11 Aralık 2018 Salı Saat:
22:38

Yönünü Seçmezsen Yolunu Bulamazsın

15-03-2017 08:48


 

 

Din, bir borç mudur yoksa bir adet mi?

 

Din, Ruhsal mıdır yoksa kılgısal mı?

 

Dindar kimse borçlu mudur yoksa adetlere takılı kalmış gelenekselci bir birey mi?

 

Dindar olunca itaat etmek ve kurallara uymak mı gerekir yoksa cezalandırılmaya ve hesaba çekilmeye karşı temkinli olmak mı?

 

Yo, hayır, burada bu sorulara cevap aramayacağız.

 

Olaylara farklı bir açıdan bakmak daha uygun olacaktır.

 

Sanırım hepsinden önemlisi, Dindar'ın, yaşadığı din ile mutlu olup olmadığı meselesidir.

 

Baba ve annelerimizin ki, bu genel manada din ile içli dışlı olan tüm büyüklerimizi kapsar; çok da mutlu olmadıklarını görürüz.

 

Din ile hoş olmayan bir bireyin de; kendi kanından olan evlatlarına hoşlaşmadığı bir inancı aşılaması; 'Yarım doktor candan, yarım molla da imandan eder' sözünün ete kemiğe dökülmüş hali olsa gerek.

 

Dindarların mutluluğunun bir kaç saat hadi bilemedik bir kaç gün sürdüğü bu alemde, dini neden bir mutluluk ve esenlik kaynağı görelim ki?

 

İşin en ilginç yanı ise; her dindarın kendi dininin hak olması çıkmazıdır. Hangi yoğurtçu benim yoğurdum ekşidir der ki?!

 

Demek bir dine inanmak; aklın açıkça kavradığı yanlışları göz ardı etmekmiş meğer.

 

Bilmeyen birisi cahil olma hasebiyle bilen birisinden bilgiyi öğrenmek mecburiyetindedir.

 

Elbette bu mecburiyet; derdi olan kimseler için geçerlidir. Dertsiz kimse zaten bir üst kuşağından kulaktan duyma hikayeler ile yetinmesini bilmiş ve hatta boş vakitlerinde kendisinden de bir şeyler katarak, toplumsal kamuflenin içerisine çoktan girmiştir.

 

Derdi olan kimse ise heyecanla, bilenin peşinden gitmiş ama genellikle istediğini bulamayıp verilen ile yetinmiştir.

 

Anne-babaların engin olmayan din arşivleri yeni yetmeler için başlangıçta dev bir hazine olagelmiş veli zaman akıp gittikçe nihayet onlar da kendi anne-babaları gibi, eski bir hurma salkımının eğri çöpüne benzer bir hale dönmüşler.

 

Ana-babası hatta ebecdadı Hristiyan olan birisinin adet üzere Hristiyan olması, ata-babası Yahudi olanın Yahudi kalması ve Müslüman'ın Müslüman, Hindu'nun Hindu, Katolik'in Katolik, Hanefi'nin Hanefi, Alevi'nin Alevi bir evlada kavuşması hep denk gelen bir rastlantı olmasa gerek.

 

Adetler ve takipler bunu gerektirmektedir. Baskılar veya gözün alıştığı şey buna hükmetmektedir.

 

Bilen kimseye 'Alim' derler lakin her dinin alimi, bir diğer dinin bilginini yalanlar. Hatta mektep ve medresenin yolunu sırf bu yüzden tutarlar.

 

Tutulan bu yolun yani bir başka inanca karşı kendini yetiştirmenin sonucunda ise 'Mutlu İnsan'ı değil; rakip gördüğü diğer inançlara karşı galip gelme hırsıyla dolu ve hatta kibirli kimseleri görmekteyiz.

 

Kucaklaşmayı bilmeyen, mahabbet dolu sözler edemeyen, bir açık bulunca ki; her tarafları açıklarla doludur, hemen o taşı gediğine oturtma aşkıyla yanan kitap yüklü merkeplerdir bunlar.

 

Tüm bunlar ise maalesef tarihin akışına ve tabiatın gidişatına yön veren, zaman gibi önüne geçilemeyen ve âlem gibi ucu bucağı bilinmeyen bir varlığa hükmeden, dini ortaya koyan, hesap gününü elinde tutan yegane varlık olan Allah'ın yolunda yapılmaktadır.

 

İşin içinden çıkılamayacak kadar zor bir görevin insanların omzuna yüklenmesi meselesi ise; işi çığırından çıkartan bizlerin yaptığı en kolay iş olsa gerek.

 

“Allah katında din şüphesiz İslâm'dır.” Âl-i İmrân/3

 

Şüphesiz Ebu'l Beşer Adem de İslam üzerineydi, Nuh Nebi, Davut Peygamber, Musa aleyhisselam, Allah'ın Ruhu İsa ve yüceler yücesi Elçi Muhammed de (saa).

 

Ama onlar bizler gibi adetlere takılıp kalmadılar. Put Kıran İbrahim misali putları ve adetleri yıktılar. Adet ve ananeleri tarumar ettiler. Alışagelmiş olanları alışmışlardan söküp aldılar ve mutlu olmak isteyenleri hayrete saldılar.

 

Din Muhammedi dindir. Sünni-Şii değildir. Hanefi, Şafii, Maliki, Hanbeli, Alevi ve Caferi asla değildir.

 

İsmi Muhammedi olmayan dinden ancak ve ancak bugünkü saçmalıklar peyda olur.

 

İsmi Muhammedi olmayan bir din ancak ve ancak adetlere takılı kalır ve babaannelerin dediklerinden öteye geçemez.

 

İsmi Muhammedi olmayan bir din bir sıçrar, iki sıçrar ama üçüncüsünde bugünkü gibi bir hale yakalanır kalır.

 

Kalın sağlıcakla.

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Feylosof   15-03-2017 15:31

    Kısa ve Öz. Ama bir sonrakinde daha fazla detay verseniz ufkumuz da genişleyecektir şüphesiz. Kaleminize sağlık.

  • İbrahim    15-03-2017 15:11

    Çok güzel özetlemişsin günümüz durumunu...

  • Serkan Esmer    15-03-2017 11:06

    Azınıza yüreğinize sağlık ne güzel de anlatmışsınız