22 Eylül 2018 Cumartesi Saat:
08:39

Zalime Beddua Müstahaktır!

13-01-2014 16:12


 

 

Son haftalarda medyada birinci fasıl olarak geçen beddua ve lanet kelimesi üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Acaba beddua etmek veya lanet etmek nefsi bir istek ve arzudan mı ibarettir yoksa insanoğlunun fıtratı gereği kötü olan, doğru olmayan veya İslam düşmanları için takınılması gerekilen bir tavır mıdır?

 

Bu konuda ilk olarak olaya toplum açısından baktığımızda kulağa hoş gelmeyen, karşıdaki insanı rencide edebilecek bir söz gibi görünmektedir. Fakat görüş açımızı değiştirdiğimizde, olaya akıl ve inanç perspektifinden bakıldığında bu kelimenin asıl olaraknereden kaynaklandığını düşünmeden edemiyoruz.

 

Beddua etmek veya lanet okumak insanoğlunun yaşamaya başladığı günden itibaren hayatının her alanında karşılaştığı olaylar karşısında sarf ettiği bir kelime olarak önümüze çıkmaktadır.Bu kelimeler toplum ve kültüre göre değişiklik sergileyebilir. Kimi yerlerde beddua kimi toplumda ahını almak ve kimi yerlerde ise lanet etmek diye geçmektedir. Fakat az bir teveccüh ile tüm bunların kök ve anlam açısından aynı şey kastedildiği belli olacaktır.

 

Nasıl ki tarihte yaşanan olaylar karşısında bir taraf mazlum olurken diğer taraf zalim olmaktadır. Bu durumda insanın vazifesi fıtratı gereği zalimden yana olmayıp mazlumdan yana olmayı tercih etmektir. Tarafını belli ettikten sonra fiili bir savunmadan aciz olduğu durumda ilk olarak kalben rahatsız olduğunu belirten cümleyi sarf edecektir ki o cümle beddua ve lanet kelimesinden başka bir şey değildir.

 

Konuya ilahi açıdan yaklaştığımızda Allah Teâlâ’nın yarattığı varlıklar içinde, insanların kendi iradesi ile farklı saflarda yer aldığını görmekteyiz.Kimisi mümin, Müslüman, salih ve mazlum olurken bunların mukabilinde ise kâfir, münafık ve zalim gibi insanlar olmaktadır. Bu durum karşısında Yaratıcı her mazlumlardan yana olmuş ve zalimlere karşı tutumunu sert bir dille lanet olarak onlara bildirmiştir. Kısacası yaratıcının kendisi lanet kelimesini kullanıyor yaratılan insanoğlu ise yine Allah’a tabi olup onun kullandığı ve aynı anlamı taşıyan farklı kelimeler üretiyor. Beddua veya lanet etmek gibi sözler..

 

“İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah, hem de bütün lanet ediciler lanet eder.” (Bakara 159)

 

“şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır.” (Ahzap 57)

 

Söz şimdi burada, biz şimdi lanet edelim mi etmeyelim mi?

 

Eğer bizler bir konu üzerinde konuşacak isek ilk önce o konunun kıstaslarını belirlememiz gerekmektedir. Bizler Müslüman olduğumuz için ilk önce penceremizi İslam’ın ana kaynağı olan Kuran’a doğru açıyoruz.

 

Yukarıdaki ayetler ışığında sabit olan şey lanet etmek fiilinin var olduğu ve bu fiilin kıyamete kadar devam edeceği, Allah tarafından açıklanan kaçınılmaz bir gerçektir. Ayetten ilk anlaşılan bilgiye göre hem Allah lanet etmiş ve hem de lanet ediciler lanet etmiştir. İkinci bir nokta lanet hem bu dünya için kullanılmış ve hem de ahiret için kullanılmıştır. Bizler bir Müslüman olarak kendi inandığımız kutsal değerlerin böyle emirlerine karşı tavrımız açık seçik ortadadır. Görevimiz Allah’a ve göndermiş olduğu Kuran’a uymaktır.

 

Bazı Müslüman düşünürler lanet etmeyi uygun görmeyip Peygamber efendimizin rahmet peygamberi olduğu için,bizlerde o hazrete tabi olduğumuz için insanlara lanet etmek söylemini yanlış bulmaktadırlar. Diğer bir kesim ise kâfire, münafığa, içki içene, faiz yiyeni vs. lanet etmek caizdir hükmünü vermişlerdir.

 

Üçüncü bir kesim ise İslam dininin öğretileri gereği Allah’ın dostu ile dost olmak ve Allah’ın düşmanı ile düşman olmak esasından dolayı lanet etmeyi ilke edinen kesimdir.

 

Kuran ve sünnet ışığında tarihin ilk başlangıcından bu yana ve yaşamın devam ettiği ve kıyamete kadar devam edeceği bir husus üçüncü kesimin savunduğu Allahın dostuyla dost olmak ve düşmanı ile düşman olmak ilkesidir. Bu olay akıl ve mantık çerçevesinde ele alındığı zaman bireyin ve şahsın fiili vazifesini tayin ettiği konudur.

 

Bu konuda şahıs ve bireyler ya kendi düşünce ve esaslarına göre yaşayıp kendi sorumluluklarının cevabını verecekler veya yüce yaratıcıya tabi olup onun emir ve yasaklar çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirecektir.

 

Her aklı salim insan elbette hiç tereddütsüz ikinci şıkkı tercih edecektir. Zira mead yani kıyamet inancı taşıyan herkes Allah’ın emirleri karşısında itiraz edilmeyeceğini bilir.

 

Bundan dolayı kutsal kitapta açıkça Allah zalimlere lanet etmiştir. Bu zalimler sadece o zaman da yaşayan zalimler değil belki tüm zaman ve mekânlar da ki zalimleri de kapsamaktadır. Günümüzün Emperyalist ve Siyonist sistemlerinin başlarında oturan zalimleri de kapsamaktadır. Diğer taraftan bir insana, hatta bir varlığa yapılan zalimliğide kapsamaktadır.

 

Buna göre vahyin beyanınca belirlenen noktada laneti dile getirmek aslında insanlık borcudur. Zira bunu yapmamak Musa ile Firavunu, Hüseyin ile Yezidi bir tutmaktan başka bir şey değildir. Bu davranışı savunmanın kendisi de lanet etmek sözünden daha büyük zulüm yapmış olur.

 

 

Oğuz Uçum

[email protected]

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
  • Mehmet Bekir Birden   06-03-2017 14:17

    Çok güzel bir yazı olmuş, teşekkürler. Pek çok açıklama mazlumun sessizliğinin daha evla olduğunu söylüyor, oysa hiçbir zulme rıza gösterilmemeli, sessiz kalınmamalı.