22 Eylül 2018 Cumartesi Saat:
20:11
24-05-2018
  

Vahiy Öğretileri

Ramazan ayı, cismimizi ve ruhumuzu ilahi rahmet rüzgârına teslim etmek için emsalsiz bir fırsattır.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

Güncel yaşamın tüm çekişmeleri ve gürültülü anları içinde mübarek Ramazan ayı gibi bir ay, cismimizi ve ruhumuzu ilahi rahmet rüzgârına teslim etmek için emsalsiz bir fırsattır.

Evet, Ramazan ayı bir kez daha geldi ve kapılarımızı çaldı. Bu bereketli ve rahmet dolu ay varlığı ile çölleşen gönüllerimize rahmet ve tazelik yağmuru yağdırıyor. O zaman gelin hep birlikte yüce Allah’ın nimet dolu sofrasına oturalım ve kalplerimizi ilahi rahmete açalım.

Ey yüce Rabbimiz, bizlere bir kez daha bu mübarek ayda senin sofrana oturmayı nasip ettiğin için binlerce kez şükürler olsun.

Mübarek Ramazan ayı aynı zamanda Kur'an'ı Kerim baharıdır, çünkü Kur’an’ı Kerim hakikati bu ayda bir arada ve bir anda İslam peygamberinin (s.a.a) mübarek kalbine nazil olmuştur.

Mübarek Ramazan ayında en seçkin adetlerden biri Kur'an'ı Kerim ile alışmak, ayetlerini tilavet ederek üzerinde derin derin düşünmektir. Subhan Allah Kur'an'ı Kerim’in kalplere şifa ve iman ehline rahmet olduğunu buyuruyor. Bu kitap sayesinde hak ve hakikati arayanlar selamet yoluna hidayete eriyor ve kalpleri hikmet ve marifet nuru ile aydınlanıyor. Biz de bu bereket ve rahmet dolu ayı fırsat bilerek siz değerli dostlarımıza Kur'an'ı Kerim’den bazı hikmet dolu ayetleri aktarmaya ve bu semavi kitaptan güzel noktaları anlatmaya karar verdik. Naçizane de olsa, çabamızın Ramazan ayının bereketi sayesinde Kur'an'ı Kerim ile alışma yolunda bir başlangıç olmasını niyaz ediyoruz.

Yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in Lokman suresinin 2. Ayetinde bu kitabı şöyle vasfediyor: İşte bu ayetler, hikmet dolu Kitap’ın ayetleridir. Hikmet sözcüğünün derin anlamı söz konusudur. Hikmet, kalıcı ve aydın ve yararlı olan ve değişmeyen ve sapmayan söz ve ilime denir. İşte bu yüzden her zaman insanların işine yarayan ve zaman ve mekândan bağımsız olan ilimlere hikmet adı verilir. Hikmet dolu kitaptan maksat, baştanbaşa hikmetli ve akılcı sözler içeren kitaptır. Hikmetli kelam ve hikmetli kitap derken, içinde hiç bir zafiyet veya eksiklik göze çarpmayan kelam ve kitap kastedilir. Dolaysıyla Kur'an'ı Kerim içeriğinin güçlü olması itibarı ile hikmetli kitaptır, çünkü bu kitapta batıla asla yer yoktur ve kendiliğinden her türlü hurafe ve Batılı uzaklaştırır ve hak yolundan başka hiç bir şeye davet etmez.

Kur'an'ı Kerim’e hikmetli kitap demenin bir sebebi de, bu kitabın hikmetli bir bilgin gibi konuşmadığı halde bin bir dille konuşan, öğreten, nasihat eden, teşvik eden, uyaran ve ibret dolu öyküler anlatan bir kitap olmasıdır. Hikmetli kitap hem program sunar, hem yol gösterir. O zaman Kur'an'ı Kerim ancak insanlar bu kitabın programlarını, talimini, tavsiyelerin ve nasihatlerini kullandığı takdirde hikmetini ortaya koyabilir. Bu da ancak insanlar inanç ve amellerini Kur'an'ı Kerim’in tavsiyeleri doğrultusunda yerine getirdikleri ve pak bir fıtratla bu kitabın karşısına çıktıkları vakit gerçekleşebilir.

İnsanlar Kur'an'ı Kerim nuru sayesinde hakikati bulur ve pratikte kullanır ve bu sayede ilahi sonsuz rahmet ve nimetten yararlanır.

Bilindiği üzere Kur'an'ı Kerim İslam peygamberinin (s.a.a) ebedi mucizesidir. Bu kitap 23 yıl boyunca çeşitli şartlarda ve ihtiyaca göre yavaş yavaş Allah resulüne (sav) nazil oldu ve İslam’ın ahkâmı, maarifi, inanç ve kuralları vahiy yolu ile o hazrete tebliğ edildi, İslam peygamberi (sav) de ilahi kitabın vahiy ayetlerini insanlara tebliğ etti. Ne zaman Kur'an'ı Kerim’den bir ayet nazil olursa Allah resulü (sav) de onları insanlara anlatırdı, böylece hem kendisi ayetleri ezberler ve hem vahiy kâtipleri ayetleri yazardı.

Evet, Kur'an'ı Kerim ayetlerinin yazarları vahiy kâtipleri olarak ün yapmıştı ki aralarında en ünlü olanı Hz. Ali Bin Ebutalib’ti (s.a) Vahiy kâtipleri nazil olan ayetleri o çağın imkânlarına göre ağaçların kabuğuna, kumaş veya hayvan derilerine yazardı. Ayetler nazil oluşuna göre art arda yazılırdı ve ne zaman Bismillahirrahmanırrahim kelimesi gelince, vahiy kâtipleri surenin sona erdiğini ve yeni bir surenin başladığını anlardı. Yani bir surenin ayetleri genellikle sırayla nazil olurdu, ancak bazı durumlarda İslam peygamberi (sav) vahiy yolu ile aldığı talimata göre bir veya bir kaç ayetin falanca surede falanca ayetten önce veya sonra yazılmasını buyururdu.




 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler