15 Aralık 2018 Cumartesi Saat:
11:33
29-01-2018
  

Yumuşak Güç (Soft Power)

Suriye ve Irak'ın Lübnan da olduğu gibi etnik ve dini kendine özgü bölgelere parçalanması İsrail'in batı cephesinde evleviyet arz eden hedefidir.

Facebook da Paylaş

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

Muhammed Taha Gergerlioğlu

 

A.B.D Merkez Kuvvetler Komutanı General David Patraeus, "Pentagon da verdiği brifingde özetle; İsrail in barış süreci konusunda ayak diremesinin ve A.B.D'nin İsrail'i koşulsuz desteklemesinin, hem A.B.D'nin Ortadoğu'daki askeri varlığına, hem de bölgesel çıkarlarına ters düştüğünü iddia etti. Bu doğrultuda yönetimden, İsrail'e karşı A.B.D'nin bölgesel çıkarlarına uygun politika yürütmesini  talep etti."

 
“Suriye ve Irak'ın Lübnan da olduğu gibi etnik ve dini kendine özgü bölgelere parçalanması İsrail'in batı cephesinde evleviyet arz eden hedefidir. Bir yandan petrol zengini, öte yandan dahili olarak kopuk bir Irak, İsrail'in hedefleri için bir aday olarak garanti edilmiştir. Irak'ın dağılması bizler için Suriye'nin dağılmasından daha da mühimdir. Irak, Suriye'den daha kuvvetlidir. Kısa dönemde, İsrail'e en büyük tehdit teşkil eden Irak, bir güçtür. Bir İran-Irak Savaşı Irak'ı parçalara ayıracaktır ve bize karşı geniş ölçekli bir cephede, mücadele etmeyi dahi örgütlemeden evvel, kendisi evinde çöküşe sebebiyet verecektir.”

(1980'lerde İsrail için bir Strateji” Oded Yinon,  Dünya Siyonist Örgütü yayınından 1982.)


 
2000’e doğru yeni bir İsrail stratejisi üzerine yazılan rapor da ise “İsrail kendi stratejik ortamını Türkiye ve Ürdün ile işbirliği içerisinde Suriye'yi zayıflatarak, frenleyerek, hatta geri adım attırarak şekillendirebilir. Bu teşebbüs, Suriye'nin milli ihtiraslarını bozma aracı olarak, Saddam Hüseyin'in Irak'ta iktidardan alaşağı edilmesi üzerinde odaklaşmalıdır.”

(Bariz bir çatlak: Alanı Güvenleştirmek için Yeni Bir Strateji” Douglas Feith; İleri Stratejik ve Politik Araştırmalar Enstitüsü, 1996.)


 
Amerikalı gazeteci Seymour Hersh
, İsrail'in, Irak'ın kuzeyinde Kürtlerle işbirliği içinde operasyonlar yaptığı, Kürt birliklerini eğittiğini, Türkiye'nin de bundan rahatsız olduğunu yazdı. Hersch, İsraillilerin burada Kürtlerle, çok endişe ettikleri İranlılar, nükleer konular ve Suriyelilere karşı operasyonlar başlattığını, ancak bu durumun İsrail'i, Türkiye ile karşı karşıya getirdiğini ifade etti. İsrail'in, Kuzey Irak'ta geçen yıldan beri Kürt komando birimlerini eğittiğini ve bu eğitimle İsrail'in en gizli komando birimi olan Mistaravim ile aynı kapasitede yetiştirildiğini söyleyen Hersch, Suriye'deki Kürtler ile Suriye askerleri arasında geçen sene Mart ayında ortaya çıkan ve 30 kişinin öldüğü çatışmalarda, İsrail istihbaratının rol oynadığına inandığını da anlattı.

 

[Körfez Savaşı sırasında Suudi Arabistan'dayım A.B.D kumanda merkezi olarak kullanılan otelin bir odasında dinlediklerim dehşet verici.


Amerikalı yarbay duvardaki harita üzerinde Türkiye'nin Güneydoğusunu ve Kuzey Irak'ı işaret ediyor. Avucunu o coğrafyada dolaştırırken şöyle diyor:


“Savaş bitecek. Amerika Irak'tan çıkacak. Giderken silahlarının büyük bölümünü bırakacak. Bunlar içinde ağır silahlar, roketler de olacak. Yöredeki Kürtler bu silahları alacaklar ve Türkiye'ye karşı kullanacaklar.Toprak isteyecekler. Türkiye, ya istedikleri toprağı verecek ya da vermeyecek ve savaşacak.”


Yarbay iyi derecede Türkçe konuşarak anlatıyor bunları. Kulaklarıma inanamıyorum. “Ya NATO ortaklığı ya ülkelerimiz arasındaki dostluk” diye soruyorum oralı olmuyor. Gene de bunun “Amerikalı yarbayın kendi fantezisi” olabileceğini düşünüyorum. Ama...


Birkaç dakika sonra bir başka odada gene Amerikalı bir rütbeliden aynı şeyleri dinliyorum. Bunun “bir mesaj olabileceğini” düşünüyorum.


Çünkü bu randevuyu bana ilk Dışişleri Bakanı ve o zamanki Suudi Arabistan Büyükelçimiz Yaşar Yakış, oradaki A.B.D Büyükelçisi ile konuşarak sağlamıştı.

 

A.B.D Büyükelçisi, A.B.D komutanıyla temasa geçmiş ve bu iki rütbeli subay tarafından verilecek kişisel brifing için davet edilmiştim.


Dönemin ABD Başkanı Bush Bağdat'a girmedi, Kuzey Irak senaryosunun uygulanma olanağı kalmadı. Ama...
1991'de dinlediğim o senaryonun 2010 Türkiye'sinde sahnelendiği kuşkusundayım. PKK o roketatarları, uzun namlulu ağır silahları, dockaları, tonlarca patlayıcıyı nasıl elde etmekte. 50-100 kişilik gruplar halinde askeri üstlere, karakollara saldıracak cesareti nereden alıyor?]

 

Güneri Civaoğlu, Milliyet Gazetesi 22 Haziran 2010


"Saddam Hüseyin yönetimi altındaki Irak, A.B.D'ye bir tehdit oluşturmuyordu. Irak'ı, A.B.D'nin Ortadoğu'daki en güçlü müttefiki İsrail'i korumak için işgal ettik."

Philip Zelikow, 11 Eylül Soruşturma Komisyonu Başkanı.


 
Laura Rozen, A.B.D'de Politica Gazetesi'nde yayınlanan makalesinde "Türkiye-İsrail ilişkileri bozuldukça, A.B.D Başkanı Barack Obama yönetiminin çıkmaza girdiği" yorumunda bulundu.


 
“Washington'daki algı, Ankara'nın değişken ve güvenilmez bir ortak haline gelmekte olduğu yönünde. Kongre de bazıları İsrail'le ilişkilerin bozulmasını, otoriter bir İslamcı hükümetin Doğu'ya kaymasının kanıtı olarak görüyor. Farklılıkları genelde kapalı kapılar ardında tutmaya özen gösteren Amerikalı yetkililer kuşkularını dile getiriyor. Ancak Türkiye'nin Ortadoğu'nun fırtınalı jeopolitiğinde öne çıkması sürpriz olarak görülmemeli. AB'nin Türkiye'nin müzakerelerini ilerletmek konusunda sergilediği gönülsüzlüğe duyulan kırgınlığın tezahürü değil sadece. Doğu'ya stratejik bir dönüş veya yeni İslamcı AK Parti'nin Müslüman ülkelere yönelik ideolojik bir meyli de değil. Erdoğan özgüvenli ve dinamik bir Türkiye'nin seçenekleri bulunduğunu ve Avrupa'nın arka bahçesi Ortadoğu'da nasıl kullanacağını unutmuşa benzediği ‘Yumuşak Güç’ konusunda uzman olduğunu göstermek istiyor.” 

 

DELPHINE STRAUSS/DAVID GARDNER Radikal Gazetesi (21 Temmuz 2010)

  
 
İslam hukukunda  bir kaide-i külliye vardır: "Şartlar değiştiğinde eski hal ve statü avdet eder.” Devletler hukuk undaki kaide ise, “Ara statü geçince, kalıcı statü geri döner” şeklindedir.


 
Tarih, ibret alınsa da; alınmasa da tekerrür ediyor. Kimi zaman müspet, kimi zaman da menfi istikamette tekerrür eder. Anlaşılan o ki tarih, bizden yana müspet olarak tekerrür ediyor.


 
“Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?

Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.”

 
M. Akif ERSOY

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler