayesinde İbn-i Teymiyye’nin kitaplarıyla, özellikle de “Minhac us- Senet” adlı kitabıyla tanışmıştır. Dr. Adil Ahmed el-İmad (Dr. İ’sam’ın amca oğlu) ailenin önde gelen tanınmış Vahhabilerindendir. Aynı zamanda Dr. İ’sam’ın kız kardeşlerinden olan Dr. Büşra ve Dr. Hüda el-İmad Yemen Vahhabi üniversitelerinde öğretim üyesi olarak ders vermektedirler. Dr. İ’sam’ın ailesi Yemen’in köklü ve saygın ailelerinden biri olmasının yanı sıra siyasi ve dini açıdan da saygın bir ailedir.

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler