23 Eylül 2018 Pazar Saat:
11:51
15-08-2018
  

Zamanı Diri Tutmak: Dua ve Zikir

Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.

Facebook da Paylaş

 

 

 

Ehlader Araştırma Bölümü

 

 بِسْمِ اللّٰهِ الْرَحْمٰنِ الْرَح۪يمِ

 

وَ اِذَا سَأَلَكَ عِبَاديِ عَنِّي فَاِنِّي قَرِيبٌ اُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِي فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ 

 


Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla


“Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” Bakara/186 

 

Kulluk faaliyetlerinin en önemlilerinden biri de duadır. Dua; seslenmek, yardıma çağırmak, Allah’a yalvarmak, dilekte bulunmak demektir.

 

Dua; “insanın Allah'ın yüceliği karşısında aczini itiraf etmesine, sevgi ve tazimle O’nun lütuf ve ihsanını istemesine ve bu amaçla icra edilen ibadet şekline” denir. Zaman ise, kişiye verilmiş büyük bir emanet ve nimettir. Dua ve zikirle mümin, zamanını diri tutar. Her anının dolu dolu geçmesi için çalışır, zaman israfından kaçınır.


Dua, Allah ile kul arasında kuvvetli bir bağdır. Dua insanın şuurunda Allah inancının canlı ve devamlı kalmasını sağlar. İnsanın günlük meşgaleler içerisinde Rabbi Allah’la olan irtibatı zayıflayabilir. Kişi bulduğu her fırsatta Rabbine dua ederek Allah ile iletişim kurar. Böylece Allah inancı şuurunda canlı olarak kalır. Duadan ve zikirden uzak kalmak, kişinin yaratıcı ile irtibatının zayıflamasına, bunun sonucunda da dini hayatında gevşekliğe sebebiyet verir. Özellikle günümüz şartlarında gönüllerimizi kirletecek o kadar etken arasında duanın önemi daha da artmış bulunmaktadır. Dua ile yaşamak, Allah’ı görüyormuş gibi yaşamaktır.

 

Unutmayalım ki her ne kadar biz Allah’ı görmesek de O bizi görmektedir. Allah Kur’an’ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır.

 

“Kullarım beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.”[1]


Dua insana yüce bir varlığa dayanma duygusu içerisinde güven ve huzur verir. Dua ile kişi her şeyi işiten, her şeyi bilen, her şeyi gören, her şeyden haberdar olan, her şeye gücü yeten, dertlere derman olan, sıkıntıları gideren, huzur ve mutluluk veren, sevgi ve rahmet kaynağı olan Cenab-ı-Allah’ın sevgisine ve ilgisine mazhar olur. Bu bakımdan dua ile yaşamak, huzur içinde yaşamaktır. 


Bir insanın Allah’a iman ettiğini gösteren önemli alametlerden bir tanesi de duadır. Dua, insanın kibirlenmeden vazgeçip Allah’ın mutlak kudreti karşısında boyun eğmesidir.

 

Dua eden insan, kendisinin aciz ve zayıf bir kul olduğunu, istediklerini kendi başına yerine getiremeyeceğini ve bunları ancak kendisine Allah’ın verebileceğini kabul etmiş olur.

 

Dua, Allah’a kul olmanın en saf, en temiz, en samimi ifadelerindendir. Bu sebeple Hz. Peygamber bir hadis-i şeriflerinde, “Dua ibadetin özüdür” buyurmuştur.

Peygamber Efendimizin dua ile alakalı birkaç hadis-i şerifi de şöyledir:

 

“Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.”

 

“Dua ettiğiniz zaman kabul olunacağına inanarak dua edin. Bilmiş olunuz ki, gafletle yapılan duaları Allah kabul etmez.”

 


[1] Bakara/186

 

 

Facebook da Paylaş
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !
Kategorideki Diğer Haberler